İstanbul’un Kuşatılması Nasıl gerçekleşti ve Fethin sonuçları Nelerdir?

c. İstanbul’un Kuşatılması ve Fetih

II. Mehmet hazırlıklarını tamamladıktan sonra ordusuyla birlikte İstanbul önlerine gelerek 6 Nisan 1453’te kuşatmayı başlattı. Osmanlı kara ordusu yoğun top ateşiyle surları yıkmaya çalışırken donanma da Marmara Denizi yönünden İstanbul’u abluka altında tutuyordu. Buna rağmen günler geçiyor ancak yıkılan surları hızla onaran ve Türk hücumlarını geri püskürten Bizanslıları aşıp şehre girmek mümkün olamıyordu. Bu arada donanma da papalığın gönderdiği yardım gemilerinin Haliç’e girmesini engelleyememişti.

II. Mehmet, fethi bir an önce gerçekleştirebilmek amacıyla daha zayıf olan Haliç tarafındaki surlara taarruz etmeye karar verdi. Ancak Haliç’in ağzı zincirle kapatıldığı için Osmanlı gemileri buraya giremiyordu. Bunun üzerine padişah, 22 Nisan gecesi Marmara Denizi’ndeki gemilerinin bir bölümünü kızaklar üzerinde kaydırarak Haliç’e indirdi.

Osmanlı Padişahı II. Mehmet’in İstanbul Kuşatması

II. Mehmet, donanmasını karadan yürüterek Bizanslılara hiçbir tedbirin kendisini durduramayacağını göstermiş oldu. 29 Mayıs 1453 günü de son bir hücumla İstanbul’u fethetti. Fatih, fethi takip eden günlerde Memluklular ile bu devletin himayesindeki Mekke Şerifi’ne ve Karakoyunlulara fetihnameler gönderdi.

Fatih’in gönderdiği fetihnamelere, komşu ülke hükümdarları hangi sözlerle karşılık vermiş olabilirler?

ç. İstanbul’un Fethi’nin Sonuçları

İstanbul’un Türkler tarafından fethiyle birlikte Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu sona erdi. 30 Mayıs günü şehre giren II. Mehmet İstanbul’un yağmalanmasına izin vermedi. Korku içinde Ayasofya’ya sığınmış olan Hristiyan halka özgür olduklarını bildirdi. Şehirden ayrılmış olanların da evlerine geri dönebileceklerini ilan etti. Ayrıca Rum Ortodoks Patrikhanesinin devamına izin vererek yönetimi altına aldığı Ortodokslara din ve vicdan hürriyeti tanıdı.

Genç padişah, İstanbul’a girdikten sonra doğruca Ayasofya’ya gitti. Bizans halkı din adamlarıyla birlikte burada toplanmış, korku içinde bekliyorlardı. Padişahı gördüklerinde ağlayarak yere kapandılar. Fatih, onlara sakin olmalarını söyledikten sonra dinî liderlerine, “Ayağa kalk! Ben Sultan Mehmet, sana ve arkadaşlarına ve bütün halka söylüyorum ki bugünden itibaren artık ne hayatınız ve ne de hürriyetiniz konusunda benim gazabımdan korkmayınız.”(1) dedi. Ardından da orada bulunanlara, serbestçe evlerine dönebileceklerini söyledi.

Fatih, fethi takip eden günlerde, Bizans’ın ileri gelen din adamlarından Gennadios’u (Genadyos) Rum Ortodoks patriği olarak tayin etti (Resim 2.2). Patriğe sadece Rumların değil, Osmanlı topraklarındaki tüm Ortodoks Hristiyanların dinî lideri ve milletbaşı olma yetkisi tanıdı. Ayrıca ona verdiği bir fermanla Ortodoks milletinin haklarını güvence altına aldı. Buna göre; Ortodoksların kiliseleri korunacak; evlenme, boşanma ve cenaze defin işlemleri kendi dinî geleneklerine göre yürütülecekti. Ayrıca, ayinlerin yapılmasına ve dinî günlerin kutlanmasına da devam edilecekti. Fatih bu hareketiyle yönetimi altına giren Hristiyan halka, her şeyin eskisi gibi devam edeceğini anlatmak istiyordu. Çünkü onun amacı, Osmanlı topraklarındaki
tüm insanların korkmadan serbetçe yaşayabilmesiydi.

