II. Meşrutiyetin İlanının Özellikleri Nelerdir?

II. Meşrutiyetin İlanının Özellikleri Nelerdir?

II. Meşrutiyet’in ilanından önce ve ilan edildiği günü gösteren yukarıdaki kartpostalları inceleyiniz ve aşağıdaki soruları cevaplandırınız.

  • Kartpostalda Osmanlıca ve Fransızca yazıların olmasının nedeni neler olabilir?
  • Meşrutiyet’le birlikte nasıl bir yönetim anlayışı hedef­lenmektedir?
  • Meşrutiyet’in ilanı Osmanlı halkı tarafından nasıl karşılanmıştır?

Memleketin kurtuluşunun II. Abdülhamit yönetiminin sona ermesiyle mümkün olacağını düşünen birçok aydın, gizliden gizliye Genç Osmanlılar (Jön Türkler) hareketi altında bir mücadele başlattılar. Jön Türkler gerek memleket içinde gerekse dışarıda birçok gizli dernekler kurup yayın yoluyla mücadelelerine devam ettiler. Bu teşkilatların en güçlüsü ve başarıya ulaşanı “İttihat ve Terakki Cemiyeti” oldu.

1906-1908 yıllarında ülkede ekonomik sıkıntıların yaşanması ve maaşların zamanında ödenmemesi hoşnutsuzlukları artırır­ken meşrutiyetin yeniden ilan edilmesi için uygun ortamı hazırladı.

İTTİHAT VE TERAKKİ CEMİYETİ

1889’da gizli olarak İstanbul’da “İttihadı Osmani Cemiyeti” adı ile kuruldu. Kısa bir süre sonra yurt içinde ve dışında destek bulan cemiyet, özellikle Rumeli’deki teşkilatlanmaya hız verdi. İtalyan Birliği’nin kazanılmasında büyük rol oynayan “Carbonari Cemiyeti”nin gizlilik ve disiplinini örnek alarak kurulan cemiyet, üyelerini çok sıkı ve gizli deneyimlerden geçirdikten sonra seçerdi. Cemiyetin yayın organları, “Meşveret” ve “Mizan” gazeteleri yurt dışında çıkarılır ve yabancı postaneler kanalıyla yurda sokulurdu.

Merkezi Paris olan Cemiyet, Osmanlı Devletinde farklı görüşlerin yaygın olduğu Makedonya’yı kendilerine propaganda ve yayın sahası olarak seçti.

Osmanlı’da içte bu gelişmeler yaşanırken Reval görüşmeleriyle (Haziran 1908) İngiltere ve Rusya’nın devleti paylaşmaya karar verdiklerini düşünen İttihatçılar, bunu önlemek için meşruti idarenin yeniden kurulması yönünde harekete geçtiler.

3 Temmuz 1908’de Rumeli’de bulunan III. Ordu subaylarından Kolağası Niyazi Bey ve arkadaşları, anayasanın tekrar yürürlüğe konması için ayak­landılar. II. Abdülhamit, ayaklanmaları bastırmak için Makedonya’ya kuvvet gönderdiyse de bu kuvvetler istenilen sonuca ulaşamadı. İttihatçıların burada faaliyetlerini hızlandırmasıyla anayasa tekrar yürürlüğe konuldu ve Meşrutiyet (23 Temmuz 1908) yeniden ilan edildi.

Kasımda yapılan seçimlerin sonucunda İttihat ve Terakki Cemiyetinin adayları seçimi kazandı. Mebu- san Meclisi ve Âyan Meclisinden kurulu Osmanlı parlamentosu 17 Aralık 1908’de açıldı. Meşrutiyetin ilanı ile parlamenter ve anayasal düzene geçilip çok partili dönem başlamış, hürriyet ve özgürlükler getiril­miş ve kadın hakları gündeme geldi. Fakat kısa süre­de memleket içindeki görüş ayrılıkları, muhalefet- iktidar çatışmaları had safhaya çıktı. Devlet bün­yesindeki çeşitli din ve ırktaki değişik unsurları “Osmanlıcılık” zihniyetiyle birleştirmek ve merkezî otoriteye bağlamayı amaçla­yan İttihat ve Terakki politikaları gereği yapılan uygulamalar, huzursuzluklara yol açtı.

