İlk Türk Devletlerinde Hukukun Özellikleri Nelerdir?

Türklerde Hukuk

Hazırlık Çalışmaları

  1. Hukuk nedir? Bir toplumda hukuk kurallarının oluşmasında etkili olan unsurlar nelerdir?
  2. Töre, yasa, yargu, yargan, şeri, örfi, kısas ve had kavramlarının anlamlarını öğreniniz.
  3. Orhun Kitabeleri’nin hukuk ile ilgili bölümlerini araştırınız.
  4. Divan-ı Mezalim hakkında araştırma yapınız.
  5. Divan-ı Hümayun’da hangi davalara bakıldığını araştırınız.
  6. Osmanlı padişahlarından hangileri kanunnameler düzenleyerek ülkeyi yönetmişlerdir?
  7. yüzyılda Osmanlı adliye teşkilatında hangi mahkemelerin bulunduğunu öğreniniz.
  8. Tanzimat ve Islahat fermanları metinlerinden yola çıkarak Osmanlı topluluklarının hukuki statülerini araştırınız.
  9. Cumhuriyet Dönemi’nde hukuk inkılabının yapılmasının sebepleri neler olabilir?
  10. Cumhuriyet Dönemi’nde kabul edilen Medeni Hukuk hakkında araştırma yapınız.

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK

İlk Türk Devletlerinde Hukuk Anlayışı

Tiirklere ait “İl gider, töre kalır.” sözünden hangi yargılara ulaşılabilir?

Hukuk, fertlerin bir arada barış ve güven ortamı içinde yaşamasını sağlamak amacıyla oluşturulan hak ve kanunların bütünüdür. Bir devletin uzun ömürlü olabilmesi toplumun ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir hukuk sisteminin olmasına bağlıdır. İlk Türk devletleri olan Hun, Kök Türk ve Uygurlar ile diğer Türk devletlerinde bu anlayış doğrultusunda belirli kurallara göre halkın adil olarak yönetilmesi temel ilke olarak kabul edilmiştir. Tahta çıkan hükümdarın ilk icraat olarak hukuk kurallarını düzenleyip yürürlüğe koyması bu anlayışa güzel bir örnektir.

Türklerde “töre” olarak adlandırılan bozkır yasası, yazılı olmamasına rağmen farklı Türk devletlerinde uygulanmış­tır.

Orhun Kitabeleri’nde “töre” kelimesi on bir yerde geç­mekte, bunun altısında “il” ile birlikte kullanılmaktadır. Diğer beş yerde de yine “il” ile alakası açıkça belirtilmektedir.

İLK YAZILI KANUN

Dünyanın ilk yazılı kanunu MÖ 2375 yılında Lagaş Kralı Urukagina tarafından yapıldı. Bu kanunlar ile özel mülkiyet ve aile hukuku düzenlenmiş, kimsesizler ve güçsüzler korunmuştur. Sümer ka­nunlarından esinlenen Babil Kralı Hammurabi MÖ 1700’lerde daha sert kanunlar hazırlamıştır. Günümüz Avrupa Hukuku’nun temelini oluşturan Roma Dönemi’ne ait 12 Levha Kanunları on kişilik bir komisyon tarafından MÖ 450’de hazırlandı.

Yukarıda Orhun Kitabeleri’nden bazı cümleler alınmıştır. Bunlarla ilgili “töre”nin özellikleri hakkında neler söyleye­bilirsiniz?

Türk devletinin temeli töreye dayanmakta, devlet ve toplumun teşkilatlanması da töreye göre şekillendirilmek­teydi. Devletin uzun süre varlığını devam ettirmesi için töreye uyulması gerektiği inancı hâkimdi.

Türklerdeki töre hükümleri yenilikçi bir yapıya sahipti. Zamana ve çevre şartlarına göre devletin ve toplumun I ihtiyacı göz önünde bulundurularak gerekli düzenlemeler i yapılırdı. Bununla birlikte “adalet, iyilik, eşitlik ve insanlık” ‘ törenin değişmez hükümleriydi. Bu hükümler dışında gerektiğinde kurultay tarafından törede değişiklikler yapılırdı. Kağanın töre kurallarında değişiklik yapılmasını teklif etme yetkisi vardı. Ancak bu teklif kurultay tarafından kabul edilirse yürürlüğe girerdi.

Kurultayı oluşturan üyeler arasında halkın da bulunması Türklerde yasama yetkisinin halk, kurultay (toy) ve kağan arasında paylaşıldığını göstermektedir. Yasama yetkisinin kullanımında kurultayın da önemli bir yeri vardır. Büyük (Asya) Hun Devleti’nde kurultayda yapılan görüşmelerde son kararın Mete Han’a ait olması buna örnektir.

Türklerde kağan da dâhil olmak üzere herkes töre hükümlerine uymak zorundadır; töreye uymamak en büyük suç olarak görülmektedir.

Töreye uymamanın büyük suç olarak kabul edilmesi Türk devletlerinin hangi özelliğini göstermektedir?

İlk Türk Devletlerinde Hukuki Yapı

Türklerin konargöçer hayat tarzı hukuk sistemlerini nasıl etkilemiştir?

Türk tarihinde kurulan bütün Türk devletlerinin temel felsefesi, Tanrı buyruğuna göre tebaanın adaletli bir şekilde idare edilmesine dayanıyordu. Halkın maddi ve manevi açıdan refaha ulaşmasını amaç edinen bu anlayış beraberinde iyi bir adalet sistemini getirmiştir.

