Rönesansın Nedenleri ve Sonuçları Nelerdir?

2. RÖNESANS

Fransızcada “yeniden doğuş” anlamına gelen Rönesans terimi, 15 ve 16. yüzyıllarda Batı Avrupa’da edebiyat, güzel sanatlar ve bilim alanlarında yaşanan önemli gelişmeleri anlatmak için kullanılmıştır.

a. Rönesans’ın Nedenleri

Rönesans’ı ortaya çıkaran temel etken insana ve onun düşünme gücüne önem veren “hümanizm” akımıdır. 14. yüzyılda İtalya’da doğup gelişen hümanizmin ortaya çıkmasında Müslümanlar tarafından İspanya’da kurulan Endülüs Emevi Devleti’nin önemli katkıları oldu. Avrupalılar, İslam bilginlerinin 8. yüzyıldan itibaren okuyup yorumladıkları Aristo ve Eflatun gibi İlk Çağ Yunan filozoflarını Endülüs Müslümanları aracılığıyla tanıdılar. İspanya’daki Tercüme Akademisinde Arapçadan Batı dillerine çevrilmiş olan eserleri okuyarak bu filozofların fikirlerini öğrenme imkânı buldular. Diğer yandan Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden gelen öğrenciler Endülüs şehirlerindeki medreselerde öğrenim gördüler. Bazı Hristiyan krallar ve zenginler de çocuklarını yetiştirmeleri için Endülüs’ten öğretmenler getirttiler. Bu öğrenciler eğitimleri sırasında öğrendikleri Doğu medeniyetine ait bilgileri kendi ülkelerinde yaydılar. Avrupalılar ucuz ve seri kâğıt üretimini ve matbaayı da Doğu medeniyetinin temsilcileri olan Müslümanlardan alarak geliştirdiler.

Rönesans’ın Kaynağı

Batı’ya ilmin, felsefenin, düşüncenin var olduğunu gösteren Endülüs’tür. Ve keza İslam medeniyetinin esas giriş yolu da Endülüs’tür. Denebilir ki Endülüs olmasaydı Rönesans olmazdı.

Müslümanlar hangi kültür ve medeniyet unsurlarıyla Batı medeniyetini etkilemiş olabilir?

İslam bilginlerinin eserlerinden Eski Yunan ve Roma filozoflarının insana ilişkin düşüncelerini öğrenen hümanistler bu düşünceleri yorumlayarak insanın güçlü bir varlık olduğunu, aklı ve enerjisiyle büyük işler başarabileceğini savundular. Yazılarında ve konuşmalarında, insan aklını küçümseyen, sorgulamayı yasaklayan, baskıcı skolastik düşünceyi reddettiler. Bu düşünceyi savunan kilisenin toplum üzerindeki kısıtlamalarını eleştirerek bireyin özgürlüğünü öne çıkardılar. Bireyi edilgen bir varlık olarak değil, çevresini değiştirebilecek etkin bir varlık olarak kabul ettiler. Böylece Orta Çağ’da unutulmuş olan İlk Çağ’ın özgür düşünceye dayalı ileri bilim ve sanat anlayışının yeniden doğmasını sağladılar.

Yukarıda anlatılanlara göre Rönesans insanının özellikleri nelerdir?

İnsan ve doğa sevgisini esas alan hümanistlerin yeniliğe ve ilerlemeye değer veren düşünceleri Avrupa’daki aydınlar arasında büyük heyecan uyandırdı. Roma, Venedik, Floransa gibi İtalyan kentlerinde kitaplıklar, edebiyat kulüpleri ve akademiler kuruldu. Eski Çağ uygarlıklarına ait eserler matbaanın icadıyla birlikte çok miktarda basılarak halkın bilgisine sunuldu. Böylece hümanizm akımı hızla gelişip yayıldı. Başta edebiyat olmak üzere resim, müzik, heykeltıraşlık ve doğa bilimleri alanlarında ünlü hümanistler yetişti. Eşsiz güzellikte eserler veren bu insanlar o güne kadar doğru bilinen birçok bilginin yanlışlığını ortaya koydular. Deney ve gözlem gibi bilimsel araştırma yöntemlerini kullanarak gerçekleri ortaya çıkardılar. Böylece bir düşünce akımı olarak doğan hümanizmi gerçek hayata uygulayarak Rönesans’ı başlattılar.

