İlk Türk Devletlerinde Eğitim Anlayışı Nedir?

Türklerde Eğitim

HAZIRLIK SORULARI

1. Eğitim nedir? Bir toplumun eğitim anlayışını etkileyen faktörler neler olabilir?
2. Bir devletin varlığını sürdürmesinde eğitimin önemini belirtiniz.
3. İlk Türk devletlerine ait destanlardan yararlanarak destanlardaki eğitici unsurları araştırınız.
4. İslamiyet’in eğitim ve bilime verdiği önemi araştırınız.
5. İlk Türk-İslam devletlerinde fen bilimleri alanında yapılan çalışmalar hakkında araştırma yapınız.
6. Medrese, külliye, muid, müderris, suhte, danişmend, rüştiye, idadi, darülfünun kelimelerinin anlamlarını araştırarak günümüzdeki karşılıklarını bulunuz.
7. Osmanlılarda örgün ve yaygın eğitim kurumlarının hangileri olduğunu araştırınız.
8. XIX. yüzyılda Osmanlı topraklarında açılan yabancı okulların çalışmaları hakkında bilgi edininiz.
9. Osmanlı’dan günümüze kadar varlığını sürdüren okullar hangileridir? Araştırınız.
Cumhuriyetin ilk yıllarında eğitim alanında hangi çalışmalar yapılmıştır?

İlk Türk Devletlerinde Eğitim Anlayışı

Kök Türklerde Bilginin Önemi

Mukan Kağan’ın bıraktığı tahta kardeşi Tapo Kağan oturmuştu. Bu yeni kağanın devlet içindeki işleri az zamanda bitmiş ve gözleri büyük kültür ülkelerine çevrilmişti. Meraklıydı, oralarda neler olup bittiğini hep soruyordu.
Çin tarihleri bize çok daha önemli haberler iletiyor, oldukça zengin bir kitap listesi de veriyordu. Çin edebiyat ve felsefesinin en önemli kitapları da bu listedeydi. Tapo Kağan bu kitapların Türkçeye tercüme edilmesini emretmiş ve buyruk da yerine getirilmişti. Bu çok derin Çin fikir eserlerinin Türkçeye tercüme edebilmesi için o derece gelişmiş Türk diline ve yazısına da ihtiyaç vardır.

Prof. Dr. Bahaeddin ÖGEL, Türk Kültürünün Gelişme Çağları I, s. 21-22

Niye “Bilge” Kağan

Bilge Kağan, “Bilge” unvanını, Mete ve Hun devlet düze¬ninden kalan inançlara göre alıyordu: “Bilge” sözü Bilge Kağan’ın öz adı değil; yalnızca unvanı idi. Eski Türk devlet anlayışına göre iyi bir kağanın başlıca iki özelliği olmalıydı. Her şeyden önce “bilge” yani bilgili olması gerekti. Bilge Kağan daha kağan olmadan önce devlet içinde “Sol Bilge” (idarecilik görevi) mevkiinde bulunuyordu. Öyle anlaşılıyor ki Bilge Kağan hakan olunca tahtına eski unvanı da taşımıştı.
Prof. Dr. Bahaeddin ÖGEL, Türk Kültürünün Gelişme Çağları I, s. 44

Yukarıdaki metinlere göre Türklerin bilgiye verdiği önemi değerlendiriniz.

Türklerin ilk yazılı eserlerinden Orhun (Kök Türk) Kitabesi

AVRUPA’DA İLK YAZILI BELGELER

Almancanın en eski yazılı metinleri 750’lerden sonraya ait olan “Merseburg Büyü Tekerlemeleri” olarak adlandırılan iki küçük metindir. İngilizcenin ilk yazılı belgeleri, 750’ler-den sonraya ait küçük şiir parçalarıdır. 842 tarihli antlaşma, Fransızcanın en eski yazılı belgesidir.

