Birinci Dünya Savaşının başlangıcında Osmanlı Devletinin siyasi, ekonomik ve askeri durumu hakkında araştırma yapınız.

Birinci Dünya Savaşının başlangıcında Osmanlı Devletinin siyasi, ekonomik ve askeri durumu hakkında araştırma yapınız.

1
ahmet 11.84K Rep.

Birinci Dünya Savaşının başlangıcında Osmanlı Devletinin siyasi, ekonomik ve askeri durumu hakkında araştırma yapınız. Edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız.

ozan cevaplandı
0
ozan 13.12K Rep.

1914 yılının ortalarına gelindiğinde İttifak ve İtilaf Devletleri arasındaki gerginlik iyice artmıştı. Savaş için gereken her şey hazırdı ancak bu büyük yangını başlatacak bir kıvılcıma ihtiyaç vardı. Beklenen kıvılcım Bosna Hersek’in başkenti Saraybosna’da ortaya çıktı. 28 Haziran 1914’te bu şehri ziyaret eden Avusturya- Macaristan Veliahdı Ferdinand ve eşi bir Sırp tarafından öldürüldü. Suikastın ardından Avusturya, Sırbistan’a savaş ilan ederken Almanya Avusturya’nın, Rusya ise Sırbistan’ın yanında
savaşa girdi. Bir süre sonra İngiltere ve Fransa da Almanya’nın karşısında savaşa katıldı.
Birinci Dünya Savaşı’nın yaklaştığı günlerde Osmanlı Devleti’nin yönetiminde İttihat
ve Terakki Partisi bulunuyordu. İttihat ve Terakkinin ileri gelenleri dünyanın hızla bir savaşa sürüklendiğini görüyor ve bu savaşın dışında kalamayacaklarını düşünüyorlardı. Bu nedenle daha savaş başlamadan İngiltere ve Fransa ile ittifak kurmak istemişler ancak isteklerinin kabul edilmemesi üzerine Almanya’ya yakınlaşmışlardı.
İttihat ve Terakki liderlerinden Harbiye Nazırı Enver Paşa, Almanya’nın savaşı kazanacağına inanıyor ve Osmanlı Devleti’nin bu devletin yanında savaşa girmesi gerektiğini düşünüyordu. Bunun için de 2 Ağustos 1914’te Osmanlı Devleti ile Almanya arasında bir dostluk ve ittifak antlaşması imzalanmasını sağlamıştı.
Enver Paşa’nın Almanya’nın yanında yer almak istemesi kadar Almanlar da Osmanlı Devleti’nin bu savaşta kendileri ile birlikte hareket etmesini istiyorlardı. Çünkü Almanya, Avrupa’nın tam ortasında bulunması nedeniyle doğuda Rusya, batıda ise Fransa ve İngiltere’ye karşı iki cephede birden savaşmak zorundaydı. Bu durumda Osmanlı Devleti eğer Almanya’nın yanında savaşa girecek olursa Rusya karşısında yeni cepheler açılacak ve böylece Almanya’nın savaştaki yükü hafifleyecekti. Diğer taraftan Osmanlı padişahı aynı zamanda halife idi. Bu nedenle Almanlar Osmanlı Devleti’ni kendi yanlarına çekmeleri hâlinde İngiltere ve Fransa’nın sömürgelerindeki Müslümanların da halifenin bir çağrısı ile harekete geçebileceğini düşünüyorlardı. Almanların Osmanlı Devleti’ni kendi yanlarında savaşa katma yönündeki çabaları sonuç vermekte gecikmedi. Savaş başladıktan kısa süre sonra Akdeniz’deki İngiliz donanmasından kaçan iki Alman savaş gemisi Osmanlı Devleti’ne sığındı. Bu durumda uluslararası hukuka göre tarafsızlığını ilan etmiş olan Osmanlı Devleti’nin gemileri silahsızlandırması ve mürettebatı gözetim altına alarak savaşın sonuna kadar elinde tutması gerekiyordu. Ancak Osmanlı Hükûmeti bunları yapmak yerine gemileri satın aldığını açıkladı. Daha sonra Goeben’e (Goben) Yavuz, Breslau’a (Breslav) ise Midilli adlarını vererek gönderlerine Türk bayrağı çekilen bu gemileri Osmanlı donanmasına kattı. Donanma komutanlığına da Alman Amirali Souchon’u (Suşon) getirdi. Amiral Souchon tatbikat yapmak bahanesiyle Karadeniz’e açıldı ve doğruca kuzeye yönelerek buradaki Rus limanlarını bombaladı. Bunun üzerine önce Rusya, daha sonra da İngiltere ve Fransa Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etti.

ozan cevaplandı
×

Giriş Yap