Rusya’nın Yayılma Politikası ve Osmanlı-Rus İlişkileri Durumu

Ç. RUSYA’NIN YAYILMA POLİTİKASI KARŞISINDA OSMANLI DEVLETİ

• Rusya’nın dış politika amaçlarından hangileri doğrudan Osmanlı Devleti’ni ilgilendirmektedir? Neden?

1. RUSYA’NIN GENİŞLEME POLİTİKASI VE OSMANLI-RUS İLİŞKİLERİ

Çar I. Petro Dönemi’nden itibaren Osmanlı Devleti’nin zararına olacak şekilde genişleme politikası izleyen Ruslar ilk başarılarını 1700 yılında yapılan İstanbul Antlaşması’yla kazandılar. Ancak kısa süre sonra Prut Antlaşması’yla, elde ettikleri kazanımlardan vazgeçmek zorunda kaldılar. Bununla birlikte Ruslar imzaladıkları antlaşmalara aykırı biçimde Osmanlı topraklarına sahip olmaya yönelik çalışmalarını devam ettirdiler. Sıcak denizlere inmek isteyen Ruslar bu amaçla öncelikle Karadeniz’e açılan bir kapı konumundaki Kırım’a (Harita 4.3) göz diktiler. Diğer yandan Lehistan üzerinde nüfuz sahibi olarak Balkanlarda yaşayan Osmanlı uyruğundaki Ortodokslarla doğrudan temas kurmaya çalıştılar. Bir yandan da İran’daki iç karışıklıklardan yararlanarak sınırlarını Kafkasya ve Azerbaycan’a doğru genişlettiler.

Rusya’nın 18. yüzyıl boyunca izlediği genişleme politikası nedeniyle Osmanlı Devleti pek çok kez Ruslarla savaşmak zorunda kaldı.

 

Harita 4.3: 18. yüzyıl başlarında Osmanlı-Rus sınırı

a. Osmanlı-Rus, Avusturya Savaşları (1736-1739)

Osmanlı devlet adamlarının Pasarofça Antlaşması’ndan sonra izledikleri barışçı dış politikaya rağmen Rusya ve Avusturya’nın Osmanlı Devleti’ne karşı tutumunda bir değişiklik olmadı. Rusya, Prut Antlaşması’nda verdiği sözü tutmayarak Lehistan iç işlerine karışmaya devam etti. Diğer yandan Sırbistan ve Bosna-Hersek, topraklarına yerleşmek isteyen Avusturya ile gizli bir antlaşma yaparak Osmanlı Devleti’ne karşı ittifak kurdu.

Rusya, Osmanlı-İran savaşları sırasında cephedeki Osmanlı ordusuna yardıma giden Kırım Hanlığı kuvvetlerinin Kafkasya’dan geçmesine izin vermedi. Ardından da bu kuvvetlerin kendi topraklarına girdiğini ileri sürerek Kırım Hanlığı’na saldırdı. Osmanlı Devleti, Rusların Azak Kalesi’ni işgal etmeleri ve Kırım’ın başkenti Bahçesaray’ı yakıp yıkmaları üzerine 1736 yılında bu devlete savaş ilan etti. Bir süre sonra Rusya ile yaptığı ittifak gereği Avusturya da savaşa katılarak Eflâk, Sırbistan ve Bosna’ya doğru üç koldan ilerleyişe geçti.

Osmanlı Devleti, bu savaşta iki cephede birden savaşmasına rağmen Rusya ve Avusturya’yı işgal ettikleri yerlerden çıkarmayı başardı. Bunun üzerine Avusturya, Fransa’nın da araya girmesiyle barış imzalamayı kabul etti. 1739’da yapılan Belgrad Antlaşması’yla Avusturya, Pasarofça Antlaşması’yla aldığı Belgrad’ı Osmanlı Devleti’ne geri verdi.

Avusturya’nın çekilmesinden sonra tek başına kalan Rusya savaşa devam etmekte zorlanmaya başladı. Diğer yandan İsveç’in Osmanlı Devleti’nin yanında savaşa girme hazırlıkları yaptığını öğrendi. Bu gelişmeler üzerine Avusturya’dan sonra Rusya da barışa razı olmak zorunda kaldı ve Ruslar ile Osmanlılar arasında ikinci bir Belgrad Antlaşması yapıldı. Fransa’nın ara buluculuk ettiği bu antlaşmayla Azak Kalesi yıkılmak şartıyla Rusya’ya bırakıldı. Buna karşılık Rusya, savaşta aldığı yerleri geri vermeyi ve Karadeniz’de savaş ve ticaret gemisi bulundurmamayı kabul etti.

Belgrad Antlaşmaları sırasında Fransa’nın Osmanlı Devleti lehine ara buluculuk yapmasının nedenleri neler olabilir?

