Paris Antlaşmasının Osmanlı için Sonuçları Nelerdir?

b. Paris Antlaşması (1856)

Kırım Savaşı’nın ardından barış görüşmeleri için Paris’te toplanan kongreye Osmanlı Devleti’nin yanı sıra İngiltere, Fransa, Avusturya, Rusya, Prusya ve Piyemonte katıldı. Görüşmeler sonucunda imzalanan 1856 tarihli Paris Antlaşması’na göre, Osmanlı Devleti bir Avrupa devleti olarak kabul edilecek, Avrupa devletler hukukundan yararlanabilecek, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü Avrupa devletlerinin garantisi altında olacaktı. Savaşta alınan yerler karşılıklı olarak geri verilecek, ancak Eflâk ve Boğdan’a özerklik tanınacaktı. Boğazlar, 1841 Londra Boğazlar Sözleşmesi esaslarına göre idare edilecek ve savaş gemilerine kapalı tutulacaktı. Osmanlı Devleti ve Rusya Karadeniz kıyılarında donanma bulunduramayacak ve buralardaki tersanelerini kaldıracaklardı. Böylece Karadeniz tarafsız hâle getirilecek ve tüm devletlerin savaş gemilerine kapalı, ticaret gemilerine açık olacaktı. Paris Antlaşması, Osmanlı Devleti’nin galip devlet olarak imzaladığı son antlaşma oldu. Bu antlaşmayla Osmanlı Devleti bir Avrupa devleti sayılırken Avrupa devletler hukukundan yararlanma hakkını elde etti. Böylece Rusya’ya karşı kendisini güvence altına aldı. Buna karşılık Rusya o güne kadar elde ettiği kazanımların önemli bir kısmını kaybetti. İngiltere ise Rusya’yı Karadeniz ve Boğazlardan uzaklaştırarak Akdeniz’deki hâkimiyetini sağlamlaştırdı.

Günümüzde İstanbul Lisesi olarak hizmet veren Düyun-ı Umumiye binasından bir görünüş

Kırım Savaşı’na ekonomik sorunlar içinde giren Osmanlı Devleti ilk dış borcunu 1854 yılında bu savaş sırasında İngiltere’den aldı. Osmanlı Devleti giderek artan dış borçları ödeyemez hâle gelince 1875’te iflasını ilan etti. 1881’de de dış borç miktarının yarıya indirilmesi şartıyla Muharrem Kararnamesi’ni çıkardı. Bu kararnameyle Osmanlı maliyesinin tuz, ipek, tütün, ispirto
ve balık üretiminden kaynaklanan vergilerine ve pul gelirlerine alacaklı devletler tarafından el konuldu. Ayrıca borçların düzenli ödenmesini sağlamak ve devletin ekonomik faaliyetlerini kontrol etmek üzere Düyun-ı Umumiye (Genel Borçlar) İdaresi kuruldu. Başkanlığını İngiliz ve Fransız temsilcilerin yürüttüğü Düyun-ı Umumiyenin kuruluşuyla birlikte Osmanlı Devleti ekonomik bağımsızlığını büyük ölçüde kaybetti.

Düyun-ı Umumiye İdaresinin kurulması Osmanlı Devletinin dış politikasını hangi yönde etkilemiş olabilir? Neden?

Bir Cevap Yaz.