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE UYGULANAN CEZALAR

  • Dövme ve yaralama suçlarının cezası hayvanla ödenen tazminattan ibaretti.
  • Atveya madenden yapılmış şeylerin çalınması karşılığında suçlu, çaldığı eşyanın sayı ve değerinin on mislini öderdi.
  • Ordudan kaçma, vatana ihanet, adam öldürme ve barış zamanında başkasına kılıç çekmenin cezası idamdı.
  • Hayvan kaçıran hırsızın mallarına el konulur, aile fertlerinin hürriyetleri kısıtlanırdı.
  • Ciddi bir tehlike olmadan ok ve yay kullanmak yasaktı.
  • Hafif suçların işlenmesi karşılığında hapis cezası on günü aşmazdı.
  • Birkişi karşısındakinin bir yerini kırarsa ceza olarak atını verirdi.

Prof. Dr. İbrahim KAFESOĞLU, Türk Millî Kültürü, s. 279-280 (Düzenlenmiştir.).

Yukarıdaki metne göre ilk Türk devletlerinde hafif suçların karşılı­ğında hapis cezalarının uzun süreli olmamasının nedenleri neler olabilir?

Türk devletlerinde adalet sisteminin başında bulunan kağan, ölüm dâhil her türlü cezayı verirdi. Adli teşkilat, “yargu” adı verilen siyasi meselelerle ilgilenen yüksek mahkeme ile adi suçlara (hırsızlık, yalan vb.) bakan yerel mahkeme­lerden oluşurdu. Yarguya kağan, yerel mahkemelere ise yargan (yargucu) başkanlık ederdi.

Türkler adaletin sağlanmasına büyük önem vermişler ve caydırıcı etkisi olan cezalar uygulamışlardı. Suçlar ağır ve hafif olmak üzere ikiye ayrılmaktaydı. İsyan, vatana ihanet, adam öldürme, barış zamanı kılıç çekme, bazı hırsızlık türleri (bağlı atı çalma gibi) ağır suçlardan kabul edilerek idamla cezalandırılırdı. Ayrıca suçluların mallarına devlet hazinesi adına el konulup diğer aile fertlerinin hürriyetleri de kısıtlanırdı. Bütün bunlardan anlaşılıyor ki ilk Türk devletlerinde cezalar bizzat suçu işleyen şahsa verilmekle birlikte bazen suçluların yakınlarına da ceza uygulanmıştır.

Yazılı vesikalar, Kök Türkler ve özellikle Uygurlarda ilerlemiş bir hukuk sisteminin olduğunu göstermektedir. Bu vesikaların bir kısmı; nüfus sayımı, eşya ve para karşılığında ödenen vergilerle ilgili kamu hukukuna aittir. Diğerleri ise vasiyetname, evlat edinme, evlilik ve boşanmayla ilgili aile hukukuna ait vesikalardır.

“Oguş” kavramıyla ifade edilen aile müessesesi Türklerde büyük öneme sahipti. Evlenme birbirine denk kimseler arasında olur, aile, törenle yapılan bir evlilik ile kurulurdu. Çocuklar babanın velayeti altındaydı. Eski Türk hukukunda eşler arasında mal ayrılığı anlayışı geçerli olduğundan, kadın kendi mal varlığı üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunabilirdi. Boşanma genellikle kadın ve erkeğin karşılıklı rızası ile gerçekleşirdi. Miras hukukunda ilke olarak bütün çocuklar anne ve babalarının mirasından hisse alırdı. Fakat babası hayattayken babasından mal alarak evlenmiş erkek çocuklarla babasından çeyiz alarak evlenmiş kız çocuklarının anne ve babalarının mirasından pay alamayacakları esası kabul edilmişti.

CEZA YAPTIRIMLARI

Terbiş adlı bir kişiye para gerektiğinden, babasından miras kalan bir üzüm bağını 100 yastuk’a, mahalli âdetlere göre, bir başka kimseye satmaktadır. Terbiş, büyük ve küçük kardeşleri, yeğeni, dayısı bu satışa itiraz etmeyeceklerdir. Şayet ederlerse başkentteki devlet hazinesine bir altın yastuk, iç hazineye bir gümüş yastuk, beylerin her birine ceza olarak birer binek atı vereceklerdir.

Yukarıdaki metin Uygurlarda hukukun hangi özelliğini göstermektedir?

Uygurlar Dönemi’nde yerleşik hayata geçilmesiyle ticaretin gelişmesi, özellikle borçlar ve eşya hukuku alanında yenilikleri zorunlu hâle getirmiştir. Mal edinme, satış sözleşmesi, malı ve eşyayı kiraya verme, parayı faize verme, ortaklık kurumu, evlatlık verme, iş sözleşmesi, vakıfname, vasiyetname, ipotek senedi gibi hukuki işlemler bu dönemde başlamıştır. Hukuki belgeler belli bir usule göre düzenlenmiştir. Sözleşmelerde ilk olarak akdin tarihi yazılmıştır. Sırasıyla sözleşmeyi yapanların isimleri, anlaşmanın yapılma sebebi ve konusu belirtilmiştir. Borç oluşturan akitlerde borcun niteliği, miktarı, ödeme usul ve şartları; faiz ile borç alındığı takdirde faizin miktarı ve ödeme zamanı, borçlu bulunamadığı zaman kefil olacak kişinin belirlenmesi gibi önemli konuların da yer aldığı görülmektedir.

Uygurlarda hukuk alanında görülen değişimin temel nedeni nedir ?

Türkler, uluslararası hukuk alanında yapılan anlaşmalara uyulduğu sürece komşularına ve sınırlarına karşı saygılıydılar. Yabancı devlet elçilerinin dokunulmazlığı vardı. Savaşta “Aman dileyene kılıç kalkmaz.”anlayışı hakimdi. Savaş ganimetini dağıtma konusunda da adaletliydiler. Bütün bu bilgiler Türklerde adalet anlayışının çağdaşlarına göre çok ileri ve medeni olduğunu göstermektedir.

Bir Cevap Yaz.