Rönesans hareketinin doğup gelişmesinde hümanistler kadar burjuvalar da önemli rol oynadılar. Ticaretle uğraşan ve Coğrafi Keşiflerle birlikte daha da güçlenen burjuvalar bilginleri ve sanatçıları destekleyip korudular. Böylece siyasi ve ekonomik güce sahip insanlar olmalarının yanı sıra sanat, edebiyat ve bilimle ilgilenmekten zevk alan yeni bir toplumsal sınıf olarak öne çıkmaya başladılar.

Rönesans’ın İtalya’da başlayıp gelişmesinin nedenleri neler olabilir?

b. Rönesans’ın Avrupa Ülkelerindeki Gelişimi

Rönesans ilk olarak İtalya’da başladı. Çünkü İtalya, hümanizmin kaynağı olan Roma uygarlığının merkeziydi ve İtalyanlar kendilerini bu uygarlığın mirasçıları olarak görüyorlardı. Aynı zamanda İtalya coğrafi konumu gereği öteden beri Müslüman Doğu ülkeleriyle ticari ve kültürel ilişkiler içindeydi. Bu ilişkiler sırasında İtalyanlar, Müslümanlar aracılığıyla Antik Çağ Yunan filozoflarının düşüncelerini öğrenme imkânı buluyorlardı. İtalya’da siyasi yapı bakımından da Rönesans’ın doğup gelişmesi için elverişli bir ortam vardı. Demokrasi ile yönetilen şehir devletlerinin bulunduğu bu ülkede düşünce ve ifade özgürlükleri diğer Avrupa ülkelerine göre daha ileri durumdaydı. Ayrıca İtalya’da sanattan anlayan, bilgin ve sanatçıları koruyup destekleyen güçlü bir mesen sınıfı vardı. İstanbul’un fethedilmesinden sonra Bizanslı bazı bilginler de İtalya’ya gelmişlerdi. Bu bilginler ellerindeki Antik Yunan’a ait eserleri İtalyan hümanistlere tanıtarak İlk Çağ Yunan uygarlığının kaynağından öğrenilmesine katkıda bulunuyorlardı.

Rönesans’ın beşiği olarak anılan İtalya’da hümanizmin öncüleri Dante, Petrarca (Petrark) ve Boccaccio (Bokaçyo) oldu. 13 ve 14. yüzyıllarda yaşayan ve ilk hümanistler olarak adlandırılan bu sanatçıları Rönesans Dönemi’nde yetişen bilginler ve edebiyatçılar izledi. Bunların başlıcaları Gişarden, Ariosto (Aryosto), Tasso ve Machiavelli’dir (Makyavel). Machiavelli (Resim 2.7), “Hükümdar” adlı ünlü eserinde devletle ilgili yasaların dinden değil, akıl ve deneyimden çıkarılması gerektiğini savunarak devlet yönetimine ilişkin tavsiyelerde bulundu.

İtalya’da Rönesans edebiyatın yanı sıra güzel sanatlar alanında da gelişme gösterdi. Bu dönemin en büyük sanatçılarından Leonardo da Vinci, “Mona Lisa” ve “Baküs” adlı eserleriyle Rönesans’ın sembolü hâline geldi. Michelangelo (Mişelancelo) ise “Davut” ve “Musa” heykellerinin yanı sıra yaptığı duvar süslemeleriyle dönemin önde gelen sanatçıları arasına girdi. Rafael, Bramant, Donatello ve Giberti (Ciberti) de mimarlık, resim ve heykeltıraşlık alanlarında yetişen diğer ünlü İtalyan sanatçıları oldu.

Rönesans İtalya dışında diğer Avrupa ülkelerinde de yayıldı. Bu ülkelerden Fransa’da çok sayıda yazar ve sanatçı yetişti. Bunlardan Montaigne (Monteyn) (Resim 2.9) “Denemeler” adlı eseriyle ün kazandı. Mimaride ise Louvre (Luvr) Sarayı’nı yapan Pierre Lescot (Piyer Lesko) önemli Fransız sanatçıları arasında yer aldı.

