İnsanın Doğaya Etkisi Nedir?

İNSANIN DOĞAYA ETKİSİ

İnsanın, doğayı ihtiyaçları doğrultusunda kullanırken doğaya müdahalesi de tarih boyunca farklı şekillerde olmuştur. Sanayi Devrimi’nden sonra nüfusun hızla artması ve gelişen teknoloji, insanın doğaya daha fazla müdahale etmesine neden olmuştur. Doğal çevre, insanın bilinçsiz bir şekilde kullanmasıyla bozulmaktadır. Özellikle hayatımızın her alanında fosil yakıtların kullanımının artması hava, su ve toprak kirliliğine neden olmaktadır.

İnsan; besin ihtiyaçlarını karşılamak, yeni yerleşme alanları açmak ya da sanayi tesisleri kurmak için ormanları tahrip etmektedir. İnsanın yapmış olduğu bu müdahaleler, ekosistemde dengeyi sağlayan bazı hayvan ve bitki türlerini yok etmiştir. Günümüzde nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıya olan bazı canlı türleri bulunmaktadır. Derisi için avlanan timsah, boynuzları için avlanan gergedan ve yaşam alanı daralan Bengal kaplanı bu duruma örnek verilebilir.

Soyu Tükenmiş ya da Tükenmekte Olan Canlılar

Ülkemizde soyu tükenmiş ya da tükenmekte olan bazı bitki ve hayvan türleriyle ilgili bir albüm hazırlayınız. Hazırladığınız albümü sınıf panosunda sergileyiniz.

Son yüzyıla baktığımızda çevre kirliliğinin ortaya çıkmasındaki en büyük etken insanın daha iyi koşullarda yaşama hırsıdır. Hava, su ve toprakta meydana gelen bu kirlilik, başta insan olmak üzere bütün canlıları olumsuz etkilemektedir.

Doğa kendine has kimyasal, fi ziksel ve biyolojik özelliklere sahiptir. Çeşitli katı, sıvı atıkların, ağır metallerin toprağa ve suya bırakılmasıyla oluşan kimyasal kirlenme sanayi bölgelerinde oldukça fazladır. Hava, su ve toprağın fiziksel özelliğinin gözle görülür şekilde bozulmasıyla ortaya çıkan fi ziksel kirlenme özellikle maden bölgelerinde fazladır. Hava, su ve toprağın çeşitli mikroorganizmalarla kirlenmesi ve biyolojik yapısının bozulmasıyla oluşan biyolojik kirlenme çoğunlukla tarım topraklarının zirai ilaçlara maruz kalması sonucu oluşur.

Sanayileşmeyle birlikte özellikle kömür ve petrol gibi fosil yakıt tüketiminin artması, hava kirliliğine neden olmaktadır (Görsel 4.7.). Fabrikaların bacalarından, egzozlardan, termik santrallerden ve evlerden çıkan zehirli gazlar bu kirliliğin ana nedenidir. Havaya karışan bu zehirli gazlar, asit yağmurlarına neden olmaktadır. Ayrıca geniş çaplı orman yangınlarıyla ortaya çıkan gazlar da havayı kirletmektedir. Bu tarz olayların çok olması atmosferdeki karbondioksit oranını arttırmaktadır. Karbondioksit oranın artması sera etkisine, bu da dünyanın ısınmasına, buzulların erimesine ve iklimlerin değişmesine neden olmaktadır.

Görsel 4.7. Hava kirliliği

Çin’de 3 Günlük Turuncu Alarm Verildi

Çin’in kuzeyindeki Tiencin (Tisin) kentinde hava kirliliği nedeniyle 3 günlük turuncu alarm verildi. Şinhua (Şinha) ajansının haberine göre, Tiencin kentinde havadaki zararlı parçacık oranı PM 2,5’in Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından insan sağlığı için üst sınır kabul edilen 25 değerinin 6 ila 8 katına çıkması nedeniyle turuncu alarm verildi. Salı gününe kadar sürecek alarm çerçevesinde kentteki inşaat faaliyetlerinin askıya alınacağı, fabrika ve tesislerin kirli gaz salımını azaltması talimatı verileceği, bazı araçların trafi ğe çıkmasının geçici olarak durdurulacağı belirtildi. Tiencin’deki turuncu alarm, ülkedeki hava kirliliği düzeyine işaret eden alarm sisteminde en yüksek ikinci seviyeyi gösteriyor. Söz konusu sistem; mavi, sarı, turuncu ve kırmızı olmak üzere dört aşamadan oluşuyor. Hızlı kalkınma ve sanayileşmenin sonucu olarak Çin’deki büyük şehirlerin çoğu dünyanın en kirli şehirleri arasında yer alıyor. Pekin yönetimi özellikle 2014’ten bu yana çevre ve hava kirliliğiyle mücadele etmeye çalışıyor. Ülkede son yıllarda artan hava kirliliği nedeniyle birçok önlem hayata geçirildi. Söz konusu önlemler kapsamında Hava Denetim Ekipleri; kirliliğe sebep olan fi rmaların cezalandırılması, kirlilik süresince ilgili kentteki inşaat faaliyetlerinin askıya alınması gibi uygulamalar yapılıyor.

