Kur’an-ı Kerim’de adı geçen peygamberlerden seçtiklerimiz hakkında araştırma yapalım.

Kur’an-ı Kerim’de adı geçen peygamberlerden seçtiklerimiz hakkında araştırma yapalım.

1
ahmet 11.84K Rep.

Arkadaşlarımızla 3’er kişilik gruplar oluşturalım. Kur’an-ı Kerim’de adı geçen peygamberlerden
seçtiklerimiz hakkında araştırma yapalım.
Araştırma sonuçlarımızla oluşturduğumuz çalışmaları sınıfta arkadaşlarımıza sunalım.

ozan cevaplandı
0
ozan 13.12K Rep.

Hz. Âdem

Kur’an-ı Kerim kıssaları, Allah’ın (c.c.) bize anlattığı örnek olaylardır. Yüce Allah Kur’an’da Hz. Muhammed’den (s.a.v.) önceki peygamberlerin ve bazı insanların yaşamlarından örnekler verir. Bunlardan ders çıkarmamızı ister. Bu sebeple Allah’ın (c.c.) Kur’an’da anlattığı kıssaları anlamaya önem vermeliyiz.
İlk insan ve ilk peygamber Hz. Âdem kıssasını öğrenelim:

Yeri ve göğü var eden Allah (c.c.), yeryüzünde dağları, denizleri, akarsuları, bitkileri ve hayvanları yaratmıştı.
Allah (c.c.), ilk insan Âdem’i topraktan yaratmış, onu diğer varlıklardan üstün kılmıştı.
Allah (c.c.) meleklerine “Yeryüzünde bir halife yaratacağım…” demişti. Melekler Allah’tan öğrendikleri bilgiyle, bu yaratılışın hikmetini tam anlayamadıkları için:
— Orada bozgunculuk yapacak, kanlar akıtacak birini mi yaratacaksın? Oysa biz seni överek yüceltiyor, seni anıyoruz, dediler.
Allah (c.c.) katında üstün bir yeri olan ve irade sahibi insanın yaratılış sebebini anlamakta güçlük çeken meleklere şöyle cevap verildi:
— Sizin bilmediğinizi ben bilirim…
Artık vakit meleklerin âcizliklerini itiraf etme vakti idi.
Allah (c.c.) Âdem’e her şeyin ismini öğretti. Sonra onları, yani bu isimlerin karşılığı olan varlıkları meleklere tanıttı.
— Eğer sözünüzde samimi iseniz, haydi bu varlıkların isimlerini bana söyleyin, dedi.
Melekler ;
— Hâşâ! Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Biz, senin bize öğrettiğinden başka hiçbir şey bilmeyiz. Her şeyi bilen, sonsuz ilim ve hikmet sahibi ancak sensin sen…” dediler.
Bunun üzerine Allah (c.c.):
— Ey Âdem! Şu varlıkların isimlerini, meleklere söyle!.. dedi.
Melekler daha önce yaratılmış ve yıllarca evrende yaşamışlardı. Yeni yaratılmış bir varlık olan insan bilgide onları geçmişti. Âdem varlıkların isimlerini meleklere söyleyince Allah (c.c.):
— Ben gökler ve yerde gaybı, sizin göremediklerinizi bilirim, hem açığa vurduğunuz hem de gizlediğiniz her şeyi bilirim, diye söylememiş miydim, buyurdu.
Böylece bütün melekler insanın üstün bir varlık olarak yaratıldığını öğrendi. Ardından bir emir daha duyuldu. Allah (c.c.) şöyle buyurdu:
“Hani meleklere, “Adem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden (inkar edenlerden) olmuştu.”
İnsanın varlığına ikinci itiraz gelmişti. Bu, Allah’ın (c.c.) emrine karşı gelmekti. İtiraz eden; İblis’ti. İblis, melek değildi. Ama meleklerin içinde bulunmasına izin verilmişti. İblis, secde emrine uymadı. Bunun üzerine Allah (c.c.),
— Sana emrettiğim hâlde seni secdeden alıkoyan şey nedir, dedi.
Şeytan:
— “…Çünkü beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın, dedi.”
