Osmanlı Devletinde Müzik Eğlence ve Sporun Durumu Nedir?

7. MÜZİK, EĞLENCE VE SPOR

19. yüzyılda diğer güzel sanat dallarında olduğu gibi müzik alanında da önemli gelişme ve değişmeler yaşandı. Türk müziği sarayın, özellikle de Sultan III. Selim ve II. Mahmut’un desteğiyle bu yüzyılın ilk yarısında zirveye çıktı. Klasik Türk musikisinin Itri’den sonraki en büyük bestekârı sayılan Hamamizade İsmail Dede Efendi bu dönemde yetişti. Geleneğe bağlı kalmakla birlikte Türk müziğini geliştiren Dede Efendi, eski zevki yeni zevke bağlayan bir köprü vazifesi gördü.

Türk müziğine 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Batı kaynaklı “romantizm” akımı hâkim olmaya başladı. Böylece kâr, nakış, beste, semai gibi klasik Türk müziğinin ağır ve uzun havalı formları yerini giderek duyguları ön plana çıkaran türkü ve şarkı formlarına bıraktı. Şarkı formu, basit ve kısa olmasından dolayı halk arasında çok beğenildi. Başta Hacı Ârif Bey olmak üzere Rıfat Bey, Şevki Bey, Hacı Faik Bey ve Nikoğos Ağa gibi bestekârlar sayesinde de toplumda yayılıp Türk müziğinin en çok kullanılan formu oldu.

Donizetti Paşa ve Mızıka-yı Hümayun

Batı müziği Osmanlı askeri bandosunu da etkiledi. II. Mahmut, Yeniçeri Ocağı ile birlikte kaldırılan mehter takımının yerine İtalyan şef Giuseppe Donizetti’ye  Mızıka-yı Hümayun adıyla yeni bir askeri bando takımı kurdurttu. Bu dönemde mehter müziği yerini Batı müziği ile hazırlanmış marşlara bırakmaya başladı. Donizetti, II. Mahmut’un ölümüne kadar Osmanlı Devletinin milli marşı olan Mahmudiye Marşını, Padişah Abdülmecit için de Mecidiye Marşını besteledi.

19 yüzyıl, özellikle de Tanzimat Fermanı’nın ilanıyla başlayan yeni süreç, geleneksel Osmanlı eğlence anlayışının değişmeye başladığı bir dönem oldu. Bu dönemde ortaoyunu, meddah ve Hacivat-Karagöz gibi klasik oyunlara tiyatro ve opera gibi Batı kaynaklı eğlence türleri eklendi.

Osmanlı Devleti tiyatro ile Avrupa’yı gezen devlet adamları ve daha çok Batılı ziyaretçiler aracılığıyla tanıştı. II. Mahmut Devri’nde başlayan tiyatro merakı sonraki dönemlerde artarak devam etti. Dolmabahçe ve Yıldız saraylarında tiyatro sahneleri inşa ettirilirken temsiller vermek üzere yurt dışından özel tiyatro grupları İstanbul’a getirtildi. Aynı dönemde Şinasi de Türk edebiyatının ilk tiyatro eseri olan Şair Evlenmesi adlı oyununu yazdı.

Yine bu dönemde, oyuncu ve yönetmen olan Güllü Agop tarafından 1866 yılında Gedikpaşa Tiyatrosu adıyla ilk Osmanlı tiyatrosu kuruldu. Oyunlarını Türkçe sergileyen bu tiyatroda yine ilk kez Müslüman oyuncular sahne aldı. Vatan yahut Silistre, Leyla ile Mecnun ve Zor Nikâh Agop’un sahnelediği eserlerden bazılarıydı. Gedikpaşa Tiyatrosunu İstanbul’da kurulan başka tiyatro toplulukları izledi. Diğer yandan halka tiyatroyu sevdirmek amacıyla İzmir, Adana ve Bursa gibi büyük şehirlerde de tiyatrolar kuruldu.

Tiyatro gibi operanın da Osmanlı ülkesine girmesi özellikle ıslahatçı padişahların desteğiyle gerçekleşti. Osmanlı sefirlerinin Avrupa’da görüp etkilendikleri operayı izleyen ilk Osmanlı padişahı ise III. Selim oldu. II. Abdülhamit ise operaya en fazla ilgi gösteren Osmanlı padişahıydı. Padişah, Yıldız Sarayı’nda İtalyan opera kumpanyalarını ağırlamış, opera sanatçılarına değer vermiş ve okuduğu eserleri besteletmişti. İkinci Meşrutiyet’in ilanından sonra ise Osmanlı Devleti’nde yerli sanatçıların görev aldığı Millî Osmanlı Operet Kumpanyası kurulmuştu.

Osmanlı Devleti’nin Batı ile olan ilişkileri spor alanında da etkisini gösterdi. 1860’lı yıllardan itibaren önce askeri okullara beden eğitimi ve fiziki idman dersleri konuldu. 1869’da çıkarılan Maarif-i Umumiye Nizamnamesi’yle de bütün rüştiyelerde beden eğitimi dersi zorunlu hâle getirildi. Eğitimdeki bu yeni uygulamaların etkisiyle toplumun spora olan ilgisi arttı ve 19. yüzyılın sonlarına doğru çeşitli dallarda faaliyet gösteren spor kulüpleri kuruldu.

Osmanlı Klasik Dönemi’nde güreş, cirit ve at yarışları en önemli spor etkinlikleriydi. 20. yüzyılın başlarına gelindiğinde bunlara jimnastik, yelken, kürek, binicilik, tenis, yüzme, boks, eskrim ve bisiklet gibi modern sporlar da eklendi. İngilizler aracılığıyla ülkemize giren futbol ise kısa sürede büyük ilgi gördü. 1903’te futbol alanında da faaliyet gösteren Beşiktaş Jimnastik Kulübü kuruldu. Onu 1905’te kurulan Galatasaray ve 1907’de kurulan Fenerbahçe futbol kulüpleri izledi. Ülkemizde spor kültürünün yerleşmesi ve gelişmesinde Selim Sırrı Bey önemli bir rol oynadı. Selim Sırrı (Tarcan) 1908’de Osmanlı Millî Olimpiyat Cemiyetini kurdu. Onun gayretli çalışmaları sonucunda da Osmanlı Devleti 1912 yılında ilk kez olimpiyatlara (Stockholm Olimpiyatları) katıldı.

Müzik, eğlence ve spor alanında Osmanlı Dönemi’nde yaşanan gelişmelerin günümüze yansımaları neler olmuştur?

Bir Cevap Yaz.