Osmanlı Devletinde Kadın Haklarının Gelişimi

3. OSMANLI DEVLETİNDE KADIN HAKLARI

Sanayi İnkılabı sonrası kadınların da çalışma hayatına girmeleri 19. yüzyılda kadın hakları konusunu gündeme getirdi. Bu dönemde Avrupa ülkelerinde kurulan kadın örgütleri, çalışma şartlarının düzeltilmesini ve kadınların ücret ve diğer haklar konusunda erkeklerle eşit haklara sahip olmalarını talep ettiler.

Avrupa’da başlayan kadın hareketi Osmanlı kadınlarını da harekete geçirdi. Kadınlar, Tanzimat Fermanı ve Kanun-ı Esasi’nin ilanı gibi gelişmelerin de etkisiyle toplumda seslerini daha fazla duyurma, etkin roller üstlenme ve haklarını elde etme mücadelesine girdiler. Özellikle büyük kentlerde kadın haklarının savunulması amacıyla çeşitli dernekler ve yardım kuruluşları oluşturdular. Teali-i Nisvan Cemiyeti, Osmanlı Kadınları Şefkat Cemiyeti, İttihat ve Terakki Kadınlar Şubesi ve Müdafaa-ı Hukuk-ı Nisvan Cemiyeti bu kuruluşlardan bazılarıdır.

Kadın hakları savunucusu Osmanlı kadınlarından bazıları

19. yüzyıl Osmanlı toplumunda kadın hakları konusunda yaşanan önemli gelişmelerden biri de kadınların basın hayatına girmeleri oldu. Bu dönemde kadınlara yönelik yayın yapan gazete ve dergiler dikkat çekmeye başladı. Bunlardan 1868 tarihli Terakki Gazetesi, ilk kez kadınların siyasi haklarından söz etti. Kadınları çalışma hayatına girmeye çağıran gazete, büyük ilgi görünce, Osmanlı Devleti’ndeki ilk kadın dergisi olan Teraki-i Muhadderat (Kadınların Yükselişi) Dergisi’ni çıkarmaya başladı.

1886’da yayın hayatına başlayan ve Afife Hanım tarafından çıkarılan Şükufezar (Çicek Bahçesi) dergisinin tüm yazarları kadındı. II. Abdülhamit’in destek verdiği Mürüvvet dergisinin yayın politikası, Osmanlı kadınlarını dünya kadınlarından haberdar etmekti. 1889’da Hatice Semiha ve Rabia Kâmile adlı kadınlar tarafından çıkarılan Parça Bohçası adlı dergi ise ev düzeni, çocuk bakımı, yemek ve pasta yapımı gibi konularda bilgi veriyordu.

Tanzimat Dönemi’nde Namık Kemal, Ahmet Mithat, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Halit Ziya Uşaklıgil gibi aydınlar da kadın sorunları ve kadın-erkek eşitliği üzerinde durdular. Bunlardan Namık Kemal “Zavallı Çocuk” adlı eserinde dönemin evlenme biçimini eleştirdi. Ahmet Mithat ise “Eyvah” adlı piyesinde çok eşliliği eleştirdi. Yazar bu eserinde “Çok kadınla evlilik doğru değildir ve bu durum büyük facialara yol açar.” ana fikrini işledi.

Toplumda cinsiyetler arası farklılıklara bağlı ayrımcılık yapılmasının olumsuz etkilerini gözler önüne sermeye çalışan aydınlarımızdan biri de ün lü şa ir Tev fik Fik ret olmuştur. Şair bu konudaki tepkisini “Elbet sefil olursa kadın, alçalır beşer.” sözüyle dile getirmiştir. Şair, “Kızlarını okutmayan millet, oğullarını manevi öksüzlüğe mahkûm etmiş demektir; hüsranına ağlasın.” sözüyle de kadının toplum için taşıdığı değer ve öneme dikkat çekmiştir.

• Yukarıda anlatılanlara göre kadınlar hangi haklarından yoksun bırakılmıştır?
• Tevfik Fikret, yukarıdaki paragrafta geçen sözleriyle hangi mesajları vermek istemiş olabilir?

