Türkiye’nin Gölleri ve Özellikleri Nelerdir?

TÜRKİYE’NİN GÖLLERİ

Bir Türkiye fiziki haritasını incelediğinizde hangi doğal ve yapay gölleri (barajları) görüyorsunuz? Türkiye’nin doğal göller bakımından çok zengin bir ülke olduğunu söyleyemeyiz. Türkiye’de göllerin kapladığı alan da fazla değildir. Ancak ülkemizde kıyılardan dağların zirvelerine kadar birçok göl tipi görmek mümkündür. Türkiye’nin yer şekillerini de düşünerek bu durumun nedenlerini arkadaşlarınızla belirleyiniz.

Ders Dışı Etkinlik

Altta isimleri verilen Türkiye’nin başlıca göllerini ve barajlarını, atlaslarınızdan yararlanarak bulunuz ve bunları aşağıdaki harita üzerine yerleştiriniz.

Göller: Acıgöl, Akşehir, Bafa, Beyşehir, Burdur, Büyük Çekmece, Çıldır, Eğirdir, Erçek, İznik, Manyas (Kuş), Nemrut, Ulubat, Sapanca, Suğla, Tuz, Van.

Barajlar: Altınkaya, Atatürk, Demirköprü, Hasan Uğurlu, Hirfanlı, Karakaya, Keban, Seyhan.

a. Göl Sularımızın Özellikleri

Türkiye’de bulunan göllerin önemli özelliklerinden biri, sularının kimyasal yapısındaki farklılıklardır. Göllerimizin önemli
bir kısmının (Ulubat, Manyas gölleri gibi) suları tatlıdır. Bunun en önemli nedeni, bu göllerimizin açık havzaya sahip olmalarıdır. Bir akarsu vasıtasıyla fazla sularını dışarıya gönderen göllerin suları tatlıdır. Kapalı havzalar içerisinde yer alan ve
sularını dışarıya gönderemeyen göllerin suları ise sodyum klorürlü (Tuz Gölü gibi), sodalı (Van Gölü gibi), sodyum sülfatlı (Burdur-Acıgöl gibi) olabilir. Kapalı havzalarda yer alan göl sularının farklı kimyasal yapıya sahip olmalarının nedeni, bulundukları bölgenin jeolojik yapısıyla doğrudan ilişkilidir.

Fotoğraf 7.18: Sapanca Gölü (Kocaeli-Sakarya il sınırı)

b. Oluşumlarına Göre Göllerimiz

Türkiye’nin büyük gölleri genellikle tektonik kökenlidir. Kıvrılma ve kırılma hareketleri sırasında oluşan çukur alanlarda suların birikmesi sonucunda meydana gelen tektonik göllere Tuz, Burdur, Eber, Akşehir, İznik, Sapanca (Fotoğraf 7.18), Ulubat, Manyas gibi göllerimizi örnek olarak verebiliriz. Karstik bölgelerde kalker ve jipsli arazilerin yaygın olduğu alanlarda, erimeler sonucunda oluşan çukurluklarda suların birikmesi sonucu oluşan göllere karstik göller adı verilir. Genelde kapladıkları alanlar küçüktür. Türkiye’nin karstik alanlarını düşündüğünüzde bu tip göllerin en çok hangi bölgelerimizde görülmesi beklenir? Arkadaşlarınızla tartışınız.

Fotoğraf 7.19: Nemrut Gölü (Bitlis)

Volkanik etkinlikler sonucu meydana gelen göllere ise volkanik göller adı verilir. Bitlis il sınırları içerisindeki Nemrut volkanik dağının geniş krateri (kalderası) içerisinde suların birikmesiyle oluşan Nemrut Gölü (Fotoğraf 7.19) ile volkanik gaz patlamaları sonucu oluşan Konya Karapınar’daki Meke Maarı içerisinde suların birikmesiyle oluşan Meke Gölü (Fotoğraf 7.20) volkanik göllerimize örnektir.

Fotoğraf 7.20: Meke Gölü (Konya-Karapınar)

IV. jeolojik zamanın başlarında yüksek dağlarımızda oluşan buzullar, sirk adı verilen çukurları oluşturmuştur. Buzullar eridikten sonra bu çukurların sularla dolmasıyla buzul (sirk) gölleri meydana gelmiştir. Kapladıkları alan çok azdır. Kaçkar, Doğu Toroslar ve Hakkâri Dağları gibi dağlarımızın yüksek kesimlerinde sirk göllerini görmek mümkündür (Fotoğraf 7.21).

