Osmanlı Fransız Savaşı (1798-1801)

3. OSMANLI-FRANSIZ SAVAŞI (1798-1801)

Kanuni Döneminde başlayan ve uzun yıllar devam eden Osmanlı-Fransız dostluğu ihtilalden sonra bozuldu. Bu dönemde Fransa’da işbaşına gelen yeni yönetim Doğu Akdeniz’e doğru yayılma siyaseti izlemeye başladı. Fransa ordularının başında bulunan Napolyon önce Venedik topraklarını ele geçirdi. 1798’de de İngiltere’nin Uzak Doğudaki sömürgeleriyle bağlantısını kesmek ve Doğu Akdeniz kıyılarına yerleşmek için bir Osmanlı toprağı olan Mısır’ı işgal etti. Fransa’nın bu hamlesine ilk tepki İngiltere’den geldi. Akdeniz’de bulunan bir İngiliz donanması İskenderiye yakınlarındaki Abukir Koyunda demirli bulunan Fransız donanmasını imha etti. Hemen arkasından Osmanlı Devleti de Fransa’ya savaş açınca ilk Osmanlı-Fransız savaşı başlamış oldu. Bu savaşta Osmanlı Devleti, İngiltere ve Rusya ile ittifak yaptı. Böylece Rusya, tarihinde ilk kez Boğazları geçerek Akdeniz’e inme imkanı buldu.

Napolyon’un Mısır’ı işgalini gösteren bir gravür (1835)

Donanmasını kaybettikten sonra zor durumda kalan Napolyon’un, ülkesiyle deniz bağlantısı kesilmiş ve kuvvetleri de
deniz tarafından İngiliz gemileriyle abluka altına alınmıştı. Bunun üzerine kara harekatına girişen Napolyon, Osmanlı Devletini barışa zorlamak amacıyla Filistin’i geçip Akka Kalesi’ni kuşattı. Ancak Cezzar Ahmet Paşa komutasındaki Nizam-ı Cedit askerinin başarılı savunmasını aşamadı ve Mısır’a geri çekilmek zorunda kaldı. Ardından da Mısır’daki kuvvetlerinin başına
başka birini bırakarak Fransa’ya döndü. Doğu Akdeniz kıyılarında devam eden bu savaşlar sırasında Türk-İngiliz ortak donanması karadaki Osmanlı kuvvetlerini destekledi. Aynı anda başka bir Türk donanması da Rus donanmasıyla birleşerek Fransa’nın işgal ettiği Yunan Denizi’ndeki adaları ve Arnavutluk kıyılarını geri aldı.

Napolyon’un çekilmesinden sonra Osmanlılar ve İngilizler Mısır’a asker çıkardılar. Bunun üzerine Mısır’daki birliklerine yardım gönderemeyen Fransa 1802 yılında Paris Antlaşması’nı imzalayarak bu ülkeden çekilmek zorunda kaldı. Paris Antlaşmasıyla Osmanlı Devleti Mısır’a yeniden hâkim oldu. Ancak bu kez de kendisine yardım eden İngiltere ve Rusya ile karşı karşıya geldi. Çünkü savaş bittiği hâlde İngiltere Mısır’dan, Rusya ise ele geçirdiği Ege adalarından ayrılmak istemiyordu. Bunun üzerine eski müttefiklerine güveni sarsılan Osmanlı Devleti yeniden Fransa’ya yakınlaştı. Önce Fransa’da yönetimi ele geçirmiş olan Napolyon’un imparatorluğunu tanıdı. Ardında da bu ülkeye daha önce vermiş olduğu kapitülasyonları genişletti. Buna karşılık Fransa da Osmanlı toprak bütünlüğünü tanıdığını ilan etti.

Osmanlı Devleti, Fransa ile yakınlaştıktan sonra, Rus yanlısı olarak gördüğü Eflâk ve Boğdan beylerini görevden aldı. Ayrıca Rus gemilerinin Boğazlardan geçişini yasakladı. Bunun üzerine saldırıya geçen Ruslar 1806 yılında Eflâk ve Boğdan’ı işgal ederek Bender, Kili, Akkerman ve Hotin kalelerini ele geçirdiler. Bu savaşta İngilizler de donanmalarını İstanbul önlerine göndererek Rusya’yı desteklediler.

Osmanlı Devleti’nin Rusya ve İngiltere’ye karşı mücadelesi sürerken 1807 yılında İstanbul’da çıkan bir isyanla III. Selim tahttan indirildi. III. Selim’in yerine geçen IV. Mustafa isyancıların etkisinde kalarak Nizam-ı Cedit yanlılarını cezalandırmaya başladı. Bunun üzerine ıslahat yanlıları III. Selim’i tekrar başa geçirmek için Rusçuk Âyanı Alemdar Mustafa Paşa’nın etrafında toplandılar. Bir süre sonra da İstanbul’a doğru yürüyüşe geçtiler. Ancak III. Selim’in öldürülmesini engelleyemediler. Onun yerine 1808 yılında IV. Mustafa’yı tahttan indirip II. Mahmut’u padişah yaptılar.

Osmanlı Devleti’nin merkezinde bu iç karışıklıklar yaşanırken Rusya ile Fransa 1807 yılında Tilsit Antlaşması’nı imzaladılar. Fransa bu antlaşmayla Rusya’nın Osmanlı toprakları üzerindeki emellerini onayladı. Rusya ise İngiltere’ye karşı Fransa’yı destekleme sözü verdi. Bu yeni durum Osmanlı Devleti ile İngiltere’yi birbirine yakınlaştırdı. İki devlet arasında 1809 yılında yapılan antlaşmayla Osmanlı Devleti Rusya’ya karşı İngiltere’nin desteğini aldı. 1812’de de Rusya ile Bükreş Antlaması’nı imzalayarak savaşı sona erdirdi. Bu antlaşmayla Prut Nehri sınır olarak kabul edilirken Eflâk ve Boğdan tekrar Osmanlı Devleti’ne verildi.

Yukarıda anlatılan gelişmeleri dikkate aldığınızda Osmanlı Devletinin Avrupa devletleri karşısında izlediği denge siyasetinin esasları hakkında hangi çıkarımlarda bulunabilirsiniz?

Bir Cevap Yaz.