Osmanlı Esnaf Birliklerinin Özellikleri Nelerdir?

Osmanlı Esnaf Birliklerinin Özellikleri Nelerdir?

Osmanlı iktisadi hayatında, geçimini ticaret ve zanaatla sağlamak, bir dükkân açmak “gedik” denilen bir işletme iznine tabiydi. Ahi geleneğine göre yetişen esnaf ve sanatkârlar loncalar hâlinde teşkilatlanmıştı. Lonca mensupları sıkı bir hiyerarşi ile loncaya bağlanmıştı. Gedik sahibi ölünce dükkân veya imalathane o işin başında bulunmak, çalışmak şartıyla evladına kalırdı. Evladı yok ise veya baba mesleğini terk etmiş ise o “gedik” devlete kalmış sayılır ve lonca tarafından, layık görülen bir kalfaya devrolunurdu. Eski gedik sahibinin mirasçısına da işi terk eden evladına da dükkânda kalan mallar, alet ve edevatın değer bedeli ödenirdi.

Her loncanın reisi olarak bir “pir”i, güvenlik amiri olarak da bir “yiğitbaşfsı vardı; bunlar o lonca mensupları tarafından seçilir ve hayatları boyunca o mevkide kalırlardı. Her loncanın hükümetle olan münasebetini temin eden bir de “kâhya, kethüda”sı vardı; bunlar memuru olduğu loncanın idari ve mali işleriyle ilgilenirdi. Ayrıca lonca mensuplarının devletçe olan işlerini takip eder, herhangi bir yolsuzluktan ve suistimalden devlete karşı mes’ul olurdu.

Her loncanın bir tasarruf sandığı vardı. Lonca mensupları; gedik sahibi, kalfası, çırağı, ustası ve amelesi kazancından, yevmiyesinden yüzde bir veya iki bu sandığa belirli bir para yatırmaya mecburdu. Herhangi bir felaket karşısında veya kendisine işletme izni alınacağı zaman parası yetişmezse sandık borç verirdi. Kethüdaların yevmiye hesabıyla alacakları da bu sandıktan ödenirdi. Onun içindir ki başlı başına bir sandık idare edemeyecek kadar az olan esnaf, kendilerine iş olarak bağlı daha kalabalık bir esnaf zümresine “yamak” adıyla bağlanırdı. Örneğin uncular, un elekçileri, buğday çalkayıcılar, kalburcular ve nişastacılar değirmencilerin yamağı addedilmişti.

Mimarlar loncası resmi geçit töreninde

Aynı işle meşgul zanaat ehli ve esnaf umumiyetle bir büyük han içinde yahut bir çarşıda, toplanmış olurdu. Örneğin İstanbul’da Büyük Saraç Hanı (Saraçhane), Mısır Çarşısı (baharatçılar). Zanaat ehli olan esnafın bekâr uşakları bekâr hanlarında otururlar, bu hanlara da lonca kefaletiyle alınırlardı. Şehir asayiş ve huzuru­nu bozacak hâllere izin verilmezdi.

Ahi Ahlakının Bazı Kuralları Şunlardır:

İşinde ve hayatında doğru, güvenilir olmak; sözünü bilmek ve sözünde durmak, hizmette ayırım yapmamak, yaptığı iyilikten karşılık beklememek, tatlı dilli güler yüzlü olmak; dostluğa önem vermek, tevazu sahibi olmak, dedikoduyu terk etmek, komşularına iyilik etmek, başkasının malına hıyanet etmemek, sabırlı, cömert olmak, sır saklamak; maiyetinde ve hizmetindekileri korumak ve gözetmek…

Ahi ahlakına sahip Osmanlı esnafının müşterisiyle ilişkilerini içeren bir metin yazarak sınıfta dramatize ediniz.

Bir Cevap Yaz.