İngiltere’de Rönesans’ın en ünlü temsilcisi William Shakespeare (Vilyım Şekspir) oldu. Shakespeare “Hamlet, Othello, Kral Lear, Romeo ve Julyet” gibi tiyatro eserlerini dünya edebiyatına kazandırdı.

Almanya’da Rönesans daha çok düşünce alanında kendisini gösterdi. Alman hümanistlerinden Erasmus ve Röklen eserlerinde gerçek Hristiyanlık ile din adamlarının yaptıkları arasındaki çelişkilere dikkat çektiler. Onlar bu konudaki görüşleriyle ileride Reform’u başlatacak olan Martin Luther’i (Luter) de etkilediler. Almanya’da Rönesans’ın bir diğer temsilcisi ise dinî konuları işlediği tablolarıyla tanınan ressam Albrecht Dürer (Alber Dürer) oldu.

İspanya’da Rönesans edebiyat ve resim alanlarında gelişme gösterdi. İspanyol yazar Miguel de Cervantes (Migel dö Servantes) “Don Kişot” adlı romanında Orta Çağ’ın feodal düzenini eleştirdi. Ressam Velasques (Velaskez) ise dinî tablolarıyla tanındı.

Hollanda’da Rönesans’ın etkisi en fazla resim alanında görüldü. Bu ülkede Rembrandt (Rembrand), Rubens ve Van Dyck (Dayk) gibi ünlü ressamlar yetişti.

Rönesans, edebiyat ve güzel sanatların yanı sıra bilim alanında da yeni bir çığır açtı. Polonyalı bilgin Kopernik kilisenin savunduğu “Dünya merkezli evren” teorisini çürüterek “Güneş merkezli evren” teorisini ortaya attı. Dünya’nın, kendi ekseni ve Güneş ekseni etrafında olmak üzere iki türlü hareketi olduğunu kanıtladı.

c. Rönesans’ın Sonuçları

Rönesans Avrupa’da köklü değişiklikleri beraberinde getirdi. Rönesans ile başlayan yeni dönemde Orta Çağ’ın skolastik düşünce sistemi etkisini kaybetmeye başladı. Doğa bilimleri kilisenin baskısından kurtularak özgürlüğüne kavuşurken İtalya, Fransa ve İngiltere’de açılan bağımsız üniversitelerde bilimsel araştırmalar yapıldı. Dogmatizmin yerini deney ve gözleme dayalı pozitif düşüncenin almasına bağlı olarak Avrupa’da fizik, tıp, kimya, biyoloji ve astronomi gibi bilim dalları hızlı bir gelişme sürecine girdi. Bunun sonucunda da teknolojik alanda yeni buluşlar yapıldı.

Rönesans’la birlikte edebiyat ve güzel sanatlarda da tarihî bir sıçrama dönemi yaşandı. Bu dönemde çeşitli konularla ilgili çok sayıda edebiyat eseri yazıldı. Diğer yandan Orta Çağ eserlerine göre sanat değeri oldukça yüksek tablolar, heykeller ve mimari eserler yapıldı. Bütün bu yönleriyle Rönesans, Avrupa’da laik devlet düzenine geçiş ile sonuçlanacak Reform’a ve ekonomik kalkınmayı sağlayacak olan Sanayi İnkılabı’na zemin hazırladı. Sonuç olarak Rönesans, Avrupa uygarlığının günümüzdeki gelişmişlik düzeyine ulaşmasında önemli bir rol oynadı.

Batı’da Rönesans’ın yaşandığı sırada Osmanlılar bilim, teknik ve sanatta Avrupalıların çok ilerisinde bulunuyorlardı. Bu nedenle Rönesans hareketlerinin Osmanlı Devleti üzerinde etkisi olmazken Osmanlı bilim insanları ve sanatçıları da Rönesans’tan yararlanma ihtiyacı duymamıştı.

Avrupa ülkelerinin bu günkü gelişmişlik düzeyine ulaşmalarında hümanizm ve ona bağlı olarak gelişen Rönesansın etkili olduğu söylenebilir mi ? Ne den?

Bir Cevap Yaz.