Yukarıdaki metinlerden anlaşıldığı gibi ilk Türk devletlerinde bilgiye ve bilgili insana önem verilmiştir. Bilgili olmak sadece yöneticilerin sahip olması gereken bir özellik olarak görülmemiş; bilgelik, toplumun diğer fertlerinde de aranarak “alp insan” anlayışı ortaya çıkmıştır. Alp insan, ve bilgili olarak nitelendirilmiştir.

MÖ V. yüzyıla ait Esik Kurganı’nda bulunan yarısı kırık bir kabın üzerindeki 11 harflik iki satır yazı; Türklerde yazının çok eskiden beri kullanıldığını göstermiştir. Yine Hunlara ait ev araç gereçleri, süs eşyaları, silahlar, at koşum takımları vb. kalıntıların üzerinde de yazılara rastlanmıştır.

Kurganlardan çıkarılan eserler üzerinde yazıların bulunmasıyla ilgili neler söylenebilir?

Kök Türk alfabesi Türklerin kullandıkları ilk alfabedir. VI. yüzyıla ait Yenisey Yazıtları bu alfabenin ilk şeklini, Kök Türk Kitabeleri ise en gelişmiş hâlini göstermektedir. Kök Türk alfabesi sadece kitabelerde değil Doğu Türkistan’da bulunan muhtelif yazma eserlerde de kullanılmıştır. Aynı alfabe Bulgar, Hazar ve Peçeneklerde bazı değişikliklerle devam ettirilmiştir. Kök Türk
alfabesi 38 harf olup bunlardan 4’ü sesli, 26’sı sessiz, 8’i de birleşik harflerdir. Türklerin kullandıkları bir başka alfabe de Uygur alfabesidir. Bu alfabede 18 harf vardır bunlardan üçü seslidir. Elimizdeki en eski Uygurca metinler IX. yüzyıla aittir. Bu alfabe Timur İmparatorluğu ve devamında kurulan devletlerde de kullanılmıştır.

“Baba gören ok yontar, ana gören elbise biçer.” atasözünden de anlaşılacağı üzere Türklerde eğitimin toplumsal bir görev kabul edildiği söylenebilir. Atlı göçebe kültürünü benimseyen Türkler genellikle bilgi ve tecrübelerini sonraki kuşaklara ailede ve sosyal yaşam içinde aktarmışlardır. Sosyal hayatta aileden başlayıp millete kadar uzanan belirli bir nizam ve kaideye sahip Türklerin yazılı olmayan töre kurallarını nesiller boyu aktarmaları onların eğitim konusuna önem verdiklerini göstermektedir. Bu doğrultuda töre, eğitimin yeni kuşaklara aktarılmasında da önemli bir yere sahiptir. Eğitimde ailenin önemli rol oynadığı, erkek ve kızlar arasında bir ayrım yapılmadığı da bilinmektedir.

Uygurlara ait “Çocuğunu öğretmene ver, ondan alıp saraya ver?” atasözü onlarda nasıl bir eğitim anlayışının olduğunu gösterir?

Yaşam tarzı olarak da diğer Türk devletlerinden ayrılan Uygurlar ilk kez örgün eğitim kurumlarını oluşturmuşlar; bilim, sanat, eğitim ve öğretimde öncülük yapmışlardır.

Uygurların, bilgi ve kültür düzeylerindeki gelişmişlik; onların yüzyıllarca çeşitli Türk ve yabancı devletlerin saraylarında kâtiplik, bürokratlık, danışmanlık, tercümanlık, öğretmenlik ve kültür elçiliği görevlerini yapmalarını sağlamıştır.
Dönemlerine ait çeşitli alanlarda bir çok yazılı belge bırakan Uygurların kâğıdı ve matbaayı Avrupalılardan önce kullandıkları, kendilerine ait mabetlerde dinî nitelikli eserlerin yer aldığı ve kütüphanelere sahip oldukları bilinmektedir.

Bir Cevap Yaz.