Güneş enerjisinin etkisiyle yeryüzündeki sular bir döngü hâlindedir. Su, canlılar tarafından kullanıldıktan sonra tekrar bu döngüye katılır. Bu döngü sırasında suya atıklar karışır. Atıklar; suyun fi ziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerini değiştirerek su kirliliğine neden olur (Görsel 4.8.). Konutlardan ve sanayi tesislerinden çıkan kirli sular, tarım alanlarında kullanılan kimyasal gübre ve ilaçlar yer altı ve yer üstü sularını kirleten ana nedendir.

Görsel 4.8. Su kirliliği

Termik ve nükleer santrallerde soğutucu olarak kullanılan sular, işlem bittikten sonra çevreye çoğunlukla yüksek sıcaklıkta bırakılmaktadır. Bu durum, sularda yaşayan canlıları olumsuz etkilemektedir. Ayrıca deterjan ve gübreler, çevreye bol miktarda azot ve fosforun çıkmasına neden olmaktadır. Bu maddeler, göl ve akarsulardaki yosunların artmasına ve diğer canlıların da azalmasına yol açmaktadır. Evlerden ve fabrikalardan çıkan çöpler, su ve hava ile gelen maddeler, tarım alanlarında kullanılan kimyasal ilaç ve gübreler toprak kirliliğine neden olmaktadır (Görsel 4.9.). Ormanların yakılarak tarım alanı açılması, toprağın yanlış kullanımı, hayvanların aşırı otlatılması toprağın yapısını bozmaktadır.

Kömür, petrol ve doğal gazın yanması sonucu atmosfere sülfür ve azot oksit gibi kimyasal maddeler karışır. Bu kimyasal maddelerin atmosfere karışmasında araba, uçak ve termik santrallerde kullanılan fosil yakıtlarla endüstriyel faaliyetler etkilidir. Atmosfere karışan bu kimyasal maddeler, havadaki su buharı ile birleşerek nitrik ve sülfürik asidi oluşturur. Suyun doğal döngüsü sırasında yağmur, kar veya sisle birleşerek yeryüzüne geri döner. Bu şekilde meydana gelen yağışlara asit yağışları denir. Asit yağışları, su buharının dışında gaz ve partikül hâlde de yeryüzüne inebilir.

Radyoaktif atıklar ve nükleer denemeler, nükleer (radyoaktif) kirliliğe neden olmaktadır. Bu kirlilik; radyoaktif maddelerin hava, su ve toprağa karışmasıyla meydana gelmektedir. Teknolojinin gelişmesi gürültü kirliliğini beraberinde getirmiştir. Sanayi kuruluşları, ulaşım araçları ve çeşitli araçlar gürültü kirliliğini oluşturmaktadır. Gürültü kirliliği, insanda fiziksel ve psikolojik rahatsızlıklara neden olabilmektedir. Yerleşme alanlarının genişlemesi, açık alanların aydınlatılması, sanayi kuruluşlarının sayısının artmasıyla gökyüzüne aşırı ışık yayılmaktadır. Gökyüzünün olağan görüntüsünü bozan bu duruma ışık kirliliği denir. İnsanların yanlış aydınlatma kullanmasıyla gökyüzünün doğal görünümünün bozulması, insan sağlığına ve ekosisteme zarar verebilmektedir.

İnsanların sağlıklı yaşam sürebilmesi için sağlıklı besinlere ihtiyacı vardır. Hava, su ve toprak kirliliği besinlerin de kirlenmesine neden olmaktadır. Besinlerimizi elde ettiğimiz bitki ve hayvanlar, kirlenen bu doğal ortamlarda yaşamlarını sürdürmekte bu da insan sağlığını tehdit edebilmektedir. Dünyada yaşanan çevre sorunlarının çözümü için öncelikle bizim duyarlı olmamız gerekir. Duyarlılık ise eğitim ile kazanılabilir. Bazı sorunların bugün karşımıza çıkması, insanların geçmişte yeterince duyarlı davranmamasından kaynaklanmaktadır. Bu yüzden yer altı ve yer üstü kaynaklarımızı bilinçli kullanmalıyız. Bu şekilde bu kaynaklardan daha uzun süre yararlanabiliriz.