Osmanlı millet sisteminin kurucusu olan Fatih, Rumlara tanıdığı hakları Ermenilere ve Musevilere de tanıdı. Bursa’da oturan Ermeni Piskoposu Ovakim’i 1461 yılında yanındaki Ermenilerle birlikte İstanbul’a getirtti. Onu Ermenilere patrik ve milletbaşı olarak tayin etti.

Fatih’in hoşgörü ve birlikte yaşama fikrine dayalı, insan haklarını koruyan uygulamalarından İstanbul’un Galata bölgesindeki
Ceneviz kolonisi de yararlandı. Fatih, İstanbul’un Fethi’ni takip eden günlerde verdiği bir Amanname ile Galata Cenevizlilerine imtiyazlar tanıdı. Aşağıda bu fermandan alınmış bir bölüm okuyacaksınız:

“Ben Ulu Padişah, Ulu Şehinşah Sultan Mehmet Han’ım. Galata halkı, üzerlerine askerimle varıp kalelerini yıkıp harap etmeyeyim diye elçilerini bana göndermişler. Buyurdum ki malları ve rızıkları ve mülkleri ve mahzenleri ve bağları ve değirmenleri ve gemileri ve sandalları ve kadınları ve çocukları ellerinde kalsın. Onlar dahi rençberlik etsinler. Denizden ve karadan sefer yapsınlar. Kimse engel olmasın. Memleketimin diğer yerlerinde olduğu gibi kiliseleri ellerinde kalsın ve ayinlerini okusunlar. Ceneviz tüccarları karadan ve denizden ticaret yapıp gelsinler ve gitsinler. Vergilerini âdet olduğu üzere versinler. Onlara kimse düşmanlık etmesin. Buyurdum ki rızası olmadan hiçbiri Müslüman yapılmasın. İçlerinden kimi isterlerse onu elçi olarak seçsinler.”

İstanbul’un Fethi’nin Türk Tarihi Bakımından Sonuçları

İstanbul’un Fethi’yle birlikte Osmanlı Devleti’nin Türk ve İslam dünyasındaki saygınlığı arttı. Osmanlılar, Asya ve Avrupa kıtalarındaki topraklarını birleştirerek Anadolu ve Balkanlardaki hâkimiyetlerini pekiştirdiler. Diğer yandan Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayan su yolunu kontrolleri altına alarak ekonomik yönden güçlendiler. Bu arada II. Mehmet, İstanbul’u devletin yeni başkenti yaptı. Bilginleri, sanatçıları ve tüccarları şehre yerleştirerek İstanbul’u önemli bir kültür ve ticaret merkezi hâline getirdi. Kendisi de İstanbul’u fethettiği için “fetheden” anlamında Fatih unvanını aldı.

İstanbul’un Fethi’nin Dünya Tarihi Bakımından Sonuçları

İstanbul’un Fethi Avrupa tarihini de değiştirdi. Kuşatma sırasında kullanılan güçlü toplarla şehirlerin etrafını çevreleyen ve yıkılamaz sanılan büyük surların yıkılabileceği anlaşıldı. Bunu gören Avrupa’daki krallar da aynı yöntemi kullanarak etrafı kalın surlarla çevrili şatolarda yaşayan derebeylerin hâkimiyetine son verdiler. Böylece Orta Çağ boyunca Avrupa’da hüküm süren derebeylik (feodalite) rejimi çöküş sürecine girerken merkezî krallıklar güç kazanmaya başladı.

Fethin ardından bir kısım Bizanslı bilim insanı İstanbul’dan ayrılarak İtalya’ya göç etti. Eski Yunan ve Roma uygarlıklarının bilgi birikimine sahip olan bu insanların İtalya’ya gelmesi bu ülkede Rönesans’ın başlamasında etkili oldu. İstanbul’un Fethi’yle birlikte eski ticaret yollarının Türklerin kontrolüne girmesi ise Avrupalıları yeni yollar aramaya yöneltti. Bu arayışa bağlı olarak da Coğrafi Keşifler gerçekleşti. Ortaya çıkardığı bütün bu sonuçlar nedeniyle İstanbul’un Fethi bazı tarihçiler tarafından Orta Çağ’ın sonu Yeni Çağ’ın başlangıcı olarak kabul edildi.

Sizce İstanbul’un Fethi’nin en önemli sonucu ne olmuştur? Neden?

Bir Cevap Yaz.