Osmanlı Taşra Teşkilatının Özellikleri Nelerdir?

Osmanlı Taşra Teşkilatının Özellikleri Nelerdir?

Osmanlı Beyliğinde Toprak Yönetimi

Oruç Bey tarihinde beyliğin ilk yılları şöyle anlatılır: “Osman Gazi aldığı memleketleri bağışladı. Karahisar Sancağını oğlu Orhan’a, subaşılığı kardeşinin oğlu Alp Gündüz’e, Yarhisar’ı Hasan Alp’e, ınegöl’ü Turgut Alp’e verdi. Kayınpederi Edebalı’ya
Bilecik gelirlerini tahsis etti. Konur Alp Gazi ve Akça Koca ahrete göçtüler. Orhan Gazi dahi o illeri sancak yapıp oğlu Süleyman
Paşa’ya verdi. ınönü Sancağı’nı diğer oğlu Murad Gazi’ye verdi. Orhan Gazi gelip ızmit’i fethetti. Karamürsel derler bir yiğit vardı, o kıyıyı ona verdi. Ülkesini tımar olarak üleştirdi.”

Aşıkpaşazade Tarihi’nde Osman Bey’in dilinden tımar sisteminin esaslarını ihtiva eden şu cümleler yer alır: “Kime bir tımar
verirsem, elinden sebepsiz yere almasınlar. O ölünce oğluna versinler. Çok küçük dahi olsa versinler. O, savaşa yarayacak hâle gelinceye kadar sefer vaktinde hizmetkârı sefere gitsin. Her kim bu kanunu tutarsa Allah razı olsun. Eğer neslime kanundan başka kanun koyduracak olurlarsa eden ve ettirenden Allah razı olmasın.”

Yukarıdaki metinleri okuyarak Osmanlı Beyliği’nin kuruluş yıllarında ilk Türk devletlerine ait hangi özelliklerin devam ettirildiğini belirtiniz.

Osmanlı Beyliği’nin ilk dönemlerinde ülke bir hünkâr sancağı ile beyin oğulları tarafından yönetilen sancaklara bölünmüştü. Ancak Türk-İslam devlet­lerinden farklı olarak daha merkezî bir devlet yapısını hedefleyen Osmanlı Devleti, fethedilen bölgelerdeki idari yapıyı buna hizmet edecek şekilde kurdu. I. Murat Dönemi’nde Rumeli’deki topraklar, sancak sta­tüsüne getirilerek Rumeli Beylerbeyliği’ne bağlandı ve başına Lala Şahin Paşa getirildi. Yıldırım Bayezit zamanında da Anadolu Beylerbeyliği kuruldu. XV ve XVI. yüzyılda sınırların genişlemesine paralel olarak beylerbeyliklerin sayıları arttı. Ancak derece itibariyle Rumeli Beylerbeyi hepsinin üstünde oldu. XVI. yüzyıl­dan sonra da eyalet terimi kullanılmaya başlandı.

Osmanlı Taşra Teşkilatında Güçler Ayrılığı

Osmanlılar bir bölgenin adil bir şekilde yönetilmesini temin edebilmek için ilk dönemden itibaren buralara iki farklı yetkili atamıştır. Bunlardan biri hükümdarın yürütme yetkisini temsil eden asker kökenli bey, diğeri ise sultanın yasama yetkisini temsil eden ulema kökenli kadıydı. Bir nevi güçler ayrımını gerçekleştiren bu yönetimde bey, kadının hükmü olmadan hiçbir ceza veremez kadı da hiçbir kararını kendi başına icra edemezdi. Kadı kararlarını uygulamada beyden bağımsızdı, emirleri doğrudan doğruya sultandan alır, sultana doğrudan doğruya dilekçe verebilirdi.

FEODALİTE VE TIMAR

Osmanlı Devletinde tımar sistemi uygulanırken Avrupa krallıklarında derebeylik sistemi bulunmaktaydı.

Tımar ile derebeylik arasında büyük farklılıklar vardı. Feodaller toprağın gelirini almakla birlikte idari, hukuki ve mali bağımsızlığa sahipti ve kralın bunları azletme yetkisi yoktu. Ayrıca bulundukları yerde halkı kendi malı olarak görürlerdi.

Tımar sisteminde ise tımar sahibi kendisine tahsis edilen topraklarda kiracı durumunda olup elindeki arazinin değil, belli görevleri yerine getirmek karşılığında buralardan elde edilen ürünün devlet adına topladığı verginin sahibiydi. Tımar sahibi, kanunlara ve devlet düzenine uymazsa arazisi alınır, yetkileri de devletin koyduğu kanunlar çerçevesinde sınırlandırılırdı.

Osmanlı Devletinde tımar yerine derebeylik sistemi uygulansaydı devlet açısından neler değişebilirdi ?

Osmanlı Devleti, topraklarının genişlemeye başlamasıyla farklı ekonomik yapı ve kültürlere sahip toplulukları idare etmek durumunda kaldı. Merkezî otoriteyi güçlendirmek, aynı zamanda da topluluklar arasındaki dengeyi sağlamak isteyen Osmanlı Devleti bu amaca hizmet edecek bir idari yapı oluşturdu. Bundan dolayı Osmanlı taşra teşkilatında farklı idari uygulamalar görüldü.

Osmanlı Devletinde taşra idari birimleri

Yukarıdaki haritayı tablodaki açıklamaları dikkate alarak inceleyiniz. Osmanlı Devleti’nde taşradaki idarenin sınıflandırılmasında nelere dikkat edilmiştir?

Osmanlı taşra teşkilatında yönetim birimleri büyükten küçüğe doğru eyalet, sancak, kaza ve köylerden oluşmaktaydı. Devletin taşradaki en yetkili temsilcisi, ataması padişah tarafından yapılan “beylerbeyi” idi. Başlangıçta eyaletlerin askeri işlerinden sorumlu olan beylerbeyi, zamanla mülki amirdurumuna geldi.

Beylerbeyi hizmetleri karşılığında kendisine tahsis edilen “has’lardan devletin belirlediği ölçüde vergi alırdı. Eyaletin merkezinde “paşa sancağı” da denilen yerde oturur ve burayı yönetirdi. Bulunduğu eyalette sadece mülki amir durumundaydı. Yargı yetkisi merkezden yollanan kadıya, mali yetki ise defterdara aitti. Beylerbeyinin eyalete bağlı bulunan ve merkez tarafından atanan sancak beylerinin üzerindeki yetkisi ise sadece teftişten ibaretti.

Taşra yönetiminde beylerbeyinden sonra en yetkili yönetici sancak beyiydi. Bunların maaşları da “has’lardan alınan vergi gelirleriyle karşılanırdı. Sancak beyi, emrindeki askerlerle birlikte beylerbeyinin emrinde savaşa katılırdı.

Kazalarda sivil ve adli işlerden sorumlu olan kadılar merkezden atanırdı. Kazanın belediye işleri de bu kadılar tarafından yürütülürdü.

Bir Cevap Yaz.