Osmanlı Kapitülasyonları Nedir?

6. KAPİTÜLASYONLAR

Osmanlı Devleti’nde padişaha dostluk ve sadakat vaadiyle müracaat eden yabancı bir devlete ahitname yoluyla kapitülasyon denilen imtiyazlar bahşedilirdi. Ahitnameler onu veren padişah yaşadığı sürece geçerliliğini korur, daha sonra gelen padişahın yenilemesi hâlinde de devam ederdi. Sultan bir ahitname verirken ilgili devletten sağlanabilecek siyasi ve ekonomik çıkarları göz önünde bulundururdu. Tek taraflı bir imtiyaz olarak bağışlanan ahitnamelerden karşılıklı menfaatler beklenir, bunların gerçekleşmemesi hâlinde padişah ahitnameyi yürürlükten kaldırabilirdi.

Osmanlı padişahları ilk ayrıcalıkları Kuruluş Dönemi’nde Ragüza, Venedik ve Cenova gibi ticarette ileri giden şehir devletlerine vermişlerdi. Fatih, İstanbul’un fethedilmesinden sonra, Bizans’ın daha önce Avrupalı tüccarlara tanımış olduğu ayrıcalıkları büyük ölçüde korumuş, 1479’da Venediklilerle yaptığı antlaşmayla da bunlara yenilerini eklemişti. II. Bayezid Dönemi’nde Venedik ve Fransa’ya tanınan benzer nitelikteki ayrıcalıklarla İstanbul’da faaliyet gösteren yabancı tüccarların etkinlik alanları genişletildi. Yavuz ise daha önce Memlukluların Doğu Akdeniz’de Venediklilere tanıdığı ayrıcalıkları yenileyerek bu uygulamayı devam ettirdi.

Kapitülasyonların Osmanlı topraklarındaki yabancıların hak ve yükümlülüklerini belirleyen sistemli bir yapıya kavuşması Kanuni Dönemi’nde gerçekleşti. Kanuni’nin Fransa Kralı Fransuva’yı Şarlken’in elinden kurtarmasıyla başlayan Türk-Fransız yakınlaşması 18 Şubat 1536 tarihli antlaşmayla yeni bir boyut kazandı. Damat İbrahim Paşa ile Fransuva’nın elçisi Jean de La Forest (Jan dö la Forest) arasında yapılan bu antlaşmayla Osmanlı Devleti Fransa’ya adli ve ticari ayrıcalıklar tanıdı. Kapitülasyonlar adıyla tarihe geçen bu ayrıcalıklara göre, Fransız bayrağı taşıyan bütün gemiler Osmanlı limanlarında serbestçe ticaret yapabilecekti. Ayrıca Osmanlı sınırları içinde yaşayan Katoliklere ibadet özgürlüğü tanınacak ve Fransa vatandaşlarının kendi aralarındaki davalara Fransız hâkimler bakacaktı. Aynı haklardan Fransa’ya gidecek olan Osmanlı vatandaşları da yararlanacaktı. Antlaşmayı imzalayan hükümdarların sağlığı süresince geçerli olmak üzere verilen bu kapitülasyonlar 1569’da ve daha sonraki yıllarda yenilenerek devam etti.

Osmanlı Devleti’nin Fransa’ya kapitülasyonlar vermesinin o günün koşullarında geçerli nedenleri vardı. Bunlardan birincisi, Portekizlilerin 1498’de Ümit Burnu yolunu keşfiyle birlikte Akdeniz limanlarının eski önemini ve canlılığını kaybetmesiydi. Bunun üzerine Osmanlı Devleti, Fransız tüccarlara ayrıcalıklar vererek onları Akdeniz’e çekmek ve böylece Baharat Yolu ticaretini yeniden canlandırmak istemişti.

Kapitülasyonların tanınmasında Osmanlı Devleti’nin toplumun temel tüketim mallarına olan ihtiyacını karşılama kaygısı da etkili oldu. Piyasalara uygun fiyatla ve yeterli miktarda mal sunulmasına büyük önem veren Osmanlı yöneticileri çıkabilecek bir kıtlığı önlemek için yabancı tüccarları daha fazla mal getirmeleri yönünde teşvik ediyorlardı.

Fransa’ya kapitülasyonlar tanınmasının ekonomik nedenlerinin yanı sıra siyasi nedenleri de vardı. Osmanlı devlet adamları bazı ayrıcalıklar vererek Fransa’yı Avrupa’da kurulacak olan Haçlı ittifaklarından koparmayı amaçlıyorlardı. Başlangıçta ticari ve hukuki ihtiyaçlar nedeniyle ortaya çıkan kapitülasyonlar zamanla siyasi ve askerî ilişkiler üzerinde de etkili oldu. Bu nedenle Kanuni Dönemi’nde Osmanlılar, Habsburgların saldırıları karşısında yardım isteyen Fransızları yalnız bırakmadılar. Aynı şekilde Fransa da elde ettiği ayrıcalıkları kaybetmemek için diğer Avrupa devletleri karşısında uzunca bir süre Osmanlı Devleti’nin yanında yer aldı. Böylece askerî yardımlar ve kapitülasyonlar yoluyla 16. yüzyılda kurulan Osmanlı-Fransız dostluğu 18. yüzyıl sonlarına kadar önemli bir sorun yaşanmadan devam etti.

Osmanlı Devleti, Avrupa ülkelerine tanıdığı kapitülasyonlardan beklediği faydaları elde etmiş olabilir mi? Neden?

Bir Cevap Yaz.