Osmanlıda Üretim ve Ticaret Nasıldır?

2. ÜRETİM

a. Tarım

Nüfusunun büyük bölümü kırsal kesimde yaşayan Osmanlı Devleti’nde ekonominin temeli tarıma dayanıyordu. Ülke topraklarının büyük bölümü devlete ait olduğu için reaya ekip biçtiği toprağın mülkiyetine değil, yararlanma hakkına sahipti. Bu hak, toprağı işlediği ve kanunlarla belirlenmiş yükümlülüklerini yerine getirdiği sürece elinden alınamaz, ölümünden sonra da mirasçılarına geçerdi. Osmanlı Devleti’nde, mirî toprakları işleyen reaya gibi bu toprakların vergilerini toplama hakkını elinde bulunduran dirlik sahiplerinin de yükümlülükleri vardı. Sipahi adıyla anılan dirlik sahibi öncelikle köylünün güvenliğini sağlamak zorundaydı. Reayanın tohum, gübre ve tarımsal araç gereç ihtiyaçlarını karşılamak da onun görevleri arasındaydı. Sipahi reayaya kötü davranamaz, onu angarya işlerde çalıştıramazdı. Köylüler dirlik sahibinin kanun dışı uygulamalarına karşı devlet tarafından korunurlardı.

Osmanlı ülkesindeki ekilebilir toprakların büyük bölümünde kuru tarım yapılırdı. Buralarda başta buğday olmak üzere arpa, çavdar, yulaf, darı gibi tahıl türleri yetiştirilirdi. Sulanabilen ovalarda ve vadi tabanlarında ise genellikle çeltik ekimi yaygındı. Osmanlı ekonomik hayatının en önemli sorunlarından biri, kasaba ve şehir halkının taze sebze ve meyve ihtiyacının karşılanmasıydı. Bu nedenle sebze üretimi yapılan bostanlar ile bağlık alanlar ve meyvelikler genellikle büyük şehirlerin çevresindeki sulanabilir arazilerde toplanmıştı.

b. Hayvancılık

Osmanlı ekonomisinin temel faaliyetlerinden olan hayvancılık öncelikle insan beslenmesinde önemli yer tutan et, süt, yağ, peynir, yoğurt gibi gıdaların temin edilmesi amacıyla yapılırdı. Diğer yandan hayvanların tiftik, kıl, yapağı, deri ve boynuzları sanayi üretiminde ham madde olarak kullanılırdı. Toprağı işleme ve taşımacılık gibi işlerde ise hayvanların gücünden yararlanılırdı. Köylerde de yapılmakla birlikte hayvancılık denilince akla ilk olarak konargöçerler gelirdi. Bunlar sürüleriyle birlikte yaz aylarını serin yaylalarda, kışları ise ılıman düzlüklerde geçirirlerdi.

Konargöçerler genellikle küçükbaş hayvancılıkla uğraşırlardı. Osmanlı Devleti’nin Anadolu, Trakya, Bulgaristan ve Makedonya topraklarında büyük koyun sürüleri otlardı. Ankara ve çevresinde tiftik keçisi önemli bir geçim kaynağıydı. Hayvancılığın Osmanlı ekonomisi içindeki payı oldukça yüksekti. Devletin gelir kaynakları arasında hayvanların sayısı üzerinden alınan ve âdet-i ağnam denilen vergiler büyük miktarlara ulaşıyordu.

Osmanlı ülkesinde küçükbaş hayvanların yanı sıra at, eşek, katır ve deve gibi yük ve binek hayvanları da yetiştiriliyordu. Göçebeler bu hayvanları kendi işlerinde kullandıkları gibi bedeli karşılığında tüccarların hizmetine de sunarlardı. Savaş zamanlarında ordunun ağırlıklarının taşınması da yine bu hayvanlarla yapılırdı.

Hayvancılık alanına giren arıcılık ve ipek böcekçiliği de önemli ekonomik faaliyetlerdendi. Arıcılık ülkenin hemen her yerinde yapılırken ipek böcekçiliği daha çok Bursa ve çevresinde yaygın bir ekonomik uğraş durumundaydı.

c. Ticaret

Osmanlı ekonomi anlayışında ticaret, halkın ihtiyaçlarının ülke içinden veya dışından karşılanmasını kolaylaştıran çok önemli
bir faaliyet olarak kabul edilirdi. Osmanlı padişahları, tüccarları, ülkede olmayan veya az bulunan malları getirerek piyasada bolluk oluşturan kişiler olarak görürlerdi. Bu nedenle onları teşvik eder ve ticareti kolaylaştırmaya yönelik önlemler alırlardı.

