İlk Devletlerde Askeri, Sosyal ve Ekonomik Yaşam Nasıldır?

İlk Devletlerde Askeri, Sosyal ve Ekonomik Yaşam Nasıldır?

Tarihi çağların başladığı yer olan Mezopotamya’da ekonomik hayatın temeli tarımdı. Kuraklık ihtimaline karşı ürünün depolanması ve dağıtılması amacıyla Sümerler, tapınaklarını depo olarak kullandılar. Bu ürünleri kayıt altına almak için kullanılan semboller sayesinde çivi yazısı icat edildi. Mezopotamya’da medeniyetin gelişimi yazının bulunmasıyla hız kazandı. İhtiyaçları karşılamak adına yapılan uzak mesafeli ticaret, bölge ekonomisi için hayati bir rol oynuyordu. Bu ticari faaliyetler Mezopotamya medeniyetinin başka bölgelere yayılmasına da yardımcı olmuştur.

Görsel 2.32: Saban

Mezopotamya’da toplum; soylular, din adamları ve köleler gibi sınıflara ayrılırdı. Halkın çoğunluğu tarım ve hayvancılıkla uğraşan çiftçilerdi (Görsel 2.32). Toplumda marangozlar, yazıcılar, çömlekçiler, mimarlar, duvarcılar gibi zanaatkârlar ve zengin tüccarlar vardı. Günümüz modern yaşamında hâlâ önemli olan ulaşım, mimarlık, madenlerin işlenmesi, çömlekçilik,
dokumacılık, çiftçilik, kanal yapımı gibi pek çok medeniyet unsurunun temeli Mezopotamya’da atılmıştır. Ayrıca günümüzde de kullanılan çömlekçi çarkı, MÖ 4.500’lerde Sümerler tarafından kullanılmaya başlanmıştır (Görsel 2.33).

Görsel 2.33 Çömlekçi çarkı heykeli

Medeniyetlerin ekonomik yaşam ve askeri yapılarında coğrafya belirleyici bir unsurdur. Mısır’da Nil Nehri etrafında verimli ovaların oluşması Mısır’ın temel geçim kaynağının tarım olmasını sağlamıştır. Mezopotamya’da topraklar özel mülkiyet iken Mısır’da tüm topraklar firavunlara aitti ve toprakları kullananlar kiracı durumundaydı. Üretim, devlet tarafından planlanır, vergiler ve kiralar ekili topraklardan düzenli olarak Firavun adına toplanırdı. Ticaretin; Firavun’un adamlarının denetiminde olması, Mezopotamya’da olduğu gibi bağımsız, zengin bir tüccar sınıfının doğmasını engellemiştir.

İlk Çağ’da yaşayan Türk toplumlarında sosyal sınıf ayrımı var mıdır? Sonuçları sınıfta paylaşınız.

Nil’in sularının taşması sonucu tarlaların sınırları birbirine karışmış, bu tarlaları ayırmak için Mısır’da geometri ilmî gelişmiştir. Yine bu taşkınların zamanını tespit etmek için Mısırlılar güneş yılını hesaplamıştır. Ölümden sonraki yaşama inandıkları için ölülerini mumyalamışlar böylelikle insan vücudunu tanımışlar, tıp ve eczacılık bilimlerinde gelişmişlerdir (Görsel 2.34). Tanrı-kral anlayışına bağlı olarak firavunlar için piramit adı verilen anıt mezarlar yapılmıştır.

Görsel 2.34: Mumya

Mısır Krallığı silahlı güce önem vermiş ve donanımlı ordular kurmuştur. Ülkelerini genişleterek Mısır coğrafyasının dışındaki toprakları ele geçirmiş ve bu toprakları korumak için savaşlarmışlardır (Görsel 2.35).

Görsel 2.35 Kadeş Savaşı (Temsili)

Kadeş Savaşı

Savaşın gerçek nedeni Mısır ve Hitit devletlerinin birbirine eşit kuvvetler hâline gelmesi ve bu iki büyük devletin ekonomik menfaatlerinin Kuzey Suriye toprakları üzerinde çatışmasıydı. Her iki devlet de bu topraklar üzerinde hak iddia ediyordu. MÖ 1296 yılında Mısır Firavunu II. Ramses’in orduları, Hitit ordularını kendi toprağı olan Suriye’de bulup yok etmek için yola çıktı. 5.000 kişilik tümenlerden oluşan II. Ramses’in ordusu, düzenli bir kuvvet olup her tümene bir Mısır tanrısının adı verilmişti. Ordu; zırh giymeyen, mızrak, kalkan, savaş baltası ve kılıç kullanan ağır piyadeler ile yay, sadak ve kalkanla donatılmış okçulardan oluşuyordu. Okçular genellikle savaş arabalarının üzerinde savaşıyordu. Böylece hızlı manevra yapabilen savaş arabalarıyla düşmanı uzaktan ok yağmuruna tutup piyadelerin ilerleyişini kolaylaştırıyorlardı.

