XVII ve XVIII. Yüzyılda Osmanlı Devleti’nde Meydana Gelen Değişmeler Nelerdir?

XVII ve XVIII. Yüzyılda Osmanlı Devleti’nde Meydana Gelen Değişmeler Nelerdir?

YÜZYILDA OSMANLI DEVLETİ

Sultan Süleyman divana katılmaz ancak işler hususunda bilgi sahibi olurdu. Onun huzuruna çıkmak kolay olup her zulüm gören hâlini ona arz eder ve padişah nice hâllere vâkıf olurdu.

Nedimler ve padişahın yakınları, Sultan Murat Han’ın ilk zamanlarına kadar güngör- müş, işten anlar, fikir sahibi, iyilik düşünen akıllı kimseler idi. Veziriazamlık, bir ulu ma­kamdı ve sebepsiz azlolunmazdı.

Eski zeamet ve tımar kimseye arpalık, has ve paşmaklık olmazdı. Tımar sahipleri devletin iyiliğini isteyen temiz ve inzibatlı bir taife idi. Hepsi baba ve dedelerinden kalma dirliğine sahipti. Yararlılığı görülmeyenin maaşı artırılmazdı. Seferlerde yararlılık ve bahadırlık gösterenler zeamete hak kazanırdı.

Tımar erbabının zeamet ve tımarları olan sancaklar dışında oturmaları yasaktı. İstanbul’dan kimseye dirlik verilmezdi. Eğer beylerbeyi yolunu bulup ehliyetsiz bir kimseye tımar verirse hak sahibi olanlar, İstanbul’a gelip şikâyet ederlerdi. O beyler­beyi de makamından azlolunurdu.

YÜZYILDA OSMANLI DEVLETİ

Padişahın yönetimde başarılı olması için yetişmiş vezirlere ve harbi kazanacak askerlere ihtiyaç vardır. Tanrı’nın emaneti olan reayanın güven ve rahatını, dirlik ve düzenliğini korumaya çalışan, dindar, doğru ve akıllı bir veziri tam yetkiyle vekil tayin olunmalı ve hükumet işlerinde tam bağımsız kılınmalıdır. Bu veziriazam da çok çalışarak halkın durumlarını iyileştirmeli haksızlıkları ve kötü usulleri ortadan kaldırmaya çok çaba harcamalıdır.

Veziriazamın padişahla olan işlerine ve sırlara ilişkin konularda vezirler bile bilgi sahibi olmamalıdır… Özellikle sadrazam o makama şeref veren devletli, halktan para cezası ve rüşvet adıyla mal toplamak sevdasına düşmemelidir. Ve veziriazam ya­kın ve tarafsız kimselerden sorarak devlet hizmetini hak eden fakir ve güçsüzlere me­muriyetleri vermelidir.

Taşraya gönderilen buyrukların yerine getirilmesinde dikkat gösterilmeli. Güvenilen bir kadı ve vali tavsiyesi olmadıkça dilekçe ile vazifeler verilmesi, uygun ve beğenilir bir iş değildir. Haksızlık ihtimali çoktur.

Yukarıdaki metinleri inceleyiniz.

  • Osnıanlı devlet teşkilatındaki bozulmaların sebeplerini tespit ediniz.
  • Osnıanlı Devleti’nin hangi alanlarda ıslahatlar yapması gerektiğini belirtiniz.

Osmanlı Devleti’nin en parlakzamanını oluşturan Kanuni Devri, aynı zamanda Osmanlı devlet düzeninde bozulmaların da başladığı dönem olmuştu. Bu dönemde mevcut kanunlara riayet edilmemesi daha sonraları devlet düzenini bozacak suistimallere yol açtı. Tımarların rüşvetle alınıp satılmaya başlanması, sadarete ve serdarlığa usulsüz atamaların yapılması bu döneme ait usulsüzlüklerden bazılarıydı. Kanuni’den sonraki padişahlar yönetimi daha çok veziriazamlara bıraktı.

Avrupa’da Rönesans’la birlikte bilim ve teknik alanında sağlanan gelişmeler sonucunda teknolojik silahlarla donatılan AvrupalI ordular, Osmanlı Devleti’ne karşı askerî başarılar elde etti. Bu da Osmanlı Devleti’nin askerî, siyasi ve ekonomik alanda gerilemesinde etkili oldu.

XVI. yüzyıl sonlarından itibaren dirliklerin usulsüz olarak verilmesi tımar sisteminin bozulmasına sebep oldu. Buna bağlı olarak toprak yönetimi, zirai üretim, eyalet orduları ve iç güvenlikte aksaklıklar görüldü. XVII. yüzyılda tımarlı sipahi­lerin geri hizmetlere alınması üzerine taşradaki asker ihtiyacı vezir ve valilerin maiyetlerindeki “saruca-sekban” ve “levend” gibi derme çatma, nizamsız kuvvetlerle karşılandı.

Sadece savaş döneminde maaş alan bu askerler, boş kaldıkları zamanlarda isyan çıkarıp bölgede huzursuzluklara neden oldu.

Osmanlı Klasik Dönemi’nde taşra yönetici ve görevlileri merkezden atanmış, mülki, askerî, adli ve mali konularda ayrı ayrı görevlendirilip görev ve yetki sınırları belirli kurallara bağlanmıştı.

