Meşrutiyet Dönemi Osmanlı Hukuku

Meşrutiyet Dönemi Osmanlı Hukuku

SULTAN II. ABDÜLHAMİT VE MEŞRUTİYET (1842-1918)

Sultan Abdülmecit’in oğludur. 1876’da tahta çıkmıştır. Tahta çıktığında Osmanlı Devleti bunalımın eşiğindeydi. Karadağ ve Sırbistan’da savaş aleyhimize dönmüş, Bosna-Hersek ve Girit’te ayaklanmalar çıkmış, mali kriz son haddine varmıştı.

Sultan II. Abdülhamit, Osmanlı Devleti’ni bu çöküş sürecinden kurtarmak için çareler aramış ve mücadele etmiştir.

Osmanlı vatandaşı (ırk ve din ayrımı gözetmeden) oluşturmakla mevcut çöküşün önlenebileceğine inanan Genç Osmanlılar (Jön Türkler), Meşrutiyet’in doğuşunda etkili olmuştur. Bunlar cemiyetler kurdular, düşüncelerini yaymak için dergi ve kitaplar yayımladılar.

Yakın Çağ Türk tarihi açısından önemli bir dönüm noktası olan Meşrutiyet, daha önceki yenileşme ve modernleşme çabalarının devamıdır. Lale Devri ile başlayıp Tanzimat ve Islahat Dönemleri’yle tamamlanan bu hareket, çökmekte olan Osmanlı Devleti’nin yenilenmesi ve yaşatılması amacıyla ilan edilmişti.

Meşrutiyet yönetimi devleti dağılmaktan kurta­ramadı ve I. Dünya Savaşı’yla sona erdi. Osmanlı Devleti genç cumhuriyete parlamento, parti kadroları, basın ve eğitim sistemi gibi kurumları miras bıraktı.

Cumhuriyetin subay, doktor, öğretmen, hukukçu ve siyasetçileri Meşrutiyet Dönemi Osmanlı aydın kadrolarından çıktı. Meşrutiyet, Türkiye’de çağdaş anlamda siyasetin başlangıcını oluştur­du. Anayasal düzen, parlamenter yaşam, temel hak ve özgürlükler, siyasi partiler, kamuoyu ve özgür basın şekillenmeye başladı. Tüm karmaşa­sına rağmen bu dönem Cumhuriyet Türkiyesi’ne hazırladığı ortam açısından bir kırılma noktasıdır.

Yukarıdaki metni inceleyerek soruları cevaplandırınız.

  • Meşrutiyet yönetiminin istenmesine sebep olan etkenler nelerdir?
  • Meşrutiyet Dönemi Cumhuriyet Dönemi’ni nasıl etkilemiştir?

AHMET CEVDET PAŞA (1822-1895)

XIX. yüzyıl Türkiyesi’nin önde gelen bilim ve devlet adamlarındandır. Bulgaristan’ın Lofça Kasabası’nda doğdu. İlköğrenimini Lofça’da yaptı. Daha sonra İstanbul Fatih’teki Papasoğlu Medresesi’ne girdi. Medreseyi 1844’te bitirdikten sonra bugün Arnavutluk’ta bulunan Premedi Kazası kadılığına atandı.

“Tarih-i Cevdet” namıyla şöhret bulan kıymetli eserinin üç cildini 1854 yılında bitirip Sultan Abdülmecit’e sundu. Eseri çok beğenen Sultan, rütbesini yükseltti. Bir sene sonra da devletin resmî tarihçisi oldu.

12 ciltlik bir Osmanlı tarihi yazmış, Mecelle’nin hazırlanmasında önemli rol oynamıştır. Kadılık ve Divan-ı Ahkâm-ı Adliye Reisliği yapmıştır. “Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye” isimli hukuk metnini oluşturanların başında gelmiştir. Divan-ı Ahkâm-ı Adliye Reisliği, bakanlığa çevrilince adalet bakanı olmuştur. Daha sonra eğitim, evkaf, dâhiliye, ticaret ve ziraat bakanlıklarında görev almıştır. “Tarihi Cevdet” en önemli eseridir.

Ahmet Cevdet Paşa 26 Mayıs 1895 günü vefat ederek Fatih Camii’ne bitişik türbesine defnedilmiştir.

Osmanlı Devleti, meşrutiyet yönetimine Kanun-ı Esasi’yi ilan ederek geçti. Devlet yönetimi yeniden yapılandırıldı. Türk tarihinde ilk defa anayasal sisteme geçildi. Buna göre halkın seçtiği temsilcilerden oluşan parlamento, padişahın yetkilerinden bir kısmına ortak oldu. I. Meşrutiyet yönetimine 1878’de padişah tarafından son verildi.

Kanun-ı Esasi ile vatandaşların temel hak ve özgürlükleri anayasal güvence altına alındı. Kanun önünde eşitlik, kamu hizmetine girme, basın özgürlüğü ve mülkiyet hakkı Osmanlı tebaasına tanınan temel hak ve özgürlüklerin başlıcalarıydı.

