Osmanlı Hukukunda Meydana Gelen Değişmeler Nelerdir?

Osmanlı Hukukunda Meydana Gelen Değişmeler Nelerdir?

Sultan II. Mahmut’un tahtta çıktığı dönemde âyanlar oldukça güçlenmişti. Rusçuk Âyanı Alemdar Mustafa Paşa’nın da desteğiyle II. Mahmut padişah oldu. Padişah tarafından sadrazamlığa getirilen Alemdar Mustafa Paşa, Anadolu ve Rumeli âyanlarını İstanbul’da topladı ve “Sened-i İttifak”ın imzalanmasını sağladı. Böylece ilk defa padişah, âyanların varlığını istemeye­rek de olsa resmen kabul etmiş, padişahın otoritesi sınırlandırılmış, mahalli otoritelerin varlığı yasallaşmış oldu. Bir süre sonra II. Mahmut merkezî otoritenin gücünü etkisiz hâle getirmek isteyen yerel otoriteleri ortadan kaldırarak ülkedeki birlik ve düzeni sağladı.

Osmanlı kadısının cemaat temsilcileriyle görüşmesi

II. Mahmut’un bu sözleri Osmanlı hukukuna hangi değişiklikleri getirmiştir?

Sultan II. Mahmut Dönemi’ndeki hukuki düzenlemeler Tanzimat Dönemi’ne zemin hazırlamıştır. Batılı anlamda “Medeni Hukuk” kavramı hukuk sistemimize bu dönemde girmiştir. İmparatorlukta başlangıçta tüm halk için daha sonraları sadece gayrimüslimler için kullanılan “reaya” tabiri terk edilmiştir. Bunun yerine eşit hak ve görevleri ifade eden “tebaa” kelimesi kullanılmıştır.

MÜSADERE USULU

Müsadere, yasak edilen bir şeyin kanun gereği elden alınması veya suçlu görülen bir kimsenin malının r devlet tarafından zapt edilmesi anlamına gelmektedir. Osmanlı ^ Devleti, adaleti tesis etme sırasında suç işleyenlere karşı caydırıcı bir ^ unsur olması düşüncesiyle müsa­dereyi uygulamıştır. Müsadere daha ^ çok; ceza, emniyet tedbiri ve yapılan zararı ödetmede kullanılmıştır.

II. Mahmut, Avrupa’da yaygınlaşan ve geniş kitleler tarafından benimsenen “eşit vatandaşlık” anlayışının devlette egemen olması için “müsadere”yi kaldırmıştı. 1838’de her rütbe ve mevkideki memurun belli suçlarına belli cezalar verilmesini öngören ceza kanunnamesi çıkarılmıştı. İlk kez bu kanunlarda rüşvet ile ilgili hükümler yer almıştı. Yeni ceza kanununa göre, artık memurlar “kısas” ve “hadd” cezaları dışında ölümle de cezalandırılamayacaktı. Böylece “Kanun­suz suç ve ceza olmaz.” ilkesi Osmanlı hukuk sistemine girmiştir.

II. Mahmut Dönemi’nde, adalet işlerine bakmak üzere “Nezaret-i Deavi” (Adalet Bakanlığı) kuruldu. Bakanlığın bünyesinde değişik kurullar oluşturulmuş, bu kurullar memurları denetlemek, devlet ile kişi arasındaki uyuş­mazlıkları çözmek, kendilerine gönderilen sorunları inceleyerek rapor hazırlamakla görevlendirilmiştir. Bütün bu gelişmeler, modern hukuk anlayışının benimsendiğini de göstermektedir.

Osmanlı Devleti’nde var olan kanunlar XIX. yüzyıla gelindiğinde, değişen şartlar karşısında yetersiz kaldı. Yürürlükteki kanunların bıraktığı boşluklar, bir yanda mevcut kanunların ıslahıyla diğer yandan da Batı’dan esinlenilerek oluşturulan yeni kanunlarla doldurulmaya çalışılmıştır. Bu tür çalışmaların dönüm noktası Tanzimat olmuş, modern anlamda kanunlaştırma hareketleri bu dönemde hukuk alanındaki yeniliklerle başlamıştır.

Bir Cevap Yaz.