Belgrad Antlaşmaları Osmanlı Devleti’nin imzaladığı son kazançlı antlaşmalardır. Bu antlaşmalarla Osmanlı Devleti Avusturya ve Rusya’ya siyasi üstünlük sağlarken Karadeniz’in Türk gölü olduğunu bir defa daha kabul ettirmiştir.

Belgrad Antlaşmaları’nın imzalanmasında Fransız elçisi önemli bir rol oynadı. Çünkü Fransa, Osmanlı ülkesindeki ticari faaliyetlerinin güvenliği için Rusya’yı Akdeniz’den uzak tutmaya çalışıyor ve bu nedenle Osmanlı toprak bütünlüğünü koruma siyaseti izliyordu. Görüldüğü gibi Fransa, Belgrad Antlaşmaları’nda Osmanlılar lehine ara buluculuk yapmakla aslında kendi çıkarlarını korumuş oldu. Ancak elde ettiği bu kazanımla yetinmeyerek verdiği destek karşılığında Osmanlı Devleti’nden yeni imtiyazlar istedi. Bunun üzerine 1740 yılında Osmanlı Devleti tarafından Fransa’ya ticari ve dinî alanlarda yeniden kapitülasyonlar verildi. 1740 Kapitülasyonları adıyla tarihe geçen bu belgeyle mevcut imtiyazlar genişletilirken Fransız elçilerinin diğer devletlerin elçilerinden üstün sayılacağı kabul edildi. Ayrıca Osmanlı sınırları içindeki bütün Katolikler Fransa’nın koruyuculuğu altında olacak ve bu ülkeye verilen kapitülasyonlar her padişah değişikliğinde yenilenme zorunluluğu olmadan sürekli hâle getirilecekti.

Osmanlı Devleti 18. yüzyılda dış politika aracı olarak savaşın yanı sıra diplomasiyi de kullandı. Devlet bu yüzyılda toprak bütünlüğünü tehdit eden Avusturya-Rusya ittifakına karşı Fransa, İsveç ve Prusya ile dostluk kurma politikası izledi. Bu amaçla 1737’de İsveç, 1761’de de Prusya ile kapitülasyon antlaşmaları imzaladı. Ancak siyasi yararlar elde etme düşüncesiyle verilen bu kapitülasyonlar zaman içinde Osmanlı ekonomisinin çöküşüne neden oldu. Kapitülasyonlar Kurtuluş Savaşı sonrasında imzalanan Lozan Barış Antlaşması’yla kaldırılabildi.

b. Osmanlı-Rus Savaşı (1768-1774)

Osmanlı Devleti ile Rusya arasında Belgrad Antlaşması’yla başlayan barış dönemi Rusya’nın Lehistan iç işlerine karışmaya başlamasıyla birlikte sona erdi. Lehistan Kralı’nın 1763’te ölümü, bu ülkeyi öteden beri kendisine bağlamak isteyen Rusya’yı harekete geçirdi. Rus Çariçesi II. Katerina Lehistan’a asker göndererek Leh Krallığı’na kendi adamlarından birini seçtirdi. Böylece Lehistan’ı Rusya’ya bağlı bir devlet hâline getirdi. Ardından da ülkelerindeki Rus egemenliğine son vermek isteyen ve bu konuda Osmanlı Devleti’nden yardım isteyen Leh milliyetçilerinin isyanını bastırmak için harekete geçti. Rus kuvvetleri önlerinden kaçan Lehleri takip ederken sınırı geçip Osmanlı topraklarına girdiler ve Lehlerle birlikte bazı Türkleri de öldürdüler. Osmanlı Devleti bütün bu olayları sert bir şekilde protesto ederek Rusların Lehistan’dan çekilmesini istedi. İsteğinin reddedilmesi üzerine de 1768 yılında Rusya’ya savaş ilan etti.

Savaşın başlamasıyla birlikte Rus ordusu sınır boylarındaki kaleleri ele geçirerek Balkanlarda Eflâk, Boğdan ve Besarabya’yı işgal etti. Diğer yandan Baltık Denizi’nden hareket eden bir Rus donanması Cebelitarık
Boğazı’nı geçerek Akdeniz’e girdi. Mora kıyılarına gelen Ruslar buradaki Rumları kışkırtarak büyük bir isyan çıkardılar. Ayrıca bazı Ege adalarını ele geçirdiler. Ardından da Mora İsyanı’nı bastırdıktan sonra Çeşme Limanı’na demirlemiş bulunan Osmanlı donanmasını yaktılar. 1770 yılında meydana gelen ve Osmanlı tarihine Çeşme Vakası adıyla geçen bu olay İnebahtı yenilgisinden sonra Türk donanmasının uğradığı ikinci büyük felaket oldu (Resim 4.11).

