Fransız ihtilali nedenleri ver sonuçları nelerdir?

2. FRANSIZ İHTİLALİ (1789)

İhtilal, bir ülkenin siyasal, sosyal ve ekonomik yapısının veya yönetim düzeninin geniş halk kitleleri tarafından kuvvet kullanılarak değiştirilmesidir. Tarih boyunca çeşitli ülkelerde ihtilaller olmuştur. Ortaya çıkardığı sonuçlar ve dünyaya olan etkisi dikkate alındığında bunlar içinde en dikkat çekeni Fransız İhtilali’dir.

a. Fransız İhtilali’nin Nedenleri

Fransız İhtilali’nin nedenlerini öncelikle mutlakiyet rejiminin aşırılıklarında aramak gerekir. Fransa’da uygulanan katı mutlakiyet yönetiminde kralın Tanrı’dan başka kimseye hesap vermeyeceğine inanılıyor ve emirleri kanun sayılıyordu. Krallar yüksek saray harcamalarını ve askerî giderleri karşılamak için halkı gücünün çok üzerinde vergiler ödemeye zorluyorlardı. Ancak yine de toplanan vergiler her geçen gün artan harcamalara yetmiyordu. Özellikle Yedi Yıl Savaşlarında İngiltere karşısında alınan yenilgi ve Amerikan kolonilerine yapılan yardımlar Fransa’yı ekonomik bunalıma sürüklemişti. Kral ise her zamanki gibi koyduğu yeni vergilerle bütçe açıklarını kapatmak istiyordu. Buna bir de fiyatların ve işsizliğin artması eklenince Fransız halkının krallık yönetimine karşı tepkisi yoğunlaştı.

Fransa’daki ağır ekonomik sorunlar kısa sürede sosyal ve siyasal bir bunalıma dönüştü. Bu durumun ortaya çıkmasında Fransa’nın eşitsizlikler üzerine kurulu bir toplumsal yapıya sahip olması da rol oynadı. Fransız halkı öteden beri soylular, rahipler, burjuvalar ve köylüler olmak üzere dört ana gruba ayrılmıştı. Bunlardan soylular devletin ve ordunun yönetimini ellerinde tutar ve vergi ödemezlerdi. Soylular ülke nüfusunun yüzde ikisini oluşturuyorlardı. Buna rağmen toprakların ve gelirlerin önemli bir bölümü onlara aitti.

Fransa’da nüfusun yüzde birlik kesimini oluşturan rahipler sınıfı da soylular gibi vergi ve askerlik görevlerinden muaf idi. Rahipler sahip oldukları geniş topraklardan ve kilise hizmetlerinden gelen paralarla zenginlik içinde ayrıcalıklı bir hayat sürüyorlardı. Soylular ve rahipler dışındaki geniş halk kitlesi içinde yer alan burjuvalar ise kentlerde yaşıyor ve genellikle ticaretle uğraşıyorlardı. Maddi zenginlik ve kültürel gelişmişlik bakımdan toplumun üst kesimini oluşturan burjuvalar siyasi haklardan yoksun bulunuyorlardı. Bu nedenle vergileriyle ayakta tuttukları devletin yönetiminde söz sahibi olmak istiyor ve egemenliği elinde tutan soyluların karşısında yer alıyorlardı.

Fransız toplumu içinde nüfus bakımından en büyük kesimi işçiler ve köylüler oluşturuyordu. Vergi ödemek ve angaryaları yerine getirmekle yükümlü olan bu insanlar çok çalıştıkları hâlde geçimlerini sağlamakta zorlanıyorlardı. Köylüler ve işçiler yaşadıkları ekonomik sıkıntıların sorumluları olarak soyluları ve büyük toprak sahiplerini görüyorlardı. Bu nedenle de onlara karşı mücadele eden burjuvalarla birlikte hareket ediyorlardı.

Fransa’da ihtilalin ortaya çıkmasında Aydınlanma Çağı’nın da etkisi oldu. 18. yüzyılda yetişen ve aydınlanma felsefesinin öncüsü olan ünlü Fransız filozofları, insanı baskı altına alan ve özgürlükleri kısıtlayan her türlü otoriteye karşı çıktılar. Eserlerinde boş inançların yanı sıra akla, doğaya, insana ve insanın mutluluğuna aykırı ön yargıları yıkmaya çalıştılar. Bunlardan Montesqieu Kanunların Ruhu adlı eserinde yasama, yürütme ve yargı yetkilerinin ayrılması gerektiğini söyleyerek krallık rejimini temellerinden sarstı. Rousseau (Resim 4.14) ise Toplum Sözleşmesi adlı eserinde, kralın tanrısal egemenliğe sahip olduğu anlayışını yıkarak halkın egemenliği kavramını ortaya attı. İnsanların özgür ve eşit doğduklarını, yönetme yetkisinin de halka ait olduğunu savundu.

