Geçmişten günümüze kültür ve mirasımızın özellikleri Nelerdir?

Geçmişten günümüze kültür ve mirasımızın özellikleri Nelerdir?

Yandaki resmi inceleyiniz. Resimdeki kıyafet ve sofralarla günümüzdeki kıyafet ve sofraları karşılaştırınız. Gördüğünüz benzerlik ve farklılıkları söyleyiniz.

Günlük yaşamımızdaki kültürel ögeleri düşünelim. Yiyecek ve içeceklerimiz, kıyafetlerimiz, geleneklerimiz, kutlamalarımız bunlardan bazılarıdır. Kültürel ögeler zaman içinde değişebileceği gibi değişmeden de devam edebilir. Sofralarımızda severek tükettiğimiz yoğurt ve ayrana bakalım. Türklerin dünya mutfağına kazandırdığı bu yiyecek ve içeceği binlerce yıldır tüketiyoruz. Geçmişte yalnızca evlerde yapılırken günümüzde fabrikalarda da üretilmektedir. Meyvelisi, vanilyalısı derken çeşitleri arttı. Yabancı dillere Türkçeden geçen yoğurt ile ilgili bakın 1555’de ülkemizi ziyaret eden bir elçi neler yazmış:

Türkler gayet az yerler. Sofra zevkine pek az düşkündürler. Bir parça ekmekle beraber tuz, soğan ve yoğurt bulurlarsa yemek için başka şey aramazlar. Yoğurt hem besleyici hem de hazmı kolaydır. Kervansarayların hepsinde bu yoğurt mutlaka bulunur.
Üzüm, vişne gibi kuru yemişleri sıcak suda kaynatıp toprak tabaklar içine koyarlar. Bir de pirinçten yapılan yemekleri vardır. Üzerine koyun ve kuzu eti koyarlar. (Busbecq, Türkiye’yi Böyle Gördüm, s.24.)

Yoğurt Nasrettin Hoca fıkralarına da konu olmuştur. İşte size bir örnek:

Metinde yoğurt dışında hangi yiyecek ve içeceklerimizden bahsedilmektedir? Bunlar günümüzde de tüketiliyor mu?

Ya Tutarsa

Adamın biri bir gün Hoca’yı gölün kenarında görmüş, bakmış ki Hoca kap kacak yıkıyor.
– Hayrola Hoca, demiş. Yine ne eğirip ne dokuyorsun?
Hoca, adamı tepeden tırnağa şöyle bir süzmüş:
– Hiç demiş, bir şey eğirip dokumuyorum. Göle yoğurt çalıyorum.
Adamcağız duyduklarına inanamamış:
– İlahi Hoca, demiş. Bu görülmüş şey mi? Göl maya tutar mı hiç?
Hoca:
– Ben de biliyorum, demiş. Tutmaz, tutmaz ama ya tutarsa!

Misafirperverlik bizi biz yapan, asırlardır süren kültürel değerlerimizdendir. Evimize gelen misafirlerimizi en iyi şekilde ağırlamaya çalışırız. Onlara ikramlarda bulunuruz. Misafirlere kolonya sunmak da geleneklerimizden biridir. Kolonyanın ilk olarak Almanya’nın Köln şehrinde icat edildiği söylenir. İsmini de şehrin Fransızca adından Cologne yani kolonyadan almıştır.
Ülkemizde 1880’lerde üretilmeye başlanmış ve hızla kullanımı yayılmıştır. Kolonyadan önce ülkemizde misafirlere gülsuyu sunulurdu. Ferahlatıcı özelliğiyle, gülsuyu ile yaptığı yarışı kazanan kolonya, günlük yaşamımızdaki yerini aldı. Ancak gülsuyu eskisi kadar olmasa da kullanılmaya devam ediyor.

Aşağıdaki haberi okuyarak altında yer alan soruların cevaplarını defterinize yazınız.

1. 1900’lü yıllarda kültürümüzdeki değişimin sebebi nedir?