Fotoğraf 7.21: Ovit Gölü (Kaçkar Dağları-Rize)

Ülkemizde farklı doğal olayların etkisiyle oluşmuş set gölleri de görülür. Heyelan olayının en yaygın olduğu Karadeniz’de yer alan Tortum, Sera, Sülük, Abant ve Yedigöller heyelan set göllerimizdir. İstanbul’daki Büyük Çekmece, Küçük Çekmece ve Terkos Gölleri kıyı set, Doğu Anadolu’daki Nazik ve Erçek gölleri volkanik set, Ankara’daki Eymir ve Mogan gölleri ile Muğla’daki Köyceğiz Gölü (Fotoğraf 7.22) ise alüvyal set göllerine örnektir.

Fotoğraf 7.22: Köyceğiz Gölü (Muğla)

Bazı göllerimizin oluşumunda ise birden fazla faktör aynı derecede etkili olmuştur. Bu tip göllere ise karma yapılı göller adı verilir. Türkiye’nin en büyük gölü olan Van Gölü hem tektonik hem de volkanik olayların etkisiyle oluşmuştur. Eğirdir ve Beyşehir göllerinin oluşumunda da tektonik ve karstik olaylar etkili olmuştur.

Fotoğraf 7.23: Karakaya baraj gölü ve hidroelektrik santrali (Elazığ-Malatya il sınırı)

Göllerimizin bir kısmı ise insan eliyle oluşturulmuş yapay göllerdir. Baraj adı verilen bu yapay göller, içme ve kullanma suyu sağlanması ve elektrik enerjisi elde etmek amacıyla kurulmuştur. Türkiye’nin en büyük barajları genelde büyük nehirlerimiz üzerinde bulunmaktadır. Fırat Nehri üzerindeki Atatürk, Keban ve Karakaya (Fotoğraf 7.23), Dicle Nehri üzerindeki Devegeçidi ve Ilısu, Kızılırmak üzerindeki Hirfanlı ve Altınkaya, Büyük Menderes Nehri üzerindeki Adıgüzel ve Kemer, Ceyhan Nehri üzerindeki Aslantaş ve Menzelet, Seyhan Nehri üzerindeki Seyhan, Sakarya Nehri üzerindeki Sarıyar, Gediz Nehri üzerindeki Demirköprü ve Yeşilırmak üzerindeki Almus ve Hasan Uğurlu barajları en önemli baraj göllerimizdir.

Fotoğraf 7.24: Abant Gölü (Bolu)

c. Göllerimizin Ekonomiye Katkıları

Göllerimiz de aynı akarsularımız gibi çevresinde yaşayan insanların sosyal ve kültürel hayatları ile ekonomik faaliyetlerini etkilemektedir. Türkiye’deki doğal göllerin ekonomik anlamda çevrelerine en büyük katkıları turizm ve balıkçılık sektörlerindedir. Birçok gölümüzün çevresinde kurulan turistik tesisler, özellikle sonbahar ve kış aylarında ziyaretçilerine unutulmaz görüntüler sunmaktadır. Abant (Fotoğraf 7.24), Uzungöl, Sera Gölü gibi birçok gölü bu duruma örnek olarak
verebiliriz. Hatta Manyas (Kuş) Gölü ve Yedigöller gibi bazı göllerimiz millî park yapılarak koruma altına alınmıştır. Bir kapalı havza içerisinde yer alan Tuz Gölü’nün suları tuzludur. Kurak yaz aylarında, şiddetli buharlaşma sonucunda yüzeyde biriken tuz mineralleri, Türkiye’nin tuz ihtiyacının büyük bölümünü karşılamakta ve ülke ekonomisine katkı sağlamaktadır (Fotoğraf 7.25).

Fotoğraf 7.25: Tuz Gölü’nden yaz aylarında tuz elde edilir.

Tatlı sulu göllerimizde, balıkçılık en önemli ekonomik faaliyetler arasındadır. Türkiye’nin en büyük gölü olan Van Gölü’ne dökülen akarsu ağızlarında balıkçılık yapılmakta ayrıca Bitlis’in Tatvan ilçesi ile Van il merkezi arasında feribot seferleri düzenlenmekte böylece bölgenin ulaşım faaliyetlerine katkı sağlanmaktadır. Baraj göllerimiz ise tarımda sulama, elektrik enerjisi sağlama, balıkçılık ve turizm gibi birçok alanda ülke ekonomisini ve yöre halkının sosyokültürel özelliklerini etkilemektedir. Örneğin Atatürk Baraj Gölü, bölgedeki her türlü etkinliği şekillendirmeye başlamıştır. Su sporlarının bölgede yaygınlık kazanması bu duruma bir örnektir. Göl ve barajlarımızın başka hangi ekonomik etkinlikleri ve sosyokültürel özellikleri etkilediğini arkadaşlarınızla tartışınız.

Bir Cevap Yaz.