Hitit ordusu piyadelerden ve savaş arabalarından oluşmaktaydı. Ana silahı mızrak olan piyadeler, korunmak için taşıdıkları kalkanları vücutlarının bir parçasıymış gibi kullanıyorlardı. Savaş arabaları ise Mısır ordusundakilere oranla daha hafif ve hızlıydı. Hitit savaş arabalarının içinde 1 sürücü, 2 mızraklı savaşçı yer almaktaydı.

II. Ramses, ordusunu bölerek Hititler üzerine yürüdü. Ancak Hitit Kralı Mutavallis, II. Ramses’in bu hatasını değerlendiremedi ve iki ordu birbirine üstünlük sağlayamadı. II. Ramses, Kadeş’i alamamış ve Hititleri mutlak bir yenilgiye uğratamamıştı. Hititler ise saldırı üstünlüğünü kullanamamışlar ve planladıkları saldırıyı gerçekleştirememişlerdi. Her iki taraf kendilerinin galip olduğunu iddia ediyorsa da alınmış net bir sonuç yoktur. Tarihte en fazla savaş arabasının kullanıldığı muharebe olarak
bilinen Kadeş Savaşı sonrasında II. Ramses, Hititler üzerine önemli olmayan birkaç sefer daha düzenlemiş ama yine sonuç alamamıştır. Mısır-Hitit çatışmalarının kesin olarak sonuçlanamaması iki tarafı da barış yapmaya zorlamıştır. MÖ 1280’de yapılan “Kadeş Barış Antlaşması” tarihte bilinen ilk yazılı antlaşmadır (Yazarlar tarafından düzenlenmiştir).

Urartular, tarım alanlarının sınırlı olması nedeniyle daha çok hayvancılık ve madencilikle uğraşmışlardır. Taş işçiliğinde gelişen Urartular su kanalları, su bentleri ve mezar odaları yapmış, inşa ettikleri Van Kalesi günümüze kadar sağlam bir şekilde ulaşmıştır.

Batı Anadolu’da zengin tarım alanlarına ve maden yataklarına sahip olan Lidyalılar, Kral Yolu’nu kullanarak ticarette gelişmiş ve büyük bir refaha kavuşmuştur. Friglerde ise temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Tarım, başta hukuk olmak üzere Frig toplumunda hayatın her alanını etkilemiştir. Dokumacılıkta da gelişen Friglerden günümüze kalan tekstil parçaları vardır. Bugün Batı dillerinde halı için kullanılan Tapates kelimesi Frigcedir.

Hitit ekonomisinin temelinde toprağa bağlı üretim, yani tarım ve hayvancılık vardı. Hayvancılık sayesinde et, süt, deri ve yün üretimi yapılıyordu. Bunun dışında özellikle askerî alanda kullanmak üzere at yetiştiriyorlardı. Hitit toplumu hür insanlar olan soylular, tüccarlar, zanaatkârlar, köylüler ve kölelerden oluşmaktaydı.

Akdeniz uygarlıkları gelişmiş bir pazar ve ticaret ağına sahipti. Bu uygarlıklardan Fenikeliler, Akdeniz’in ilk uzman gemicileri ve tüccarlarıydı. Sümer ve Yukarı Mısır arasındaki ticarete aracılık eden Fenikeliler, Mısır’ın ticari faaliyetlerini ellerinde tutuyordu. Fenikelilerin ticari faaliyetleri, çivi yazısı (Görsel 2.37) ve hiyeroglifin yerine alfabeyi geliştirmelerini sağladı. Fenikeliler ticareti geliştirmek ve ülkelerindeki nüfusu azaltmak için Kuzey Afrika kıyılarında ve Batı Akdeniz’de koloniler kurdu.

Görsel 2.37: Fenike tableti

İlk Çağ’da, Yunan coğrafyasında kurulan polisler dağlık arazi nedeniyle yeterli hububatı üretemiyordu. Bazı şehirler bu sorunu çevre bölgelerin kolonizasyonu yoluyla çözmeye çalıştı. Bu şehir devletleri gıda ihtiyaçlarını karşılarken ticari alanda da gelişme göstermiştir. Yunanlar; zeytinyağı, şarap ve imal ettikleri malların ihracına karşılık buğday ve ham madde ithal etmişlerdir.

Bir Cevap Yaz.