Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşına Nasıl Girmiştir?

c. Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’na Girmesi

Birinci Dünya Savaşı’nın yaklaştığı günlerde Osmanlı tahtında V. Mehmet Reşat, hükûmette ise İttihat ve Terakki Partisi bulunuyordu. Devlet yönetimine hâkim olan İttihat ve Terakki Partisinin ileri gelenleri dünyanın hızla bir savaşa sürüklendiğini görüyor ve ayakta kalabilmek için İtilaf veya İttifak gruplarından birine katılmak gerektiğini düşünüyorlardı. Bu nedenle daha savaş başlamadan İngiltere ve Fransa ile ittifak girişiminde bulunmuşlardı. Ancak Osmanlı topraklarına göz dikmiş olan bu devletlerden olumlu bir cevap alamamışlardı. Bunun üzerine başta Harbiye Nazırı Enver Paşa olmak üzere İttihat ve Terakki liderleri Almanya’ya yaklaşmışlardı.

Enver Paşa, Almanya’nın savaşı kazanacağına inanıyor ve Osmanlı Devleti’nin bu devletin yanında savaşa girmesi gerektiğini düşünüyordu. Böylece son yıllarda kaybedilen topraklar geri alınabilir, kapitülasyonlar kaldırılabilir ve devlet yıkılmaktan kurtarılabilirdi. Diğer yandan Almanya da Osmanlı Devleti’nin kendi yanında yer almasını istiyordu. Çünkü Almanya, Avrupa’nın tam ortasında bulunması nedeniyle doğuda Rusya, batıda ise Fransa ve İngiltere’ye karşı iki cephede birden savaşmak zorundaydı. Bu durumda Osmanlı Devleti eğer Almanya’nın yanında savaşa girecek olursa Rusya karşısında yeni cepheler açılacak ve böylece Almanya’nın savaştaki yükü hafifleyecekti. Bunun yanı sıra Boğazların kontrolü ele geçirildiğinde İngiltere ve Fransa’nın Rusya ile bağlantısını kesmek de mümkün olabilecekti. Diğer yandan Osmanlı padişahı halife unvanıyla cihat ilan ettiğinde İngiltere ve Fransa’nın sömürgelerindeki Müslümanların ayaklanacak olması Almanya’nın işini kolaylaştıracaktı.

Osmanlı Devleti ile Almanya arasında 19. yüzyılın sonlarına doğru başlayan iyi ilişkiler demir yolu yapımı ve orduyu ıslah için Alman subayların getirilmesiyle devam etmişti. İngiltere’nin Osmanlı toprak bütünlüğünü korumaktan vazgeçmesiyle iki devlet birbirine daha çok yakınlaşmıştı. Bütün bunlara yukarıda sözü edilen amaçlar da eklenince Osmanlı Devleti ile Almanya arasında 2 Ağustos 1914’te gizli bir ittifak antlaşması imzalandı. İttifak antlaşmasına göre iki devletten biri Rus saldırısına uğradığında diğeri ona yardım edecekti. Buna rağmen Osmanlı Devleti askerî ve ekonomik yönden hazır olmadığını ileri sürerek savaşın ilk günlerinde tarafsızlığını ilan etti.

Osmanlı Devleti’ni Birinci Dünya Savaşı’na sürükleyen olaylar Akdeniz’deki İngiliz donanmasından kaçan iki Alman savaş gemisinin Çanakkale Boğazı’nı geçerek İstanbul önlerine gelmesiyle başladı. Uluslararası hukuka göre tarafsızlığını ilan etmiş olan Osmanlı Devleti’nin kendisine sığınan bu gemileri silahsızlandırması ve mürettebatlarını gözetim altına alarak savaşın sonuna kadar elinde tutması gerekiyordu. Ancak Osmanlı Hükûmeti bunları yapmak yerine gemileri satın aldığını açıkladı. Goeben’e (Goben) Yavuz, Breslau’a (Breslav) ise Midilli adlarını vererek gönderlerine Türk bayrağı çektiği bu gemileri Osmanlı donanmasına kattı. Donanma komutanlığına da Alman Amirali Souchon’u (Suşon) getirdi. Bundan sonra Amiral Souchon tatbikat yapmak bahanesiyle Karadeniz’e açıldı ve doğruca kuzeye yönelerek 29 Ekim 1914’te Rus limanlarını bombaladı. Bombardımana tepki olarak Rusya 1 Kasım 1914’te; İngiltere ve Fransa ise bundan birkaç gün sonra Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etti.

Bir Cevap Yaz.