İkinci Meşrutiyet’in İlanı

a. İkinci Meşrutiyet’in İlanı

II. Abdülhamit’in Mebusan Meclisini kapatmasının ardından Jön Türkler adıyla bilinen Osmanlı aydınları Abdülhamit
yönetimine karşı siyasi mücadeleye başlamışlardı. Jön Türkler padişahın keyfî ve baskıcı bir yönetiminin devletin dağılma sürecini hızlandırdığını düşünüyorlardı. Onlara göre dağılmayı önlemek için Anayasa yeniden yürürlüğe konularak meşrutiyet yönetimine geçilmeliydi. Bu Osmanlı aydınları meşrutiyetin yeniden ilanını sağlamak amacıyla İstanbul’da İttihat-ı Osmani adında gizli bir cemiyet kurmuşlardı. 1889’da İttihat ve Terakki (Birleşme ve İlerleme) adını alacak olan bu cemiyet ırk, dil, din farkı gözetmeksizin bütün Osmanlı vatandaşlarının birleşmesi idealini savunuyordu.

İttihat ve Terakki Cemiyeti üyeleri meşrutiyet yönetiminin hangi özelliği ile dağılmayı önleyebileceklerini düşünmüş olabilirler?

İttihat ve Terakki Cemiyeti, çıkardığı gazete ve dergiler aracılığıyla görüşlerini yaymaya çalıştı. Yurt içinde ve dışında şubeler açarak taraftarlarının sayısını arttırdı. Padişah II. Abdülhamit ise tutuklamalar ve sürgünler yoluyla Jön Türk hareketini engellemeye çalıştı. İttihat ve Terakki Cemiyeti, çalışmalarını 1906 yılından itibaren daha da yoğunlaştırdı. Çünkü bu dönemde Avrupa devletleri Makedonya’yı Osmanlı Devleti’nden koparmak için harekete geçmişlerdi. Ayrıca Doğu Anadolu’daki Ermeni ayaklanmaları da devam ediyordu. Osmanlı Devleti içte ve dışta büyük sorunlarla uğraşırken 1908’de Rus çarı ile İngiliz Kralı, Estonya’nın başkenti Reval’de bir araya gelmişlerdi.

İttihat ve Terakki üyeleri İngiltere ve Rusya’nın buluşmasını, bu devletlerin Osmanlı topraklarını paylaşma konusunda anlaştıkları şeklinde yorumladılar. Bunun üzerine cemiyetin önde gelenlerinden Kolağası Niyazi Bey Resne’de, Binbaşı Enver Bey ise Selânik’te II. Abdülhamit yönetimine karşı ayaklandılar. Ayaklanmaları bastırmak için gönderilen birliklerin de isyancılara katılmasıyla olaylar büyüdü. Aynı anda Üsküp, Manastır ve Serez gibi önemli Rumeli şehirlerinde yaşayan halk, saraya, Anayasa’nın yeniden yürürlüğe konulmasını isteyen telgraflar göndermeye başladı. Bu durum karşısında II. Abdülhamit, isyanın ülkenin diğer yerlerine de yayılmasını önlemek için 1908’de meşrutiyeti ikinci kez ilan etti ve parlamentoyu toplantıya çağırdı (Resim 5.8). Aşağıda İkinci Meşrutiyet’in ilanını takip eden günlerde yayımlanan gazetelerden alınmış bazı haberler görüyorsunuz.

II. Meşrutiyet’in ilanını kutlamak için hazırlanmış bir posta kartı (1908). Kartın üzerinde büyük harflerle “Yaşasın Vatan – Yaşasın Millet – Yaşasın Hürriyet” ifadeleri yer almaktadır. (Tahsin İspiroğlu Koleksiyonu)

İkdam’ın Dilinden Meşrutiyet

Bunca zamandan beri beklenilen mukaddes günün ruhlu, verimli, yüce ve unutulmaz sabahı!.. Memleketimize hürriyet, adalet, kardeşlik, hayat ve mutluluk veren mübarek günün ilk benzersiz başlangıcı. Bütün yüzlerde herkesin, evet, istisnasız herkesin yüzünde. Büyük, küçük, asker, memur, esnaf, zengin, fakir, Müslüman, Hristiyan, Musevi bütün Osmanlıların yüzlerinde görülen parıltılı hürriyet! Bu tasvire sığar mı idi? O ne tebrikler, o ne dualar, o ne teşekkürler, o ne neşe ya Rab, o ne coşku ve neşe idi!

İkinci Meşrutiyet’in ilanıyla birlikte insanların büyük bir heyecan ve mutluluk duymasının nedenleri neler olabilir?

Tercüman-ı Hakikat Neden Karaborsaya Düştü?

Dün matbaamıza başvuran bazı kişiler gazetemizin dağıtıcılar tarafından yirmi veya kırk paradan aşağı satılmadığını söylediler. Bu hâle itiraz ettiklerinde ise “Biz de matbaadan pahalı alıyoruz.” bahanesi ile karşılaştıklarını belirttiler. Biz önceden olduğu gibi gazetemizi dağıtıcılara yedi buçuk paraya verdiğimizden on paradan fazla para talep eden dağıtıcılara okuyucularımızın kulak asmamasını ihtar ederiz.

Gazetedeki haberden hareketle İkinci Meşrutiyet’in ilan edildiği günlerde insanların gazeteye olan taleplerinde bir artış meydana geldiği söylenebilir mi? Neden?

İkinci Meşrutiyet’in ilanı Osmanlı Devleti’nin dağılışını önleyemediği gibi tam tersine çözülme sürecini hızlandırdı. Bulgaristan, meşrutiyetin yeniden ilanı sürecinde yaşanan iç karışıklıklardan yararlanarak bağımsızlığını ilan etti. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Berlin Antlaşması’yla yönetimi geçici olarak kendisine bırakılan Bosna-Hersek’i topraklarına kattığını duyurdu. Girit meclisi ise Osmanlı Devleti’nden ayrılarak Yunanistan’a bağlanma kararı verdi.

Bir Cevap Yaz.