Osmanlılarda ehl-i hirfet olarak adlandırılan zanaat erbabı kendi eliyle ürettiği malı dükkânında satardı. Kasaba ve şehirlerde
üretim yapan bu zanaatkârların lonca adı verilen teşkilatları vardı. Loncalar Türkiye Selçukluları Dönemi’nde Anadolu’da kurulmuş olan fütüvvet veya Ahilik denilen esnaf teşkilatlarının devamı niteliğindeydi. Ahilik de denilen loncaların temel amacı, temsil ettikleri iş kolunda çalışma hayatını düzenleyerek ve haksız rekabeti önleyerek üyelerinin çıkarlarını korumaktı. Herhangi bir meslek dalında çırakların kalfalığa, kalfaların ise ustalığa yükselmeleri ve gedik adı verilen dükkân açma hakkını elde edebilmeleri loncaların iznine bağlıydı. Ahlak ve dürüstlük ilkelerine dayanan loncalar yalnız esnafın değil, tüketicinin de haklarını korumaya büyük önem verirlerdi. Bu amaçla her lonca ehl-i hibre denilen bir bilirkişi tayin ederdi. Ehl-i hibre, üretilen malların fiyat ve kalite kontrollerini yaparak tüketicinin zarar görmesini önlerdi.

Loncalara bağlı zanaatkârların gerçekleştirdikleri bu ekonomik faaliyetler dışında Osmanlı ekonomik sistemi içindeki asıl ticaret faaliyetlerini bezirgan adıyla da bilinen büyük tüccarlar yürütürlerdi.

Osmanlı Devleti, tüketim mallarının pazarlara dengeli bir şekilde dağıtılmasına da büyük önem verir ve bu amaçla alışverişi kontrol altında tutardı. Şehirlere gelen mallar, önce kapan denilen toptancı hâllerine getirilirdi. Mallar buralardaki büyük kantarlarda tartıldıktan sonra perakendeci esnafına paylaştırılırdı. Bu paylaştırma işlemi karaborsayı, haksız rekabeti ve vergi kayıplarını önlemek amacıyla muhtesip ve kapan emini gibi devlet görevlilerinin kontrolünde yapılırdı. Alım satım işlerine devlet memurlarının yanı sıra lonca temsilcileri de nezaret ederdi. Perakendeciler kapanlardan aldıkları malları dükkânlarında ve pazarlarda satışa sunarlardı. Şehirlerde olduğu gibi kasaba ve hatta köylerde de pazar yerleri kurulurdu. Üreticiler tüketim fazlası ürünlerini bu pazarlarda değerlendirirlerdi. Belli zamanlarda kurulan panayırlar da alışverişin yoğun olarak yapıldığı yerlerdi.

Osmanlı topraklarında üretilen malların bir bölümü ülke içinde satışa sunulurken tüketim fazlası mallar ihraç edilirdi. Başlıca ihraç malları; ipekli, yünlü, pamuklu kumaşlar ile halılar, işlenmiş deri ve canlı hayvan idi. Devlet, iç tüketimi karşılama kaygısı ve askerî nedenlerle bazı stratejik malların ihracını yasaklamıştı. Silah, barut, altın, gümüş, kurşun, kükürt, bal mumu, buğday ve at bu tür malların belli başlılarıydı.

Osmanlı ekonomisinde ihracat gibi ithalatın da önemli yeri vardı. İngiltere’den kâğıt, kalay, çelik; Venedik’ten cam, boya, ayna gibi araç gereçler ve Karadeniz’in kuzeyindeki ülkelerden kürk, amber, cıva ve çeşitli deniz ürünleri satın alınırdı. Hindistan’da üretilen ve deniz yolu ile Osmanlı limanlarına getirilen baharatlar, kokular ve renklendirici maddelerin yanı sıra Çin porselenleri de Osmanlı pazarlarında aranan mallar arasındaydı. Kervanlarla Bursa’ya getirilen ham İran ipeği ise burada işlendikten sonra iç ve dış pazarlarda satışa sunulurdu.

15. yüzyılda yaşayan bir gazeteci olduğunuzu ve çalıştığınız gazetenin ekonomi muhabirliğini yaptığınızı düşününüz. Osmanlı ekonomisi ile ilgili olarak aşağıda verilmiş olan kavramları kullanarak bir gazete haberi hazırlayınız. Haberinizde olabildiğince çok kavrama yer vermeye çalışınız.

Kervan
Ekonomi
Mekkâreci
Vergi
Tahrir defteri
Mirî Arazi
Çift
Mülk arazi
Öşri toprak
Haraci toprak
Dirlik
Paşmaklık
Ocaklık
Malikâne
Yurtluk
Vakıf
Mukataa
Has
Bezirgan
Tımar sistemi
Âdet-i ağnam
Ticaret
Menzil
Bedesten
Kalfa
Kapan
Han
Lonca
Hirfet
Gedik
Muhtesip
Emin
Piyasa
Çiftbozan
Derbentçi
Karaborsa
Kervansaray
Perakende
Reaya
Zeamet
Vergi mükellefi
Nakdî vergi
Ayni vergi
Ehl-i hibre
Taahhüt
Akçe
İpek
Liman
Kürk
Liman

Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Dönemi’nde ticaret genellikle kara yolu ile yapılırdı. Devlet, vakıflar aracılığıyla yollar üzerinde köprüler, çeşmeler ve kervansaraylar yaptırarak ticareti desteklerdi. Yollarda tüccarların güvenliğini derbentçi denilen görevliler sağlarken posta ve haberleşme hizmetlerini ise yollar üzerindeki menzil teşkilatı yerine getirirdi.