Âdem’in çamurdan yaratıldığı doğru idi. Ama şeytana ateşin çamurdan üstün olduğunu kim
söylemişti? Gururu onu kör etmişti. Doğruları göremiyordu. Ateşten yaratılan şeytan kendi sonunu hazırlıyordu. İsyanı Allah’a (c.c.) idi. Hemen vazgeçmeliydi, boyun bükmeliydi, Allah’tan (c.c.) af dilemeliydi. Ama olmadı. Allah (c.c.) şöyle buyurdu:
— İn oradan! Orada büyüklenmeye hakkın yok. Verdiğim yüce makamı bırakarak hemen çık
dışarı, artık sen kovulmuş birisin.
İsyan ve kibir cezasını bulmuştu. Şeytan, nimet ve rahmetten sonsuza kadar mahrum edilmişti.
Şeytan şaşırmıştı, Âdem’den üstün olduğunu iddia ederken her şeyini kaybetmişti. Meleklerin arasındaki konumunu, içerisinde yaşadığı nimetleri, Allah’ın (c.c.) sevgisini, her şeyini kaybetmişti.
Hayatını kaybetme endişesi sardı kendisini ve yalvardı,
— İnsanları tekrar dirilteceğin güne kadar bana süre ver, dedi.
“Allah: Sen bilinen bir vakte kadar kendilerine mühlet verilenlerdensin, buyurdu.
Şeytan belli bir ölçüde arzusuna kavuşmuştu. Ne yapacak, nasıl yaşayacaktı? Kendini Allah’a (c.c.) affettirmek için elinden geleni mi yapacaktı? Yoksa Allah’ın (c.c.) rahmetinden uzaklaştırılmasının sebebi olarak gördüğü Âdem’den intikam mı alacaktı? Şeytan, insanları kötülüklere yönlendirmeyi istedi. Onlara iyilikleri kötü, kötülükleri güzel göstereceğini, insanları günahlara düşüreceğini söyledi. Şeytan kendisine yoldaş arayacaktı. Kendi düştüğü uçuruma başkalarını da düşürecekti. Ama Allah (c.c.) ona şöyle seslendi:
— “Şurası muhakkak ki, benim (ihlâslı) kullarım üzerinde senin hiçbir ağırlığın olmayacaktır.
(Onları) koruyucu olarak Rabbin yeter.”
İblis’in içine düştüğü bu durum onun için kötü olmuştu. Ancak daha da kötü olan, hatasından vazgeçmemesi, isyanına devam etmesi ve insanları da Allah’a (c.c.) kul olmaktan uzaklaştırma düşüncesi idi. Ama insan gözünü açmalı, onu iyi tanımalıydı.
Hz. Âdem yalnızdı. Allah (c.c.) onun bu yalnızlığını giderecekti. Kendisi ile huzur bulacağı eşini, yani Hz. Havva’yı yarattı. Artık evrende iki insan vardı. Allah (c.c.) onlara emrini bildirdi:
— Ey Âdem! Sen ve eşin beraberce cennette yaşayın. Orada olanlardan istediğiniz kadar bol bol yiyin. Yalnız şu ağaca yaklaşmayın, yoksa günah işleyerek kendinize zulmetmiş olursunuz.
“Bunun üzerine: Ey Âdem! dedik, bu, hem senin için hem de eşin için büyük bir düşmandır.
Sakın sizi cennetten çıkarmasın; sonra yorulur, sıkıntı çekersin! Şimdi burada senin için ne acıkmak vardır, ne de çıplak kalmak. Yine burada sen, susuzluk çekmeyecek, sıcaktan da bunalmayacaksın.”
Ancak şeytan, Âdem’i aldatmak için uğraşmaya devam etti. Şeytan ona sinsice fısıldayarak şöyle dedi;
— Ey Âdem! Sana ebedilik ağacını ve yok olmayacak bir hükümranlığın yolunu göstereyim mi?
Rabbinizin sizi bu ağaçtan men etmesi; melek olmanız ya da burada temelli kalmanızı önlemek içindir. Doğrusu ben size öğüt veren birisiyim, diyerek yemin etti.
Şeytan böylece onları yanıltmıştı. Âdem ile Havva şeytanın kendilerine düşman olduğunu