Çevreden Yararlanma ve Sonuçları

İnsan, ihtiyaçlarını karşılamak için çevreden yararlanır ve ihtiyaçlarını karşılarken çevreye etkide bulunur. Buna göre aşağıdaki tabloyu örnekteki gibi doldurunuz.

Sümer’in Çöküşü: İlk Ekolojik Kriz

1000 yıllık gelişme döneminden sonra Fırat-Dicle Vadisi’ndeki medeniyet merkezi, kuzeye doğru Sümer’den Akad’a şimdiki Bağdat yakınına taşındı. Tarihçiler, bu kuzeye doğru kayma ile ilgili olarak çeşitli nedenler ileri sürerler. Daha yakın zamanlardaki deliller, insanın toprağı 1000 yıllık yanlış kullanımının neden olduğu tuzlanma olayının Sümer’in çöküşünde temel rolü oynadığı fi krini vermektedir. Sümer’de tuz birikimi, ilk başlarda sulama sınırlandırılarak ve arazi dönüşümlü yıllarda ekilip biçilerek kontrol altında tutuluyordu. Fakat savaşlar ve arazi üzerindeki nüfus baskısı, aşırı sulama ve sürekli ekim zorunluluğunu doğurmuştu. Bu uygulamalar da MÖ 2400 ile 1700 yılları arasında tuzlanmayı arttırmış ve Sümer’in düşüşünde nedensel faktör olmuştur.

Bu dönem boyunca 150 yıl süreyle Fırat ve Dicle nehirlerinin ayakları üzerinde yer alan iki komşu şehir Girsu ve Umma, ortak sınırları çevresindeki bereketli topraklar üzerinde anlaşmazlığa düşmüşlerdi. Girsu egemenlik kurmaya başlayınca nehrin daha yukarısında yer alan Umma halkı, tartışmalı topraklara su veren kanalları kapattı. Buna tepki olarak Girsu kralı da Dicle Nehri’nden kendi sınırına doğrudan bir kanal inşa ettirdi. Bu kanal sulama suyu için önemli bir kaynak hâline geldi fakat Fırat’tan gelen su ile birleşince su tablasının birikmiş tuz yüzeyinden yükselmesi söz konusu olmuştu. Girsu’da tuzlu toprak parçaları Dicle Kanalı’nın inşasından hemen sonra ortaya çıkmıştı. Daha sonraki 300 yıl içindeki toprak çalışmaları daha önce tuzlu olmadığı belirtilen toprakların tuzlandığını doğrulamaktadır. Sümer’de, buğday üretiminden tuza daha dayanıklı arpa üretimine geçilmesi tuzlanmanın kronik bir sorun hâline geldiği fi krini vermektedir. MÖ 1700’e doğru buğday artık Güney Mezopotamya’da yetiştirilemiyordu ve ürünün hasadı da daha önce kaydedilen miktarlara göre üçte bir oranında azalmıştı. Bu tahribatın büyük nüfus topluluklarına, tapınak komplekslerine, saraylara ve profesyonel bir orduya sahip şehirsel merkezlerin gıda tabanını büyük ölçüde etkilediği açıktır. Mezopotamya’nın önceleri güvenilir bir gıda fazlalığı sağlamaya yeterli verimlilikteki alüvyal ovaları tuzlanmadan zarar görmüştü.

Çevremizde Yaptığımız Değişiklikler

Yaşadığınız bölgede,
• İnsanların ihtiyaçlarını karşılamak için doğayı kullanma biçimlerini araştırınız.
• İnsanın etkisiyle doğada meydana gelen değişimlerle ilgili sunu, afi ş vb. etkinlikler hazırlayarak sınıfta paylaşınız.

Nükleer Santrallere İhtiyacımız Var mı?

“Türkiye’de nükleer santrallere ihtiyaç var mıdır?” sorusu ile ilgili düşüncelerinizi altı şapkalı düşünme tekniğini kullanarak sınıfta tartışınız.

Not: Altı şapkalı düşünme tekniği, bir konu hakkında farklı bakış açılarıyla yeni fi kirler üretilmesini sağlayan bir öğretim tekniğidir.

ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME

İnsanlar, hayatlarını kolaylaştırmak amacıyla yaptığı faaliyetlerle doğaya müdahale etmiştir.

Aşağıdakilerden hangisinde insanın ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla doğaya yaptığı müdahale yanlış eşleştirilmiştir?

A) Yerleşme Mesken
B) Tarım Su kanalı
C) Turizm Viyadük
D) Enerji Baraj
E) Ulaşım Tünel

İnsanların çevre üzerindeki etkisi günümüzde artmıştır. Bataklıklar kurutularak yerleşim alanları açılabilmekte, köprü ve tüneller yapılarak dağlar aşılabilmektedir.

