Kanun-ı Esasi’nin Kabulü ve I. Meşrutiyet’in İlanı

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI

Kanun-ı Esasi’nin Kabulü ve I. Meşrutiyet’in İlanı

ZİYA PAŞA’NIN CUMHURİYET İDARESİNİ ANLATAN MAKALESİNDEN

“Cumhuriyet idaresinde padişah, imparator, sadrazam, vb. yoktur. Bunların hepsi memleketin ahalisidir. Halk birkaç şahsın hüküm ve keyfine esir olmayıp zengin ve fakir herkes temel hak ve hürriyetini muhafazada serbesttir.

Cumhuriyet idaresinde azasını halkın seçtiği bir millet meclisi olur. Ve ahaliden bir zat geçici olarak bu meclisin reisliğine getirilirdi.

Cumhuriyet idaresinde herkes temel hak ve hürriyetler konusunda ne kadar hür ve serbest ise kanunlara uyma konusunda o kadar esir ve mec­burdur. Millet meclisinin millî ahlaka, memleketin durumuna ve anayasaya göre tanzim ve tesis olunan hüküm ve nizamları vardır. Meclis üyeleri ve reisi bütün uygulamaların bu kanuna bağlı olarak yapılmasını sağlar. Halktan asla fark ve imtiyazları olmayan meclis üyelerinin ahaliden tek farkı geçici bir süre için seçilmiş olmasıdır.”

TANZİMAT DÖNEMİNDE BİR OSMANLI BÜROKRATININ İNGİLTERE NOTLARINDAN

İngiliz milletinin başı kraliçedir. Devlet “Avam Kamarası” adlı altı yüz küsur azalı bir millet meclisi ile “Lordlar Kamarası” isimli dört yüz küsur azalı asiller meclisinden oluşur. Avam Kamarası yedi senede bir, büyük eyalet merkezi ve kasabalardan seçilen temsilcilerden meydana gelir. Lordlar Ka­marası ise büyük ailelerin mensupları arasından seçilip daimi olarak tayin edilirdi. İngiltere’de halk eskiden beri iki partiye oy verir. Bu partiler âdeta İngilizler ile Fransızlar gibi bölünmüş olup arala­rında çekişmeler hiç eksik olmazdı.

Millet meclisinde çoğunluk hangi partide ise kraliçe bütün bakanların oradan seçilmesini talep ederdi. Parti başkanı bakanların isimlerini bir dosya içinde kraliçeye sunardı. Bu isimlerin kabulü hem mevcut kanunların hem de siyasi değerlerin bir gereğiydi. Ancak adalet ve güvenlik işleyişi milletin kendisinde olup bu sahalara müdahale olunmazdı.

  • İngiltere’deki yönetim şekliyle Ziya Paşa’nın görüşlerini karşılaştırınız. Aradaki farkları belirtiniz.
  • Genç Osmanlılar Cemiyetinin üyelerinden Ziya Paşa’ya ait metinden hareketle bu cemiyetin yönetimdeki amaçlarının neler olduğunu belirtiniz.

GENÇ OSMANLILAR

Yönetime karşı ilk teşkilatlı muhalefet hareketi Genç Osmanlılar Cemiyeti ile başladı. Bu Cemiyetin sabit bir merkezi, şubeleri ve siyasi liderleri yoktu. Farklı zamanlarda Mustafa Fazlı Paşa, Ziya Paşa, Mithat Paşa gibi kişiler lider olarak vasıflandırılmıştır.

Cemiyetin programları; Osmanlı tebaasına eşit haklar sağlanması, bu hakların kanun güvencesi altına alın­ması; meşrutiyet idaresinin kurulması ve vatanseverlik hissi ile fertlerin birbirlerine bağlanmasından ibaretti. İzledikleri yol ikna ve telkindi. Fikirlerinin oluşmasında Türk, İslam ve Batı kültürünün etkisi vardı.

Amaçlarını tam anlamıyla gerçekleş­tiremeyen Genç Osmanlılar, bununla be­raber meşrutiyetin ilan edilmesi, anaya­sanın hazırlanmasında başarılı olmuşlar ve genel anlamda ilk demokratik fikirlerin oluşmasını sağlamışlardı.

XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren dünyada anayasal yönetim hareketleri güçlenmeye başlamıştı. Osmanlı Devleti de bu gelişmelerden etkilendi. Ülke içinde 1860’lardan itibaren “Genç Osmanlılar Cemiyeti”ne üye aydınlar bu doğrultuda çalışmalarını hızlandırdı. Tanzimat Fermanı’nın ilanı ile yönetim alanında başlayan yenilikler Genç Osmanlıların çalışmalarıyla anayasal düzene doğru ilerleme kaydetti. Mithat Paşa, daha şehzadeliği sırasında II. Abdülhamit ile görüşmüş ve anayasanın ilan edilmesi sözünü almıştı.

II. Abdülhamit padişah olunca “Şura-yı Devlet”te bir komisyon oluşturdu. Mithat Paşa başkanlığında toplanan 28 kişilik bu komisyon, ilk Türk anayasası olan “Kanunuesasi”yi hazırladı. Bu sırada Balkanlarda çıkan azınlık ayaklanmalarının devleti zor durumda bırakması ve İstanbul’da bu meselenin çözümü için büyük devletlerin katılımıylaTersane Konferansı’nın toplanması, Kanun-ı Esasi’nin ilan edilmesinde etkili oldu. Dış devletlerin baskılarını bertaraf etmek ve “Balkan buhranı”nı sona erdirmek isteyen II. Abdülhamit, 23 Aralık 1876’da Kanun-ı Esasi’yi kabul etti. Böylece Osmanlı Devleti meşruti monarşi ile yönetilen bir devlet oldu.

Aşağıdaki Kanun-ı Esasi maddelerini temel hak ve özgürlükler ile yönetim açısından değerlendiriniz.

KANUN-I ESASİ’NİN BAZI MADDELERİ

Madde 3- Osmanlı hükümdarlığı, halifeliği de kapsayacak şekilde Osmanlı hane¬danının en yaşlı üyesine geçmektedir.
Madde 5- Padişahın kişiliği kutsaldır ve padişah yaptıklarından kimseye karşı sorumlu değildir.
Madde 7- İcra (hükûmet) meclislere karşı değil, saltanata karşı sorumludur. Padişahın meclisleri toplama ve dağıtma hakkı vardır.
Madde 12- Neşriyat, kanun dairesinde serbesttir.
Madde 113- Ülkenin herhangi bir yerinde karışıklık olduğunda idarenin sıkı yöne¬tim ilan etme yetkisi bulunmaktadır. Padişah, soruşturma sonucunda bir kimsenin siyasi suçlu olduğuna karar verebilir ve onu doğrudan sürgüne gönderebilir.

1876 Anayasası padişaha çok geniş yetkiler vererek eski mutlakıyetçi geleneği yeni rejimde de devam ettirdi. Temel özgür­lükler, kişisel güvenceler ve “Kanunsuz suç ve ceza olmaz.” gibi prensipler Kanun-ı Esasi’de tam anlamıyla uygulanamadı. Önce gazete ve dergilere belli ölçüde bir yorum hürriyeti verildiyse de kısa bir süre sonra sıkı bir sansür uygulandı.

Bir Cevap Yaz.