Türk İslam Devletlerindeki Kurulan Medreseler Hangileridir?

Türk İslam Devletlerindeki Kurulan Medreseler Hangileridir?

BİR MEDRESE VAKFİYESİ

Medresede bilim ve din adamları için toplantı yeri olacak, cami, çalışma odaları, kütüphane; halk için Kur’an-ı Kerim okuma salonu, öğretmen ve öğrenci odaları, bir avlu, bir bahçe bulunacaktır.

Medresenin “fakih” denen bir müderrisi bulunacak, kendisine ayda 300 dirhem maaş verilecektir.
Öğrencilerin tümüne ayda 1500 dirhem maaş verilecektir. Bu para, müderrisin görüşü alınarak onlar arasında eşit veya farklı biçimde dağıtılabilecek, ya da bazılarına hiç maaş verilmeyecektir. Fakat en yüksek öğrenci maaşı ayda 30 dirhemi geçmeyecektir. Öğrencilere maaşlarını dağıtana ayda 50; Kur’an-ı Kerim öğreten öğretmene 100; Kur’an-ı Kerim okuyan ve duaları bilen okuyucuya ayda 125 dirhem, medresenin hizmetlerini yerine getiren görevlilerine 50 dirhem verilecektir. Ayrıca bir bekçi ve bir de kütüphaneci bulunacak, onların da her biri ayda 50 dirhem alacaktı.
Prof. Dr. Yahya AKYÜZ, Türk Eğitim Tarihi, s. 22-23 (Düzenlenmiştir.).

Yukarıdaki metni dikkate alarak aşağıdaki soruları cevaplayınız.
• Bumedresede öğrenciler için hangi kolaylıklar sağlanmıştır?
• Günümüz eğitim sistemi ve kurumlarıyla karşılaştırma yaparak benzerlik ve farklılıkları tespit ediniz.
• Maaş miktarının eşit ya da farklı biçimde dağıtılmasının amacı nedir?

İlk Türk devletleri döneminde düzensiz ve sistemsiz olan eğitim-öğretim çalışmaları, Türk-İslam devletlerinde medreselerde yapılmaya başlandı. Medreselerin kuruluşunda Uygurlar Dönemi’nde tapınaklarda yapılan eğitimin etkisi vardır. Ayrıca Türklerin İslam dinini kabul etmeleri ve diğer İslam devletlerindeki “Darül Hikme, Beytül Hikme ve Darül İlim” adlı eğitim-öğretim kurumlarının da etkisi oldu.

Türk-İslam eğitim kurumları olan medreseler, Karahanlılar zamanında yapılmaya başlandı. Dönemin ilk medresesi Semerkant’ta Tabgaç Buğra Han tarafından kuruldu. Bu kurumların oluşturulmasında Uygurlarda başlayan tapınaklardaki eğitim çalışmalarının yanı sıra, İslamiyet’i yeni kabul eden Türk boylarının inançlarının pekiştirilmek istenmesi etkili oldu. Gazneliler Dönemi’nde de medreseler kurularak eğitim-öğretim faaliyetinde bulunmuşlardır.

Medreseler; cami, kütüphane, genel eğitimin verildiği oda, çalışma odaları, halkın ders dinlemek üzere katılabileceği çalışma salonları, öğrencilerin ve öğretmenlerin kalacağı odalar ile dinlenme alanlarından oluşmaktaydı. Böylece öğretmen ve öğrenci arasında gerçekleşen eğitim çalışmasına halkın da katılımı sağlanmıştı. Medreselerin fiziki yapısı da eğitimin sağlıklı bir şekilde yürütülmesine ve burada bulunanların rahat bir ortamda çalışmasına uygun hâle getirilmişti.

Karahanlılarda medresenin yöneticilerine “fakih” öğretmenlerine “müderris” denilirdi. Medrese müderrisinin ve yöneticisinin seçimi Semerkant’taki ilim adamlarınca gerçekleştirilmekteydi. Bu uygulama ile eğitim kurumlarının dış etkilerden uzak tutulması, akademik özerklik ve özgürlüklerinin sağlanması bakımından önemliydi. Öğrencilere verilen burslarla onların sadece eğitime odaklanmaları sağlanmaktaydı.

