İlk Türk Devletleri ve Komşuları Nelerdir?

İlk Türk Devletleri ve Komşuları Nelerdir?

Haritadan yardım alarak Orta Asya’da büyük devletler kuran eski Türk topluluklarının çağdaşı olan komşu devletler hangileridir (Harita 3.9)? Sizce Türklerin bu devletlerle ilişkileri hangi alanlarda olmuştur?

Eski Türk topluluklarındaki ekonomik yapı daha çok bozkır kültürü etrafında şekillenmiştir. Orta Asya kültür çevrelerinde yapılan kazılarda ortaya çıkan bulgular da bunu desteklemektedir. Ekonomik yapıyı büyük ölçüde etkileyen bu bozkır kültürünün temelini hayvancılık, tarım, el sanatları ve ticaret oluşturmaktaydı.

Hunlar, temel geçim kaynağı olarak hayvancılıkla beraber tarım, avcılık, balıkçılık, madencilik, dericilik ve ticaretle uğraşmışlardır. Savaşçı özellikleri düşünüldüğünde yağma ve ganimet de önemli bir kaynaktır. Madencilik konusunda demiri, altını ve gümüşü çıkarıp işleyebilen Hunlar; başta Çin olmak üzere yerleşik toplumlara kürk, at, et, deri, silah satmışlar, karşılığında ise ipek, çay ve tahıl ürünleri almışlardır. Güçlü oldukları dönemlerde ise İpek Yolu’nun uluslararası ticaretine katılmışlar ya da bu yolu kontrol altına almışlardır.

Madencilik, ekonomik bir faaliyet olmanın yanı sıra dönemin savaş sanayisinde Hunların üstün olmalarını sağlıyordu. Hunlar aynı zamanda her biri sanat eseri değerinde olan kalkan, zırh, kılıç, mızrak, madenî tabak, heykel, kazan, ibrik, eyer ve koşum takımları üretmişlerdi. Orta Asya’daki kurganlarda yapılan arkeolojik araştırmalar sonucunda ortaya çıkan bu buluntular, aslında Türk bozkır topluluğunda ne kadar kalabalık bir esnaf ve zanaatkâr kitlesinin de bulunduğunu kanıtlamaktadır.

Yerleşik Toplumların Konar-göçerlere Karşı Savunma Duvarları

Yerleşik toplumların konar-göçerlerden korunmak için belli yöntemleri vardır. Bu yöntemler sınırlıdır ve mükemmel sonuç vermez. Bunlardan en etkili olanı konar-göçerlere karşı bazı önleyici saldırılara girmektir. Ama bunlar için de büyük hazırlıklar yapılması gerekir. En akıllıca yöntem hiç bitmeyen kavgalarında araya girip fitne sokmak, en uzak ve en az tehlikeli olanları en yakın, dolayısıyla en tehlikeli olanların üstüne salmaktır. Hem en çok kullanılan hem de en etkisiz olanı konar-göçerleri barışçıl yollarla çekmeyi, sınır bölgelerinde onlara federe bölgeler vermeyi denemektir.

Tüm bu yöntemlere karşın ilk anda akla gelen yöntem yine de uygulanır ama bu önceleri çok ekonomik ve kolay görünen, zamanla çok zorlaşan ve içinden çıkılmaz derecede karmaşıklaşan bir yöntemdir. Bu yöntem, stratejik noktalara kaleler dikmek ve hatta olabilirse dalgakıranlar gibi atlıların saldırılarına karşı duracak bir savunma hattı, bir duvar inşa etmektir. Çok önceleri Çinliler, Hunlar olarak adlandırdıkları kavme karşı küçük kaleler dikerler, daha sonra büyük Çin İmparatoru Çin Şi Huang Ti (Çe Huang Ti) bu tabyaları birleştirerek, sürekli onarılan, gözden geçirilen, büyütülen mimari bir şaheser olan Çin Seddi’ni kurar (Görsel 3.20). İranlılar da bozkır sınırlarına kendi barikatlarını dikerler, sonra aynı şekilde önce Büyük İskender kendi barikatlarını diker (Roux, 2006, s.42-43’ten düzenlenmiştir).

Görsel 3.20: Çin Seddi

Hunlar, Kök Türkler ve Uygurlar gibi Orta Asya’da büyük devletler kuran Türk toplulukları, ipek, buğday ve pirinç gibi ekonomilerinin eksiği olan temel ürünleri zaman zaman Çin’den hediye ve vergi olarak temin etmekteydi. Buna rağmen onlar, buğday gibi tarım ürünlerinde tamamen Çin ekonomisine bağlı değillerdi. Daha doğrusu bu ürünü Türkler de yetiştirmekteydi. Çinliler, tarım ekonomisinde ileri bir toplumdu. Bunun için Türkler, zaman zaman Çinlilerin tarım ürünlerinden ve araçlarından yararlanmaktaydı. Örneğin Kök Türk hükümdarı Kapgan Kağan, bir defasında Çin’den vergi olarak 1.250 ton tohumluk buğday ile 3 bin adet tarım aleti almıştır. Kök Türkler, Çin’den aldıkları tohumluk buğdayı aynı yıl içinde ekmiş; fakat bu buğdayın hiçbiri çıkmamıştır. Zira Kapgan Kağan’a vergi ödemeyi bir türlü içine sindirememiş olan Çin imparatoriçesi, bu buğdayı Kök Türklere pişirerek vermiştir. Ayrıca hediye olarak verilen altın ve gümüşün değeri de çok düşüktü. Gerçeği anlayan Kapgan Kağan, 698’den sonra Çin üzerine büyük bir akına geçmiştir. 703 yılına kadar Çin’in kuzey eyaletlerine akınlar yapılmıştır. Üç yüz-dört yüz bin kişilik Çin orduları kırk-elli bin kişilik Türk ordularına mağlup olmuştur.

Kök Türkler’in, Çin ile ilişkilerinin yanında batısında bulunan Sasani ve Bizans İmparatorluklarıyla da ilişkileri olmuştur. Özellikle Ak Hunların ortadan kalkmasıyla Kök Türk Devleti batıda Sasani İmparatorluğu’yla sınır komşusu olmuştur. Batı Kök Türklerine vergi vermeye başlayan Sasani Hükümdarı Anuşirvan, Maveraünnehir ticaret yolunu tamamen eline geçirmek istemiştir. İstemi Yabgu, kendisine karşı düşmanca tutum takınan Sasani hükümdarına karşı Bizans İmparatorluğu ile temasa geçti ve 567 yılında İstanbul’a bir elçi heyeti yollamıştır. Tarihte Orta Asya’dan İstanbul’a gönderilen bu ilk heyete karşılık Bizanslılar da İstemi Yabgu’nun ülkesine elçi göndermiştir. Böylelikle meydana gelen Türk-Bizans ittifakı, Sasani İmparatorluğu’nu zor durumda bırakmıştır.

İlk Türk Devletlerinin çevresindeki devletlerle siyasi, sosyal ve ekonomik ilişkilerinde cihan hâkimiyeti anlayışı da etkili olmuştur. Bunu İstemi Yabgu’nun “Atalarımızdan işittik ki Roma İmparatorluğu elçileri geldiği zaman bu bizim için artık yeryüzünü fethedeceğimize delalet eder.” sözünden anlaşılabilir (Turan, 1996, s.83’ten düzenlenmiştir).

Türklerde cihan hâkimiyeti anlayışının ortaya çıkmasında kut inancının etkisi nedir?

Bir Cevap Yaz.