2. Lokum günümüzde nerelerde ikram ediliyor?

Lokum Çikolatanın Tahtını Sarsmaya Başladı. Osmanlı mutfağının en önemli tatlıları arasında yer alan lokum, çikolataya kaptırdığı tahtını geri almaya başladı. 1900’lü yılların başında insanımızın Batı’ya olan hayranlığı, yeme içme alışkanlıklarımızı değiştirmeye başladı. Lokum geleneği de bu hayranlıkla birlikte çikolataya kaydı. Aslında lokum bizim önemli kültür ögelerimizden biridir. Çikolata kültürümüze ait bir unsur değildir. Lokumun bizdeki özelliği ve manası aslında çok derindir. Tarihimize baktığımızda en hatırlı hediyelerden birinin lokum olduğunu görürüz. Kız istemelerinden tutun da elçilerin yabancı ülke ziyaretlerine kadar mutlaka lokum götürülürmüş. Yani adı üstünde Türk lokumu bizim kültürümüzdür. “Rahat ul-hulküm” yani boğaz rahatlatan kelimesinden türeyen lokum, Dünyada Türk tatlısı olarak bilinmektedir.

Geçmişi binlerce yıl öncesine uzanan çay, ilk olarak Çin’de tüketilmeye başladı ve çay zamanla dünyaya yayıldı. Türkiye de çaydan vazgeçmeyen ülkelerden biridir. Kahvaltıda içilmeye başlanan çay, akşamın geç saatlerine kadar günün her saati tüketiliyor. Misafirlere ikram ediliyor. Ülkemizde çayın geçmişi çok eskilere dayanmıyor aslında. 1930’larda Rize’de ziraat mühendisi Zihni Derin’in çalışmalarıyla üretimi yaygınlaştı. Bu yıllarda kahve kadar tüketimi yaygın değildi. Ancak kısa sürede sevildi, yaygınlaştı. Bazı kaynaklarda atalarımızın Anadolu’ya gelmeden önce Orta Asya’da çayla tanıştıkları yer almaktadır. Aşağıdaki haberde görüleceği üzere günümüzde Türkiye en çok çay tüketen ülkelerden biridir. Özellikle kış mevsiminde yanımızdan eksik etmediğimiz kâğıt mendillerin kullanımı çok eskilere dayanmıyor. Kâğıt mendillerin yaygınlaşmasından önce renk renk, desen desen kumaş mendiller kullanılırdı. İlk Türkçe sözlük olan Kaşgarlı Mahmud’un Divânü Lügatü ‘t-Türk adlı eserinde cepte taşınan ipekli ya da pamuklu bez parçası karşılığında “ulatu” ve “savluk” sözcükleri geçiyordu. Günümüze ulaşan en eski mendillerimiz 1500’lü yıllara ait ve Topkapı Sarayı Müzesi’nde sergilenmektedir. Osmanlı sarayında kullanılan mendiller işlemelerle süslenirdi. Önemli yabancı konuklara armağan olarak zengin işlemeli ipek mendiller verilirdi. Halkın kullandığı mendillerse daha çok keten ve pamuktandı. Günümüzde kumaş mendiller genellikle aksesuar olarak kullanılıyor, ceket ceplerini süslüyor.

Siz gün içinde hangi selam sözcüklerini kullanıyorsunuz?

Aşağıdaki tabloya günlük hayatımıza yerleşmiş kültürel unsurlardan üçünü yazınız. Bu kültürel unsurların tarih boyunca gösterdiği gelişim, süreklilik ve değişimi tabloda uygun bölüme yazınız

E. Aşağıdaki soruların cevaplarını defterinize yazınız.

1. Mezopotamya ve Anadolu medeniyetlerinin insanlığa katkılarına örnekler veriniz.

2. Çevrenizdeki doğal varlık, tarihi eser ve yapıtlara örnekler veriniz.

3. Ülkemizin çeşitli yerleri ile kendi çevrenizin kültürel özellikleri arasında neden benzerlikler ve farklılıklar vardır?

4. Bizi bir araya getiren kültürel ögelere örnekler veriniz.

5. Kültürel unsurlardan bazıları zaman içinde neden değişim gösterir?

Bir Cevap Yaz.