Kadınlara yönelik yayınlar arasında en dikkat çekeni 1895’te yayın hayatına başlayan Hanımlara Mahsus Gazete idi. Birçok kadın yazarın ilk yazılarını yayımlama imkânı bulduğu bu gazete kadınlar için bir okul görevi gördü. Gazetenin okurlarına aşılamak istediği en önemli şey, kadınların her işi başarabileceği inancıydı.

II. Meşrutiyet’in ilanından sonra Osmanlı kadın hareketi güçlenerek ülke geneline yayılırken kadınlar mücadelelerini halka duyurarak kamuoyu oluşturmaya daha fazla önem verdiler. Bu amaçla 1908’den itibaren önce Demet, ardından da Mehasin
ve Kadın adlı dergileri yayımladılar. Bunlardan Demet’te Halide Edip, Fatma Müzehher gibi kadın yazarların yazıları yer aldı. Kadın dergisinde ise tanınmış yazarlardan Fatma Aliye ve Emine Semiye hanımların yazıları yayımlandı. Dönemin bir diğer yayın organı Kadınlar Dünyası adındaki dergiydi. Müdafaa-i Hukuk-ı Nisvan Cemiyetinin yayın organı olan bu dergi, kadınların eğitim ve çalışma haklarından tam olarak yararlanmaları yönünde yayın yapıyordu. Bu konuyla ilgili olarak kadın yazarlardan İsmet Hakkı Hanım, “Bizler şu asrın ilerlemesinden ne hisse alacağız? Yine o tepile tepile, eğitile eğitile geçmişte kaldı zannettiğimiz üzüntülerle mahrumiyetlere mi boyun eğeceğiz? Hayır hayır artık çok çektik, yetişir. Artık bu gaflet yüküne katlanmak istemiyoruz.” demekteydi.

Osmanlı basın hayatında öne çıkan kadınlar genellikle Batı kültürünü tanıyan, iyi tahsil görmüş, dil bilen ve Avrupa basınını takip eden kişilerdi. Bununla birlikte gazete ve dergilerde sadece bu kadınların yazılarına değil, toplumun her kesiminden kadın okurların yazı ve mektuplarına da yer verildi. Böylece basın-yayın hayatının, Osmanlı toplumunda kadına bakışın ileriye doğru değişmesinde önemli katkıları oldu.

Kadın Hakları

Osmanlı Devleti’nde 19. yüzyıl ortalarından itibaren yaşanan anlayış değişikliğine bağlı olarak özellikle şehirlerde iş ve aile hayatındaki kadın-erkek rolleri değişime uğradı. Ayrıca kadın haklarıyla ilgili önemli gelişmeler yaşandı. Bu gelişmelerin belli başlıları şunlardır:

• 1843: Kadınlar Tıbbiye Mektebinde ebelik eğitimi almaya başladı.
• 1858: Kız rüştiyeleri açıldı.
• 1869: Kadınlar için ilk süreli yayın olarak kabul edilen “Kadınların Yükselişi” adlı dergi yayımlanmaya başlandı.
• 1870: Darü’l Muallimat adıyla kız öğretmen okulu açıldı.
• 1871: Aile Hukuku Kararnamesi ile evlilik sözleşmesinin resmî görevli önünde yapılması uygulamasına geçildi.
• 1876: İlköğretim kız ve erkekler için zorunlu hâle getirildi.
• 1892: İlk Türk kadın romancı Fatma Aliye Hanım “Muhadarat” adlı ilk eserini yayımladı.
• 1897: Kadınlar ücretli işçi olarak çalışmaya başladı.
• 1913: Kadınlar devlet memuru olarak çalışmaya başladı.
• 1914: İnas Darü’l-Fünunu adıyla kızlar için bir yüksek öğretim kurumu açıldı.
• 1920: İlk Türk kadın tiyatro sanatçısı Afife Jale (Fotoğraf 5.20) İstanbul’da sahneye çıktı.
• 1921: Dr. Safiye Ali, tıp eğitimini tamamlayarak ilk Türk kadın hekim olarak tarihimizdeki yerini aldı.

Kadın hakları konusunda ülkemizde yaşanan yukarıdaki gelişmeler geleceğe yönelik olarak hangi sonuçları ortaya çıkarmış olabilir?

Bir Cevap Yaz.