İlk Türk Devletlerinde Dini Hayat Özellikleri Nelerdir?

İlk Türk Devletlerinde Dini Hayat Özellikleri Nelerdir?

TÜRKLERDE CENAZE TÖRENLERİ

Ölüm, Türklerde “uça barmak”, yani uçarak gitme şeklinde ifade edilir. Ruhun uçarak Tanrı katına ulaştığına inanılırdı. Kök Türklere göre, insan ölümlü türemişti. Bu anlayışa göre insan ölümlü, Tanrı ölümsüzdür. Bu dönemde cenaze “eşük” denilen kefen ile toprağa verilirdi.

Prof. Dr. Bahaeddin ÖGEL, Türk Kültürünün Gelişme Çağları, s. 307.

ORHUN KİTABELERİ’NDEN

Kültigin vadesi gelince “kerkek buldı” öldü.

Kişioğlu ölmek için yaratılmıştır.

IX. Asır Kök Türkçe Irık Bitig’den Kara-yol (Kanun-hak) Tanrı’nındır. Kırılanları birleştirir. Yırtılanları birbirine ular… İnsan Tanrı’ya yalvarır, Tanrı isterse verir.

TÜRK İNANIŞLARI NELERDİR

Türklerin mezarlarına kurgan adı verilirdi. Türk hükümdarları ve kahra­manları öldükleri  zaman kurganlarının başına hayatta iken savaşıp öldürdükleri tanınmış kişilerin sayısı kadar insan biçiminde yontulmuş taş (balbal) dikilirdi.

Kök Türkler beşinci ayın ikinci yarı­sında Gök Tanrı’ya ve atalara Kurt-ata Mağarası’nın önünde kurbanlar takdim ederlerdi.

Hunlar, Kök Türkler, Uygurlar ve Oğuzlar ölünün hatırasına “yuğ” törenleri düzenlerlerdi. Bu törenlerde sagu adı verilen ağıtlar yakarlardı.

Yukarıdaki metinleri inceleyerek Türk inanç sisteminin genel ilkelerini tespit ediniz.

Eski Türk topluluklarının dinî inanışlarına göre, Gök Tanrı tek yaratıcı olarak görülmekte ve din sisteminin merkezinde yer almaktaydı. Türk toplumlarında kendisine kurban sunulan varlıkların başında ve hepsinin üstünde Gök Tanrı vardı. Ayrıca yıldız, ay ve güneş bu dönemde önemli bir yere sahipti.

Gök Tanrı inancına göre; Tanrı tekti ve en yüce varlıktı. Sonsuz bir hayata sahip ezeli ve ebedi olan Tanrı, kâinatın yaratıcısı ve hâkimiydi. Ahiret inancı olan bu inanç sisteminde iyi insanların “uçmag”a (cennete), kötülerin ise “tamu”ya (cehenneme) gideceklerine inanılırdı. Toplumsal yapıda özel bir statüsü olmayan din adamlarına “kam” adı verilmekteydi.

DİNİ MÜSAMAHA

Avarlar, düşmanlarının kutsal günle­rine saygı gösterirlerdi. Bizans kaynak­larına göre Avarların kutsal günleri ve bayramları, zaman zaman büyük şenliklerle kutlanıyordu. Kendileri Hristiyan değildi. Fakat Bayan-Kağan 600 senesinde, Dalmaçya’da bir şehri kuşatırken şehirdeki halk, aç ve susuz kalmış ve bunun için de dinî yortularını kutlayamamışlardı. Bayan-Kağan bunu duyunca şehre hemen arabalarla yiyecekler göndermiş ve yortunun sonu­na kadar, Hristiyanların bayramlarını kutlamalarına müsaade etmişti. Bizans kaynakları Avarları bir barbar kavim olarak göstermelerine rağmen, bu olayı anlatarak onların insanlık taraflarını da övmekten kendilerini alamamışlardı.

Prof. Dr. Bahaeddin ÖGEL, Türk Kültürünün Gelişme Çağları, s. 73-74 (Düzenlenmiştir.).

Eski Türkler tabiatta birtakım gizli kuvvetlerin varlığına da inanıyorlardı. Dağ, tepe, kaya, ırmak, su, ağaç, orman, demir, gök gürültüsü, şimşek gibi unsurlar kutsal varlıklar olarak tasavvur edilmiş ancak bu varlıklar put hâline getirilmemişti. Türkler gök, güneş, ay, yer-su için kurban keserlerdi.

Toplumda ölen kişilere ve atalara ait hatıralar kutsal sayılırdı. Ataların ruhlarının kendilerini koruduğuna inanılır, onlar için kutsal mağaralar önünde kurban kesilirdi. Atalara ve onların mezarlarına yapılan saldırılar savaş nedeni olabilirdi. Örneğin Attila’nın Bizans’a sefer yapmasının bir nedeni de Bizans’ın Türk mezarlarını tahrip etmesi olmuştur.

Türkler arasında Gök Tanrı inancından başka dinler de kabul görmüştü. Uygurlar, Budizm ve Maniheizm inançlarını benimsedi. Macarlar, Bulgarlar, Kumanlar ve Peçenekler ise Hristiyanlığı kabul ettiler. Hazarlarda ise Musevilik, Hristiyanlık ve İslamiyet kabul edilen dinlerdendi. Ancak bu dinlerin yayıldığı dönemlerde bile Türkler eski inançlarını kaybetmemişlerdi. Örneğin Mani dini et yemeyi yasak etmişti. Fakat bu dinin en kuvvetli savunucusu durumunda olan Uygurlar, et yemeye devam etmişlerdir.

Bir Cevap Yaz.