Resim 4.11: Çeşme Vakası’nı gösteren bir temsilî resim (İvan Ayvazovski, 1848)

Ruslar, Eflâk ve Boğdan’ı aldıktan sonra Tuna Nehri’ni aşarak Bulgaristan içlerine girdiler. Bir yandan da Kırım’ı ve Gürcistan’ı işgal ettiler. Rusların güneye doğru ilerleyişi ve Osmanlı Devleti’nin de bunu durduramaması Avusturya ve Prusya’yı harekete geçirdi. Bu devletlerin araya girmesiyle Osmanlı Devleti ile Rusya arasında 1774’te Küçük Kaynarca Antlaşması imzalandı.

Küçük Kaynarca Antlaşması’yla Azak Kalesi ve çevresi Rusya’ya bırakıldı. Eflâk, Boğdan, Besarabya, Gürcistan ve Ege adaları eskiden olduğu gibi Osmanlı Devleti’nde kaldı. Kırım Hanlığı, Osmanlı hâkimiyetinden çıkarılarak bağımsız hâle getirildi. Bundan böyle Kırım halkının yalnızca din işlerinde Osmanlı padişahına bağlı kalması kabul edildi.

Küçük Kaynarca Antlaşması’na göre Osmanlı Devleti, Rus ticaret gemilerinin Boğazlardan serbestçe geçmesine izin verecekti. Rusya’ya savaş tazminatı ödeyecek ve Avrupa devletlerine tanıdığı kapitülasyonlardan Rusya’nın da yararlanmasını kabul edecekti. Bu antlaşma Osmanlı Devleti’nin o güne kadar imzaladığı şartları en ağır antlaşma oldu. Antlaşmayla Karadeniz bir Türk gölü olmaktan çıkarken Ruslar, çok istedikleri Kırım’ı Osmanlı Devleti’nden kopararak ilhak etme yolunda ilk adımı attılar. Ayrıca İstanbul’da devamlı elçi bulundurma ve istedikleri Osmanlı şehirlerinde konsolosluklar açma hakkına kavuştular.

Küçük Kaynarca Antlaşması’nda Rusya’ya Osmanlı sınırları içindeki Ortodoks Hristiyan kiliseleri ve cemaati üzerinde genel bir himaye ve müdahale hakkı tanınacağı şeklinde bir madde bulunmamaktadır. Buna rağmen antlaşmanın Rusya tarafından hazırlanarak basılan 1775 tarihli resmî Fransızca tercümesine bu yönde yorumlanabilecek bir madde eklenmiştir. Böylece Ruslar gerçekte olmayan bir maddeye dayanarak Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışmaya başlamışlardır.

Osmanlı Devleti, Küçük Kaynarca Antlaşması’yla ilk kez tek bir devlet karşısında yenik düştüğünü kabul ederken yine ilk kez savaş tazminatı ödemek zorunda kaldı. Böylece artık büyük devletlerden biri olma özelliğini kaybettiği ve eski gücünden uzaklaşmış olduğu görüldü.

Küçük Kaynarca Antlaşması’nın imzalandığı 1774 yılında İran’da da Safevi Devleti dağılmıştı.

Aynalıkavak Tenkihnamesi

Küçük Kaynarca Antlaşması ile Kırım, Osmanlı Devleti’nden koparılarak bağımsız bir devlet hâline getirilmişti (Harita 4.4). Bu durum Kırım’ı kendisine bağlamak isteyen Rusya’nın işini kolaylaştırdı. Ruslar yaptıkları propagandalarla Kırım’daki bir kısım yöneticileri kendi yanlarına çektiler. 1777’de de Kırım Hanlığı’na Rus yanlısı Şahin Giray’ı getirdiler.

Yukarıdaki haritayı incelediğinizde Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmek istemesinin nedenleri neler olabilir?

Rusya’nın Kırım iç işlerine karışmaya başlamasından sonra Kırımlılar Osmanlı ve Rus yanlıları olmak üzere ikiye ayrıldılar. Şahin Giray’ın hanlığını tanımayan Kırımlılar ona karşı isyan ettiler. Bir yandan da Osmanlı Devleti’nden yardım istediler. İsyan Rus askerlerinin Kırım’a girmesiyle bastırıldı. Osmanlı Devleti ise durumu protesto ederek Rusya’dan askerlerini geri çekmesini istedi. Bunun üzerine Osmanlı Devleti ile Rusya arasında yeni bir savaş tehlikesi belirdi. Ancak bu tehlike, Fransa’nın araya girmesiyle daha fazla büyümeden giderildi. Böylece İstanbul’da bir araya gelen Osmanlı ve Rus temsilcileri 1779’da yeni bir antlaşma imzaladılar. Antlaşma Haliç kıyısındaki Aynalıkavak Kasrı’nda imzalandığı için Aynalıkavak Tenkihnamesi (Sözleşmesi) adıyla tarihe geçti. Tenkihname’ye göre Osmanlı Devleti, Şahin Giray’ın hanlığını tanıyacak buna karşılık Rusya Kırım’daki kuvvetlerini geri çekecekti.

1 Yorum

Bir Cevap Yaz.