Kervan yolları üzerinde üslenmiş mekkârecilerin de ticaret hayatında önemli bir yeri vardı. At, katır, deve gibi yük hayvanlarına sahip olan mekkâreciler, kadı huzurunda bir sözleşme yaparak tüccarların mallarını istenilen yere tam olarak ulaştırmayı taahhüt ederlerdi. Doğu ile Batı arasında geleneksel ticaret güzergâhı olarak bilinen tarihî İpek Yolu Osmanlı topraklarından geçiyordu. Devlet, kuruluş günlerinden itibaren ekonomisinde önemli yeri olan bu yolun ve ona bağlanan yolların güvenliğini sağlamaya büyük önem verirdi. Hatta çoğu zaman dış politikasını bile buna göre belirlerdi.

Osmanlı Devleti’nin dış politika uygulamaları düşünüldüğünde bunlardan hangilerinin ticareti geliştirmeye ve ticaret yollarının güvenliğini sağlamaya yönelik olduğu söylenebilir? Neden?

Proje Ödevi: Kuruluş Dönemi Osmanlı Devleti Anlam Haritası

Sevgili öğrenciler, bu proje ödevi kapsamında sizlerden Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Dönemi (1299-1453) ile ilgili bir anlam haritası hazırlamanız isteniyor. Bu çalışmayı bireysel olarak ya da grup çalışması şeklinde yapabilirsiniz. Projenizi hazırlama süreniz iki haftadır. Projeniz öğretmeniniz tarafından aşağıdaki değerlendirme formundaki ölçütlere göre değerlendirilecektir.

Proje hazırlama çalışması sırasında aşağıdaki işlemleri yapınız:

  • Süreyi verimli şekilde kullanmak amacıyla çalışma planı ile birlikte bir de çalışma takvimi hazırlayınız.
  • Çalışmanız sırasında yararlanacağınız kaynakları belirleyiniz ve bulduğunuz kaynakları inceleyiniz.
  • Kaynaklardan elde ettiğiniz verileri sınıflandırarak hangilerini, nerede ve nasıl kullanacağınıza karar veriniz.
  • Anlam haritası hazırlama konusunda bir İnternet araştırması yapınız.
  • Anlam haritanızı çizmek üzere en az A3 boyutunda bir kâğıt edininiz.
  • Anlam haritanızda Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Dönemi’nde yaşanan askerî ve siyasi olayların yanı sıra devletin yönetim anlayışına, ordu teşkilatına ve ekonomik sistemine ait bilgilere de yer veriniz.
  • Anlam haritanızda yer verdiğiniz kişiler, olaylar ve kavramlar ile ilgili yeterli açıklamalarda bulunmaya, bunlar arasındaki ilişkileri çizgiler veya sembollerle anlaşılır şekilde göstermeye dikkat ediniz.
  • Anlam haritanızı uygun gördüğünüz yerlerde kullanacağınız harita, resim, minyatür, fotoğraf vb. görsel unsurlarla renklendirerek ilgi çekici hâle getiriniz.
  • Anlam haritanızın yazılı ve görsel içeriğiyle ilgili bir kaynakça hazırlayınız.
  • Proje ödevinizi verilen sürede tamamlayıp teslim ediniz.
  • Sınıfınızda proje ödevinizin sunumunu yapınız.

Aşağıdaki soruların cevaplarını defterinize yazınız.

1. Osmanlı Devleti’nin kuruluşu sırasında Balkanlar ve Yakın Doğu’da bulunan devletler hangileridir?
2. Osmanlı Beyliği’nin kısa sürede büyüyerek güçlü bir devlet hâline gelmesinin nedenleri nelerdir?
3. İstanbul hangi nedenlerden dolayı Yıldırım Bayezit Dönemi’nde fethedilememiştir?
4. Orhan Bey’in Osmanlı Beyliği’ni devlet hâline getiren padişah olarak kabul edilmesinin nedenleri nelerdir?
5. Osmanlı Devleti’nin Karesioğulları Beyliği’ni topraklarına katmasının sağladığı yararlar neler olmuştur?
6. Timur’un faaliyetlerinin Türk dünyasına etkileri neler olmuştur?
7. Tımar sisteminin Osmanlı Devleti’ne katkıları neler olmuştur?
8. Osmanlı padişahlarının ticarete önem vermelerinin nedenleri nelerdir?
9. II. Kosova Savaşı’nın Osmanlı tarihindeki yeri ve önemi nedir?
10. I. Murat Dönemi’nden itibaren Osmanlı veraset sisteminde değişikliğe gidilmesinin nedenleri nelerdir?

Bir Cevap Yaz.