unutmuşlardı. “Şu ağaca yaklaşmayın”, emrini dikkate almamışlardı. Yasak meyveden yemişlerdi.
Şeytan onların kendi yolunu izlemelerini isterdi. Ama onlar meleklerin yolunu tercih ettiler ve hemen hatalarını anlayıp Allah’a (c.c.) yalvardılar:
— Rabbimiz! Kendimize yazık ettik. Bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen biz her şeyini kaybedenlerden olacağız.
Allah (c.c.) tövbeleri kabul eden ve esirgeyendi. Onları bağışladı. Ancak dünyada halife olması için yaratılan insanın hayatının bu aşaması sona erdi. Hz. Âdem ile Havva cennetten çıkarılıp dünyaya gönderildi:
— Kiminiz kiminize düşman olarak yeryüzüne inin. Artık yeryüzüne yerleşecek ve belli bir süreye kadar oradaki nimetlerden yararlanacaksınız. Orada yaşayacak, orada ölecek ve orada yeniden dirileceksiniz.
— “… Benden size bir hidayet gelir de her kim hidayetime tâbi olursa onlar için herhangi bir korku yoktur ve onlar üzüntü çekmezler.”
Âdem ile eşi bu emirden sonra yeryüzünde yaşamaya başladılar. Mutlu bir aile hayatları devam ederken Allah’a (c.c.) kendilerine iyi bir evlat vermesi için yalvardılar:
— …Eğer bize iyi bir çocuk verirsen yemin ederiz ki şükreden kimselerden olacağız…
Allah (c.c.), ikisine kız ve erkek çocuklar lütfetti.
Yeryüzünde insanlar çoğaldı. İlk insan Hz. Âdem, ilk peygamber de oldu. Âdem (a.s.) gittikçe çoğalan neslini Allah’tan (c.c.) aldığı emirlerle eğitmeye, yönetmeye çalışıyordu. Hayat devam ediyordu ama bir yerlerde şeytan, iki kardeş arasına kin ve düşmanlık tohumlarını ekiyor, yeryüzünde ilk kanın dökülmesine zemin hazırlıyordu. Kuran-ı Kerim Âdem’in oğulları Habil ve Kabil olayını şöyle anlatır:
— Ey Muhammed! Onlara Âdem’in iki oğlunu anlat. İkisi birer kurban sunmuşlar, birisinin kurbanı kabul edilmiş, diğerininki kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen:
— Yemin olsun ki seni öldüreceğim, deyince; kardeşi:
— Allah (c.c.) ancak sakınanların sunduğu kurbanı kabul eder. Sen beni öldürmek için elini kaldırsan bile ben seni öldürmek amacıyla elimi kaldırmayacağım. Çünkü ben âlemlerin Rabbi Allah’tan (c.c.) korkarım.
Habil, Kâbil’e sürekli Allah’ı (c.c.) hatırlatıyordu. Kâbil kendisine verilen öğütleri dinlemedi ve Habil’i öldürdü.
“Allah (c.c.) kardeşinin ölüsünü nasıl gömeceğini göstermek üzere yeri eşeleyen bir karga gönderdi. Kâbil, hayvanın ölü bir kargayı toprağa gömdüğünü görünce:
—Bana yazıklar olsun! Ben şu karga kadar olup kardeşimin cesedini gömemeyecek kadar âciz miyim, dedi.
Kâbil yeryüzünde cinayet işleyen ilk kişi oldu. Şeytan, Âdem’in evlatlarıyla mücadelesine başlamış, gönüllere ektiği çekememezlik tohumlarının ilk meyvesini almıştı. Âdem ve Havva oğullarından birinin ölümüne, diğerinin kardeş katili olmasına üzülüyorlardı elbette. İlk insan, ilk peygamber, ilk baba, ilk eş olan Hz. Âdem uzun yıllar yaşadı. Yeyüzünde doğruların hakim olması için çalıştı. Bu konuda en büyük destekçisi eşi Hz. Havva oldu. Ancak her insan gibi o da ömrü bittiğinde öldü. Allah’ın (c.c.) selamı ona ve onun yolunda olan tüm insanlara olsun!

ozan cevaplandı
×

Giriş Yap