Medrese çalışanlarına verilen ücretler yaptıkları işe göre belirlenmekteydi. Medreseye vakfedilen gelirin ekonomik şartlardaki değişimden olumsuz etkilenmemesi amacıyla gerekli tedbirler de alınmaktaydı.

Kendinden önceki eğitim kurumlarını örnek alarak daha da geliştiren Büyük Selçuklular, ileri bir düzeyde eğitim sistemi oluşturmuşlardı. Bu dönemde eğitim çalışmaları; okuma-yazma, temel dinî bilgiler ve Kur’an-ı Kerim öğretimi ile başlamaktaydı. Planlı, programlı ve kurumsal nitelikte olmayan bu eğitim, cami ve mescitlerde yapılmaktaydı.

Büyük Selçuklular Karahanlılar ve Gazneliler dönemlerinde açılarak faaliyet gösteren medreseleri geliştirdiler. İlk Selçuklu medresesi Tuğrul Bey tarafından Nişabur’da açıldı. Nizamülmülk tarafından ilki Bağdat’ta kurulan Nizamiye Medresesi Türk eğitim tarihinde bir dönüm noktası oldu. Önceki dönem medreselerinin süreklilik göstermemesi, sistemli bir yapı ve eğitim programlarının olmaması gibi olumsuzluklar giderilerek medrese eğitimi kurumsallaştırıldı.

Yukarıdaki medrese krokisi ile tabloda verilen derslere göre medreseleri eğitim ve kurumsal açıdan değerlendiriniz. Ayrıca bu kurumların günümüz eğitim-öğretim kademelerinin hangisine denk olabileceğini tartışınız.

Nizamiye Medreselerinin Kuruluş Amaçları:

  • Selçuklu topraklarında yıkıcı ve bölücü faaliyetleri önlemek için bilim insanı yetiş­tirerek fikre fikir ile karşılık vermek,
  • Genişleyen devletin yönetim kademeleri için memur yetiştirmek,
  • Din adamı ihtiyacını karşılamak ve Oğuzların İslam inançlarını pekiştirmek,
  • Bilim insanı yetiştirmek ve onların bilgilerinden devlet ve ülke yararına faydalanmaktır.

Prof. Dr. Yahya AKYÜZ, Türk Eğitim Tarihi, s. 44.

Nizamiye Medreselerinde hukuk, din ve dil eğitimi ağırlıklı bir program uygulanmaktaydı. Tıp eğitimi hastane-tıp okulu niteliğindeki “bimaristan” ve “darüşşifa”larda yapılmaktaydı. Heyet (astronomi bilimi) eğitimi ise rasathanelerde verilmekteydi. Medresede bulunan derslerin sayısı, içeriği ve tüm medrese birimleri incelendiğinde bu kurumların dönemin ilk üniversitesi niteliğinde olduğu ortaya çıkmaktaydı.

Nizamiye Medreselerinde eğitim, vakıf ve devlet yardımları ile ücretsiz hâle getirilmesi isteyen herkesin bu hizmetten yararlanabilmesini sağladı. Her yaşta insana öğrenci olma imkânı verildiği gibi öğrenciler istedikleri dersi ve öğretmeni de seçebiliyorlardı.

Medreselerdeki öğrencilere eğitim gördüğü yerde barınma imkânı da sağlanmaktaydı. Ayrıca öğrencilerin tüm ihtiyaçlarını karşılamaya yetecek miktarda burs verilmekteydi.