Meşrutiyet Dönemi’nde hukuk alanında atılan en önemli adımlardan biri de Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye’nin hazırlanmasıdır. 1868-1878 yılları arasında Ahmet Cevdet Paşa başkanlığındaki ilmî bir heyet tarafından, İslam hukukuna bağlı kalınarak hazırlanan Mecelle, şeri mahkemelerde 1877-1926 yılları arasında hukuki kaynak olarak kullanılmıştır. Bu kanun, medeni konuları (şahıs, aile ve miras) içermektedir. Mecelle, adliyede hukuk birliğinin temelini de atmıştır.

Meşrutiyet yanlılarının çalışmaları sonucu 1908’de meşrutiyet yönetimine ikinci kez geçildi. 1909’da Kanun-ı Esasi’de bazı değişiklikler yapıldı. Osmanlı Devleti’nin geleneksel yasama, yürütme ve yargı organlarının kuruluş, görev ve yetkilerinde önemli değişmeler oldu. Hak ve özgürlüklerin sınırları genişletildi. Padişahın mutlak otoritesi sınırlandırıldı. Yeni hazırlanan anayasa ile padişah, anayasayı uygulayacağına, devletin ve milletin haklarını koruyacağına yemin edecekti.

II. Meşrutiyet Dönemi’nde halk, şikâyetini adli makama topluca iletirken

1909’da Kanun-ı Esasi’de yasama organının oluşumunda bir değişiklik yapılmadı. Padişahtan izin almadan kanun çıkarma yetkisi kazanan parlamento, devletin en güçlü organı hâline geldi. Mebuslar Meclisi padişahın iznini almaksızın kanun teklifi getirebilecekti. Böylece yasama, padişahın tekelinden çıkmış, milletin temsilcilerinden oluşan meclisin görevleri arasına girmişti. Meclisin kabul etmiş olduğu kanunlara karşı, padişah 1876 Anayasası’nda olduğu gibi mutlak veto yetkisine sahip değildi.

OSMANLI TEBAASINA TANINAN TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER
I. Meşrutiyet Anayasası II. Meşrutiyet Anayasası (I. Meşrutiyet Anayasası’na eklenen maddeler)
• Vatandaşlık hakkı, kişi hürriyeti, kişi güvenliği ve ibadet hürriyeti kanun güvencesine alındı.

Basın hürriyeti, şirket kurma hürriyeti, dilekçe verme hakkı sağlandı.

Öğretimde eşitlik ilkesi uygulamaya konuldu.

Herkese devlet memurluğuna girme hakkı tanındı.

Mali güce göre vergi alınması ilkesi kabul edildi.

Konut dokunulmazlığı sağlandı.

Kimsenin kanunla bağlı olduğu mahkemeden başka bir mahkemeye gitmeye zorlanamayacağı hükmü kabul edildi. Müsadere, angarya ve işkencenin yapılamayacağı yasallaştı.

Bülent TANÖR, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, s. 145-147

(Derlenmiştir.).

Kanun dışı tutuklama yasaklandı.

Postanelere verilen evrak ve mektuplar mahkeme kararı olmadan açılamayacağı esası kabul edildi.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü özgürlüğü tanındı.

Dernek kurma hakkı tanındı.

Basın hürriyeti çerçevesinde, basının hiçbir suretle ön denetime tabi tutulamayacağı esası kabul edildi.

Padişaha tanınan sürgün etme yetkisi kaldırıldı.

Bülent TANÖR, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, s. 196-197

(Derlenmiştir.).

Yukarıdaki tabloda I. Meşrutiyet ve II. Meşrutiyet anayasalarında yer alan hakları günümüzde var olan temel hak ve özgürlükleri dikkate alarak değerlendiriniz.

XIX. yüzyılın başlarından itibaren adli alanda düzenlemeler yapılmasına rağmen nitelikli eleman ihtiyacını karşılamayı amaçlayan okullaşma geç başlamıştı. Adliye teşkilatında yaşanan nitelikli eleman sıkıntısını çözmek amacıyla 1875’te “Galatasaray Sultanisi”nin bir şubesi olarak “Mekteb-i Hukuk-i Sultani” kuruldu. Bu okulun kapatılmasından sonra, 1880’de “Mekteb-i Hukuk” adıyla yeni bir okul açıldı. Günümüzdeki İstanbul Üniversitesine bağlı Hukuk Fakültesinin temelini oluşturan bu okulun kuruluş amacı Batı hukukunu bilen hâkim ve avukat yetiştirmekti. Adli teşkilatlanmada eğitim almış uzman kişiler yetiştirilmişse de mezun öğrenci sayısının azlığından dolayı tam olarak ihtiyacı karşılayamamıştır.

Aşağıda karışık şekilde verilen kavramları ve anlamlarını doğru olarak eşleştiriniz.

Bir Cevap Yaz.