II. MEŞRUTİYET DONEMİ PARTİLERİ

1908 seçimlerinde çoğunluğu sağlayan İttihat ve Terakkinin hükü­met işlerine karışması birçok aydını rahatsız etmiş ve muhalefetin doğmasına neden olmuştur. İttihat ve Te­rakkinin karşısına birtakım partiler çıkmıştır. Bu partiler şunlardır:

  • Hürri yet ve İtilaf Fırkası
  • Ormanlı AhrarFırkası
  • Fede kârân-ı Millet Cemiyeti
  • İttiha d-ı Muhammediye Fırkası
  • Osmanlı Demokrat Fırkası
  • Mu’tedil Hürriyetperveran Fırkası
  • lslahat-ı Esasiye-i Osmaniye Fırkası

Meşrutiyet’in ilk seçimlerinde İttihat ve Terakki büyük bir çoğunluk sağlama­sına rağmen kabine kurma görevini üzerine almadı ve sadece kurulan hüküme­te bir iki üyesini yerleştirdi. Bununla birlikte Cemiyet kurulan hükümetin her işine karışarak onları perde arkasından yönetmeye çalışması kısa zamanda iktidar için saray, hükümet ve cemiyet olmak üzere üçlü bir mücadeleye yol açtı.

İttihat ve Terakkinin hükümetin işlerine karışması, birçok aydını da rahatsız etti ve Cemiyete karşı muhalefete geçmelerine neden oldu. Bu durumun ve demokratik düzenin bir sonucu olarak İttihat ve Terakkinin karşısında birtakım partiler ortaya çıktı.

Gazetelerin yönetimi eleştiren yazıları ülkede etkili oldu. Bu durum İstanbul’daki avcı taburlarının “Şeriat isteriz.” diye ayak­lanmalarına yol açtı. Bu isyan nedeniyle 27 Nisan 1909’da Hareket Ordusu, Selanik’ten İstanbul’a gelerek ayaklanmayı bastırdı. İttihat ve Terakki, bu olaydan sonra II. Abdülhamit’i tahttan indirip yerine kardeşi V. Mehmet Reşat’ı tahta geçirdi.

Kanun-ı Esasi’de yapılan değişiklikler sonucunda Osmanlı Devleti gerçek anlamda meşruti (anayasalı bir monarşi) düzene geçti. Padişah, yasama ve yürütme üzerindeki yetkilerini yitirdi.

Yürütme organı olarak hükümet, devlet idaresindeki yerini aldı.

Kabinenin sadece parlamento önünde sorumlu kabul edilmesi esası benimsenerek demokratik bir denetim sistemi kuruldu.

Meclisin feshedilebilmesi şartları zorlaştırılarak parlamentonun konumu güçlendirildi. Parlamento, yalnızca hükümetin (bakanlar kurulu) güvenoyu almaması hâlinde feshedilebilecek ve bu durumda da üç ay içerisinde seçimler yapılarak yeni parlamento oluşturulacaktı. Yasaların ve anlaşma akdinin yapılması yetkisi de parlamentoya geçti.

Kişi hak ve özgürlükleri alanında da demokratik gelişmeler meydana geldi. Sansür ve sürgün kaldırıldı. Toplantı ve dernek kurma hak ve hürriyetleri kabul edildi. Haberleşme belgelerinin gizliliği benimsenerek kişi hürriyeti güçlendirilip açıklığa kavuşturuldu. Kanunun belirlediği nedenlerin dışında bir sebep ile cezalandırma usulleri kaldırıldı.

1909’da yapılan bu düzenlemeler dışında zaman zaman Kanun-ı Esasi toplam yedi kez değiştirildi. Tüm bu anayasal gelişmeler yanında İttihat ve Terakki uygulamaları, belirtilen demokratik ilkelerin hayata geçirilmesine izin vermemiş; parti, 1913’ten sonra iktidarın tek ve rakipsiz sahibi durumuna gelmiştir.

Meşrutiyet Dönemi’nde 1908, 1912, 1914 ve 1919 yıllarında olmak üzere dört genel seçim yapılmış ve yirmi dört hükümet kurulmuştur. Bu dönemde Osmanlı Devleti’nde 1913 yılına kadar çok partili, daha sonra ise tek partili bir rejim görülmüştür.

Bir Cevap Yaz.