Medreselerde eğitim dili Arapçaydı. Bu öğretim kurumlarında ders veren müderrisler “bilimsel yeterlilik” ilkesiyle seçilmekteydi. Müderrislerin bilimsel çalışmalarında bağımsız olabilmelerini sağlamak maksadıyla görev süreleri ömür boyu olarak belirlenmişti. Medreselerde zaman zaman eğitim vermek üzere uzman kişilerden de yararlanılmaktaydı. Böylece öğrencilerin medrese dışında etkinlik gösteren bilim insanlarından bilimsel olarak yararlanmaları sağlanmaktaydı.
Medreselerden başarı ile mezun olanlara meslek ruhsatı anlamına gelen “icazetname (diploma)” verilirdi. Meslek ruhsatını alanlar ilgili mesleklerde çalışmalarına başlardı. Bunlardan bir bölümü devlet memuru olurken diğerleri farklı meslek gruplarını (hukukçu, müderris, din adamı) oluşturmaktaydı.

NİZAMİYE MEDRESELERİ MÜDERRİSLERİ

Nizamiye Medreselerinde müderrislik yapabilmek için önceden müderris olarak çalışmış olmak gerekmektedir. Ders vereceği alanda kendini ispat etmiş olma veya bir müderris tarafından referans verilmesi şart koşulmuştur.

Müderrislerin atanması, vezir ya da hükümdar emriyle olmaktadır. Böylece eğitim verecek kişilerin atanması devletin en üst makamlarının kontrolünde olmaktadır. Atanmaları ömür boyu olarak yapılan müderrislerin ilmî çalışmalarında yönetim karşısında tam bağımsız olması ve gelecek endişesi olmadan çalışması sağlanmıştır. Bununla birlikte müderrislerin çalışma süreleri kendi iradelerine bağlı olarak belirlenebilmektedir.

Müderrislerin ders verirken kullandıkları siyah cübbe ve sarıktan oluşan özel kıyafetleri bulunmaktadır. Bu özel kıyafet, kişinin ders vermeye yetkili olduğunun işaretidir; fakat görevlerinden ayrılmaları durumunda cübbe ve sarığın iadesi gerekmektedir.
Prof. Dr. Sebahattin ARIBAŞ, Dr. İbrahim GÖRÜCÜ, “İslamiyet’in Kabulünden Sonraki Dönemlerde Türklerde Eğitim”, Türk Eğitim Tarihi, s. 42-43

Nizamiye Medreselerine müderris seçilmesinde titiz davranılmasının ve müderrislere bir takım ayrıcalıklar verilmesinin sebepleri neler olabilir?

Anadolu’da kurulan ilk Türk beylikleri ve Türkiye Selçuklularının kurdukları medreseler bir külliye niteliğindeydi. Tokat Niksar’da Danişmentliler tarafından yaptırılan ve tıp eğitimi veren Yağıbasan Medresesi, Anadolu’nun ilk medresesi olarak bilinir. Anadolu’da başlayan medrese kurma geleneği diğer beyliklerle devam ederken Türkiye Selçukluları zamanında Anadolu’ya yayılmıştı. Türkiye Selçuklu medreselerinin yapısı ve eğitim düzeni Büyük Selçuklu medreselerine benzerdi.

İlk Beylikler ve Türkiye Selçukluları Dönemi’nde kurulan medreseleri araştırarak yukarıdaki haritaya yerleştiriniz.

Mısır’da kurulan Tolunoğulları inanç farkı gözetmeksizin bilim insanlarına büyük önem vermişlerdi. Bu durum Mısır’ı bilim merkezi hâline getirmişti. Fakihler, âlimler ve muhaddisler ülkeye yerleştirilerek halkın eğitimine katkı sağlanmıştı. Mısır’da kurulan diğer Türk-İslam devleti olan İhşidoğulları zamanında da birönceki dönem uygulamaları devam ettirilmişti.

MEDRESE YILLARIM

Adım Alaaddin Bin Mehmet. Bağdat Nizamiye Medresesine tahsil yapmak için 1070 yılında Horasan’dan geldim. Amacım iyi bir eğitim alıp Selçuklu Devleti’nde yüksek düzeyde bir memur olmaktı…

Medreseler konusunda öğrendiğiniz bilgiler ışığında yukarıdaki metni tamamlayan bir öykü yazınız.

Bir Cevap Yaz.