Böylece ülkede güçlü bir merkezî otorite oluşturulmuştu. Ancak daha sonraki dönemlerde taşrada vazifelendirilen mültezim, mütesellim ve âyan gibi görevlilerin bulundukları yerlerde siyasi bir güç elde etmeleriyle Osmanlı merkezî otoritesi sarsıldı.

Osmanlı Devleti’ndeki merkez ve taşra teşkilatında görülen bozulmalar XVII. yüzyıldan itibaren gittikçe artarak devam etti. Ülke içindeki sorunları Klasik Dönem devlet düzeninin tam olarak uygu- lanamamasına bağlayan devlet adamları, bu bozulmaları önlemek ve askerî başarısızlıklara son vermek için ıslahatlara yöneldi. Ancak istenilen sonuç alınamadı.

XVIII. yüzyılda sadrazamın güçlenmeye başlamasıyla divan, Babıali’de (sadrazamın konağı) toplanmaya başladı ve görüşülen konular toplantı sonrasında padişaha sunuldu. Yine bu dönemde divana bağlı olan kalemiye önem kazandı ve bu sınıfın başı olan reisülküttap bu yüzyılda yetkilerini genişleterek hariciye işlerini (dışişleri) yürütmeye başladı. Bu yüzyıldan itibaren askerî alanda Avrupa’dan geri kaldığını anlayan Osmanlı Devleti, çareyi Batılı kurumları örnek alan ıslahatlar yapmakta buldu. Lale Devri’nde Sadrazam Damat İbrahim Paşa ile başlayan ıslahatlar III. Selim zamanında farklı bir ivme kazandı.

III. Selim zamanında idari yapılanmada bazı değişiklikler görül­dü. Atamalarda rüşvet ve iltimasın önüne geçmek için valilerin, bizzat padişah ve onun birinci derecedeki yardımcısı tarafından seçilmesine çalışıldı. Ancak istenilen sonuç elde edilemedi.

Dış politikada denge siyaseti uygulanarak Viyana, Paris, Londra ve Berlin gibi diplomatik ağırlığı olan Avrupa başkentlerinde daimi elçilikler açılarak bu yeni politikayı yürütecek dış işleri kadrolarının oluşturulmasına başlandı.

1807’de III. Selim’in tahttan indirilmesiyle onun döneminde yapılan reformlar da sona erdi.

III. Selim Avrupa usulü ordu tanzim ve tertip edilirse devletin kurtulacağına, ulema ise bunun devleti yıkacağına inanıyordu.

İngiltere de Osmanlı Devleti’nin Fransa’dan öğretmenler ve askerî danışmanlar getirmesinden endişelenmişti. Aşağıda bu konularla ilgili örnekler yer almaktadır.

Islahatlara içten ve dıştan gelen tepkilerin yer aldığı aşağıdaki metinleri okuduğunuzda bu tepkilerin sebepleri hakkında neler söyleyebilirsiniz?

  • Batılı devletler, Sanayi Devrimi’ni gerçekleştirdi.
  • Sanayi Devrimi köklü sosyo­ekonomik değişimlere sebep oldu.
  • 1789 Fransız İhtilali’nin getirdiği yeni fikirler tüm dünyaya yayıldı.
  • yüzyıl boyunca Rusya, Avusturya-Macaristan İmparator­luğu, İngiltere ve Fransa gibi güçlü devletler Osmanlı’yı hedef alan poli­tikalar yürüttü.

ISLAHATLARA İÇ TEPKİLER

“Askere setre pantolon giydirip imanına halel getiren; önlerine muallim diye Frenkleri düşüren bir padişaha elbette Allah tevfikini çok görür. Hadimülharemeyn unvanı­na liyakati olmadığı ve bu suretle meydana çıkarır… Efendi şimdi ne yeniçeri var ne de sipahi! Cümlesi başı şapkalı Frenk oldu!..”

ISLAHATLARA DIŞ TEPKİLER

Türkiye’deki ıslahat karşıtı hareketlere İngiltere’de katıldı. O sırada İngiliz donanması İstanbul önlerine gelmişti. İngilizler, şu tür dedikodular yaydılar: “Padişah İngiliz ve Ruslarla anlaştı. Yeniçeriler ortadan kaldırılacak. Donanma bu iş için geldi. Yeniçeriler yerine Nizam-ı Cedit askerleri geçecek.”

BİR SAATİN ÇARKLARI

Devlet bir bütündür; onu meydana getiren sosyal kurumlar bir saatin çarklarına benzer; devlet işlerinin yürütülmesi için bu çarkların iyi işlemesi gerekir. Bir çarktaki aksaklık diğerlerini de bozar.

Bu tesadüfün ilham ettiği bir benzetiş değildir. Aynı kanaat çeşitli vesilelerle tekrarlanır. Hatta denilebilir ki bu tespit bütün teşhislerin temelinde yer alır, tavsiye edilen reform tedbirlerinin genişliğini ve bütünlüğünü de açıklar. Osmanlı Devleti’nde bir görev farklılaşması vardır. Bunlar birbirlerini denetlemez, tamamlar.

Bir Cevap Yaz.