Türk İslam Devletlerinde Süsleme Sanatı Örnekleri

Türk İslam Devletlerinde Süsleme Sanatı Örnekleri

Türk-islam devletlerinde süsleme sanatları ilk Türk devletlerine göre gelişmiş ve çeşitlilik kazanmıştır.
Uygurlardan itibaren kullanılan çini sanatı Karahanlılar ve Gaznelilerde de görülmektedir. Gazne saraylarındaki çiniler Uygur çinileri ile benzerlik göster-mektedir. İran’da Büyük Selçukluların yeni teknikler kullanmasıyla büyük gelişme gösteren çini sanatı, onları takip eden Türkiye Selçuklularında özellikle iç mekânların dekarasyonunda başarıyla uygulanmıştır. Bu sanat Beylikler Dönemi’nde de gelişimini devam ettirmiştir. Çinilerde yazı ve geometrik desenler sıkça kullanılmıştır.

Yukarıdaki görsellere göre Selçuklular ve Beylikler Dönemi’ndeki süslemelerde farklı figürlerin kullanılmasının nedenleri neler olabilir?

Türkler Anadolu’ya gelinceye kadar eserlerinde tuğla süslemeleri sıkça kullanmışlardır. Anadolu’da taşın öncelikli yapı malzemesi olması taş oymacılığının gelişmesini sağlamıştır. Türk çadırının kubbesi, kapısının açılış şekli ve kordonları, taş mimarisine esin kaynağı olmuştur. Örneğin portaller çadırın kapısına benzetilmiştir. Yukarıdaki görsellerde görüldüğü gibi taş süslemelerde çift başlı kartal, kartal, kuş, ejder, aslan, geyik, melek, yıldız gibi bir¬birinden farklı figürler yer almaktadır. Bunun nedeni Selçuklu sanatının İran ve Anadolu’daki yerli kültürlerle, İslam öncesi Orta Asya Türk kültürü vb. ögelerden beslenmesidir.

Türkiye Selçuklu eserlerinde görülen gösterişli taş işçiliğine karşılık Beylikler Dönemi’nde süslemede sadeleşme görülür. Yapılarda mermer kaplamalar kullanılmaya başlanmıştır.

Taş süslemelerin yanında Türk sanatında önemli bir yer tutan ahşap işçiliği; yapıların pencere ve kapı kanatlarında, cami minare ve minberlerinde uygulanmıştır. Ağaç işlerinin en anıtsal eserleri olan minberler, XII. yüzyıldan başlayarak Türkiye Selçuklu sanatında çok parlak bir gelişme göstermiş, bu durum Beylikler Dönemi’nde de devam etmiştir.
Uygurlarda görülen fresk ve minyatür türündeki resim sanatı, Orta Asya’dan Anadolu’ya farklı kültürlerin etkisinde kalarak gelmiştir. Resim konusundaki dinî endişe, sanatkârları daha çok minyatür yapmaya yöneltmiştir. Türkiye Selçuklu minyatürlerinde sultan ve vezirlerin yaşamlarındaki olaylar, edebiyat eserlerindeki öyküler, manzara ve portreler vardır. XIII. yüzyılın önemli minyatürlerinden bazıları El Cezerî tarafından yazılmış Otomata adlı kitapta yer almaktadır.

Türkler İslamiyet’i kabul edince Kur’an’la beraber Arap harflerini de almış, fakat bunu estetik bir yazı hâline getirmişlerdir. İlk büyük Türk hattatı Amasyalı Yakut’un (XIII. yüzyıl) hat sanatının tüm kaidelerini ortaya koymasıyla Türk hat sanatının temelleri atılmıştır. “Güzel yazı yazma sanatı” olan hat, sadece kitaplarda değil seramik kaplar, madenî eşyalar ve mimari ögeler üzerinde de görülmektedir.

Bir Cevap Yaz.