Osmanlı-Rus Avusturya Savaşları (1787-1792) Sebep ve Sonuçları

1. OSMANLI-RUS, AVUSTURYA SAVAŞLARI (1787-1792)

Çar Petro’nun Vasiyeti

Çar I. Petro, Petersburg arşivinde saklı vasiyetnamesinde isteklerini “İstanbul’a ve Hindistan’a olabildiğince yaklaşın. Buralarda hüküm süren kişi dünyanın gerçek hükümdarı olacaktır. Suriye üzerinde eski Doğu ticaretini yeniden kurun ve dünyanın ambarı olan Hindistan’a kadar ilerleyin. Avusturya sarayına çıkar sağlayarak onu Türklerin Avrupa’dan kovulması işine çekin. Sonradan geri alınacak bir pay vererek İstanbul’un elimize geçmesi karşısında Avusturya’nın kıskançlığını etkisiz hale getirin. Türkiye’nin yönetimi altındaki Rumları kendi çevrenizde birleştirmeye büyük çaba gösterin. Böylece düşmanlarınızın evinde bir o kadar dostunuz olacaktır.” şeklinde ifade etmiştir.

Yukarıdaki metne göre Rusya’nın dış politika hedefleri nelerdir?

Küçük Kaynarca Antlaşması’yla Kırım’ı Osmanlı Devleti’nden ayıran Rusya 1783’te de bu ülkeyi topraklarına katmıştı. Aynı savaş sırasında Rus Generali Potemkin tarafından hazırlanan Grek Projesi’yle de Osmanlı Devleti Avrupa’dan tamamen çıkarılacak ve Bizans İmparatorluğu yeniden canlandırılacaktı. Bu amaçla İstanbul Türklerin elinden alınacak ve burada Rus prenslerinden birinin yöneteceği Grek Devleti kurulacaktı.

Grek Projesi, Rus Çariçesi II. Katerina’nın da en büyük hayaliydi. Katerina yeni doğan torununa Konstantin adını vererek kurulacak olan Grek Devleti’nin başına geçireceği kişiyi bile belirlemişti. Ayrıca bu devlet için Rum subaylar yetiştirmeye başlamış ve İstanbul’un alınması anısına bir de madalya hazırlatmıştı. Çariçe 1787 yılında Avusturya İmparatoru Joseph (Jozef) ile Grek Projesi üzerinde anlaştı. Buna göre Eflâk ve Boğdan’da Rusya’ya bağlı Dakya adında yeni bir devlet kurulacaktı. İstanbul’da kurulacak Grek Devleti’nin başına XIII. Konstantin adıyla II. Katerina’nın torunu geçecek ve Ege adaları Rusya’nın kontrolü altında olacaktı. Sırbistan, Bosna-Hersek ve Dalmaçya kıyıları ise Avusturya’ya verilecekti.

Osmanlı Devleti Rusya’nın bu girişimlerini tepkiyle karşıladı. Bu sırada Rusya’nın daha fazla güçlenmesini istemeyen İngiltere,
Fransa ve Prusya gibi bazı Avrupa devletleri de Osmanlı Devletini destekliyorlardı. Böylece Rusya’ya kaptırdığı toprakları geri alma konusunda umutlanan Osmanlı Devleti 1787 yılında bu devlete savaş ilan etti. Bir süre sonra Avusturya’nın da Rusya’nın yanında savaşa katılmasıyla yeni bir Osmanlı-Rus, Avusturya savaşı başladı. Bu savaş sırasında Avusturya Eflâk, Sırbistan ve Bosna’da bazı yerleri ele geçirdi. Ancak Fransız İhtilali sonrasında ortaya çıkan milliyetçilik akımı diğer Avrupa devletleri gibi Avusturya’yı da endişelendirdi. Bunun üzerine Avusturya 1791 yılında Osmanlı Devleti’yle Ziştovi Antlaşması’nı imzalayarak savaştan çekildi. Ziştovi Antlaşması’yla Avusturya, Orsova şehri dışında, savaşta aldığı yerleri Osmanlı Devleti’ne geri verdi. Bu antlaşmadan sonra iki devlet arasında yeni bir savaş yaşanmadı.

Rus Çariçesi II. Katerina (Dmitry Levitsky-Dimitri Levitski, 1782)

Rusya ise bu savaşta Besarabya ve Boğdan’daki bazı kale ve şehirleri ele geçirmişti. Bununla birlikte o da Avusturya gibi milliyetçilik akımının kendi ülkesinde yayılmasından korkuyordu. Bu nedenle savaşı daha fazla devam ettiremeyeceğini anlayan Rusya, İngiltere ve Prusya’nın da araya girmesi sonucunda Osmanlı Devleti ile 1792 tarihinde Yaş Antlaşması’nı imzaladı. Yaş Antlaşması’yla Dinyester Nehri iki devlet arasında sınır olarak belirlenirken Rusya, Özi Kalesi dışında, aldığı yerleri geri verdi. Buna karşılık Osmanlı Devleti, Kırım’ın Rusya’ya ait olduğunu resmen kabul etti.

Yaş Antlaşması ile Osmanlı Devleti dağılma sürecine girdi. Rusya ise Karadeniz’e açılarak İstanbul ve Boğazları tehdit etme imkanına kavuştu.

Bir Cevap Yaz.