Aydınlanmacıların monarşi yerine insanları mutlu edecek yeni bir devlet düzenini savunmaları Fransa’da büyük yankılar uyandırdı. Onların bu düşüncelerini benimseyen halk kitleleri giderek artan bir şekilde krala ve onun uygulamalarına karşı çıkmaya başladılar.

Resim 4.14: Jean Jacques Rousseau (Maurice Quentin de La Tour-Moris Kuentin dö la Tur, 1753)

Yukarıdaki açıklamalardan hareketle Fransız aydınlarının istedikleri devletin genel özellikleri hakkında hangi çıkarımlarda bulunabilirsiniz?

Fransızlar arasında ihtilal fikrinin yayılmasında İngiltere ve Amerika’da yaşanan gelişmeler de etkili oldu. İngiltere’de parlamenter rejime geçilmiş olması ve Amerikan kolonilerinin kendi yardımlarıyla bağımsızlıklarını kazanmaları Fransızları ümitlendirdi. Bütün bu gelişmeler Fransa’da halk ve aydınlar arasında krallık yönetiminin yerine cumhuriyeti kurma düşüncesinin yerleşmesine katkıda bulundu.

Fransız İhtilali’ni başlatan olay, Kral XVI. Louis’nin (Lui) halktan yeni vergiler istemesi oldu. Kral, vergileri halka kabul ettirebilmek için toplum kesimlerinin temsilcilerinden oluşan ve 1614’ten beri toplanamayan Etats Generaux’yu (Eta Jenero) (Resim 4.15) topladı. Soylular ile halk temsilcileri arasında çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle istediği kararları çıkarttıramayacağını görünce de meclisin dağılmasını emretti. Ancak mecliste bulunan halk temsilcileri kralın bu emrine uymadılar. Ardından da Etats Generaux’yu kurucu meclis olarak ilan edip halk egemenliğine dayalı bir anayasa hazırlama çalışmalarını başlattılar.

Fransa Kralı’nın Etats Generaux’yu güç kullanarak dağıtmak üzere hazırlıklar yapması hatta bu iş için paralı Alman askerleri getirtmesi halk tarafından tepkiyle karşılandı. Bu tepkilerin büyümesi sonucunda Paris halkı 14 Temmuz 1789’da askerlerin kaldığı kışlaya girerek silahlara el koydu. Ardından cezaevi olarak kullanılan Bastil Kalesi’ni işgal ederek burada bulunan siyasi tutukluları serbest bıraktı.

Paris’te başlayan ihtilal kısa sürede Fransa’nın diğer yerlerine yayılırken başkentte yönetim burjuvaların eline geçti. Köylerde de köylüler senyörlere başkaldırarak şatolara, malikânelere ve manastırlara girdiler. Bu arada kurucu meclis aldığı bir kararla Fransa’da feodalitenin ve bununla birlikte her türlü ayrıcalıkların kaldırıldığını duyurdu. 28 Ağustos 1789’da da İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi’ni ilan etti.

İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi ile her insanın özgür ve güven içinde yaşama, düşüncelerini serbestçe açıklama, mülk edinebilme gibi temel haklara sahip olduğu belirtildi. Ayrıca egemenliğin millete ait olduğu ve hiçbir kişi veya kurumun milletçe verilmeyen bir yetkiyi kullanamayacağı vurgulandı. Böylece Fransa’da egemenlik hakkı kraldan alınarak halka ve onun temsilcisi olan millî meclise verildi. Bu sırada monarşiyi yeniden kurmanın yollarını arayan Kral XVI. Louis yargılanarak idam edildi.

Krallığın ortadan kaldırılmasından sonra Fransa’da ihtilali gerçekleştiren gruplar arasında anlaşmazlıklar ve çatışmalar çıktı. Bu iç karışıklık dönemi Napolyon Bonapart’ın 1804 yılında imparator seçilmesine kadar devam etti.

b. Fransız İhtilali’nin Sonuçları nelerdir?

Fransız İhtilali ile birlikte Fransa’da sınıf ayrımına dayalı feodal düzen ve krallık rejimi yıkılarak yurttaşların eşitliği ilkesini esas alan cumhuriyet ilan edildi. İhtilalin ortaya çıkardığı insan hakları, cumhuriyet, milliyetçilik, özgürlük, eşitlik, kardeşlik, adalet gibi ilke ve kavramlar Fransa dışında da etkili oldu. Günümüz demokrasilerinin temelini oluşturan bu ilkeler başta Avrupa ülkeleri olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerinde hızla yayıldı. Diğer yandan Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi’nde belirtilen egemenliğin millete ait olduğu prensibi özellikle monarşi ile yönetilen çok uluslu imparatorlukların dağılması sonucunu doğurdu. Bundan sonraki süreçte imparatorluklar yıkılırken onların yerini millet egemenliğine dayanan ulus devletler almaya başladı.

Fransız İhtilali’nin birçok tarihçi tarafından Yeni Çağ‘ın sonu Yakın Çağ’ın başlangıcı olarak kabul edilmesinin nedenleri neler olabilir?

Bir Cevap Yaz.