Yukarıdaki parçaya göre aşağıdakilerden hangisi, insanların doğal çevreye yaptığı etkilerin artmasında daha fazla etkili olmuştur?

A) İş imkânlarının artması
B) Yer altı kaynaklarının hızla tüketilmesi
C) Yeni devletlerin ortaya çıkması
D) Teknolojik imkânların gelişmesi
E) Şehirlerin fazla göç alması

“Sanayileşmenin ortaya çıkmasıyla birlikte günümüzde doğal çevrenin tahrip edilmesi ciddi boyutlara ulaştı. Yaşadığımız çevrenin havası, suyu, toprağı ve bütün canlı türleri bu çevre tahribatından etkilenmeye başladı. Bu durum, ekosistemdeki hassas dengenin bozulmasına neden olmaktadır. Bunun sonucunda oluşan çevre kirliliğinden en çok zararı su kaynakları görmektedir. Evlerden ve fabrikalardan çıkan atıklar, arıtılmadan akarsular aracılığıyla göllerde ve denizlerde birikmektedir.”

Aşağıdaki 3 ve 4. soruları parçaya göre cevaplayınız.

Çevre kirliliğinin ortaya çıkmasında ve artmasında etkili olan başlıca faktör aşağıdakilerden hangisidir?

A) Hava akımları B) Sanayileşme C) Kuraklık D) Ulaşım E) Sıcaklık değişiklikleri

Yukarıdaki parçaya göre çevre kirliliğinden en çok zarar gören doğal unsur aşağıdakilerden hangisidir?

A) Meskenler B) Su kaynakları C) Fabrikalar D) Buzullar E) Tarım alanları

Aşağıdakilerden hangisi insanın doğal çevre üzerindeki etkisine bir örnektir?

A) Yoğun kar yağışlarının yolları kapatması
B) Güney Yarım Küre’de yerleşmelerin daha çok kuzey cephelerde bulunması
C) Ekvator’da kalıcı karlara rastlanması
D) Yol çalışmalarının heyelanı tetiklemesi
E) Deniz seviyelerindeki değişimler

Aşağıdakilerden hangisi, insanların doğal çevreyi yanlış kullanması sonucunda ortaya çıkan olumsuzluklardan biri değildir?

A) Asit yağışları B) Erozyon C) Ozon tabakasının seyrelmesi D) Volkanizma E) Heyelan

Coğrafya Öğretmeni Benhur Bey; insan ve çevre konusunu anlatırken öğrencilere, “İnsan mı doğayı yoksa doğa mı insanı etkiliyor?” şeklinde bir soru sormuştur. Öğrencilerin bir kısmı, doğanın insan üzerinde etkili olduğunu, diğer bir kısmı da insanın doğa üzerinde etkili olduğunu savunmuştur. Öğretmen, doğanın insan üzerinde etkili olduğunu savunan öğrencilerden örnek vermelerini istemiştir. Öğrencilerin verdikleri örnekler aşağıdaki gibidir.

Cemil: Deprem olduğunda insanlar korku içinde çaresiz kalır.
Kadir: Aşırı yağışın neden olduğu selden dolayı insanlar evlerini terk eder.
Beyza: Denizde fırtınaya kapılan bir balıkçının kayığı alabora olur.
Melek: İnsanlar, dağlık ve engebeli arazilerde ulaşımı sağlamak için viyadük ve köprüler yapar.
Kübra: Kış mevsiminde yoğun kar yağışı ve sisten dolayı ulaşımda aksamalar yaşanır.
Orhan: Akarsu, gelgit ve dalgadan elektrik enerjisi üretilir.

Buna göre hangi öğrencilerin bu konu ile ilgili verdiği örnekler yanlıştır?

A) Cemil-Beyza B) Kadir-Orhan C) Beyza-Kadir D) Melek-Orhan E) Orhan-Beyza

İnsanlar, doğal çevreyi kullanırken çevre üzerinde bazı değişiklikler yapmakta bu da doğal dengenin bozulmasına neden olmaktadır.

Aşağıdakilerden hangisi bu duruma örnek olarak gösterilemez?
A) Toprağın yanlış kullanılmasının sonucunda erozyonun artması
B) Akarsuların aşırı ve bilinçsiz kullanılmasıyla kuruması
C) İnsan kaynaklı orman yangınlarının artmasıyla orman alanlarının azalması
D) Deprem sonrasında tsunami oluşması
E) Petrol ve kömür gibi enerji kaynaklarının aşırı kullanılmasıyla havanın kirlenmesi

Bir Cevap Yaz.