Fatih’in Askeri ve Siyasi Alanlardaki Diğer Faaliyetleri Nelerdir?

2. FATİH’İN ASKERÎ VE SİYASİ ALANLARDAKİ DİĞER FAALİYETLERİ

Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettikten sonra egemenlik alanını genişletme, topraklarının güvenliğini sağlama ve ticaret yollarına hâkim olmaya yönelik faaliyetlerini devam ettirdi. Bu amaçla Anadolu ve Balkanlar yönünde seferlere çıkarak önemli fetihler yaptı.

Fatih Dönemi’nde Osmanlı Devleti

a. Sırbistan Seferi (1454)

Fatih ilk seferini, daha önce Osmanlı Devleti’ne bıraktığı bazı kaleleri geri almış olan Sırbistan üzerine yaptı. Sırbistan seferleri 1459 yılına kadar aralıklarla devam etti. Bu tarihte, Sırbistan’ın başkenti Semendire alınarak bir Osmanlı sancağı hâline getirildi. Sırpların Macarlara bıraktığı Belgrad Kalesi ise iki kez kuşatılmasına rağmen alınamadı.

b. Amasra’nın Alınması (1459)

Karadeniz’i bir Türk gölü hâline getirmek isteyen Fatih, bu denizin kıyılarındaki yabancı hâkimiyetine son vermek için harekete geçti. Bu amaçla donanması Karadeniz’e açılırken kendisi de ordusuyla birlikte Anadolu’nun kuzey kıyılarına yöneldi. Fatih ilk olarak önemli bir liman kenti olan ve Cenevizlilerin elinde bulunan Amasra’ya geldi. Şehrin teslimi yönündeki teklifinin kabul edilmesiyle de Amasra’yı savaş yapmadan fethetti.

c. Mora’nın Alınması (1460)

İstanbul’un fethedilmesine rağmen Mora’daki Rum Despotluğu kendisini Bizans’ın devamı olarak görüyordu. Fatih, Bizans’ı yeniden canlandırmak isteyen bu devleti ortadan kaldırmak üzere 1460 yılında sefere çıktı. Sefer sonucunda Mora’yı topraklarına katarak hâkimiyet sahasını Akdeniz’e doğru genişletti.

ç. Sinop ve Trabzon’un Alınması (1461)

Fatih, Mora’yı aldıktan sonra bir süredir vergisini ödemeyen ve Osmanlı Devleti’ne karşı Akkoyunlularla ittifak kurmuş olan Trabzon İmparatorluğu üzerine sefere çıkmaya karar verdi. Padişah 1461 yılında çıktığı sefer sırasında ilk olarak yolu üzerindeki İsfendiyaroğulları Beyliği’ni ortadan kaldırdı. Bu beyliğin elindeki Kastamonu ve Sinop’u aldıktan sonra da kendisi karadan, donanması ise denizden olmak üzere Trabzon’u kuşattı. Böylece dışarıyla bağlantısı kesilen ve yardım alamayan Trabzon imparatoru şehri teslim etmek zorunda kaldı. Trabzon’un fethedilmesiyle birlikte Bizans’ı diriltme yönündeki son ümitler de söndürüldü. Ayrıca Karadeniz’in güney kıyıları güvenlik altına alındı.

d. Eflâk Seferi (1462)

Yıldırım Bayezit Dönemi’nden itibaren Osmanlı Devleti’ne vergi veren Eflâk Beyliği, Fatih Dönemi’nde Kazıklı Voyvoda adıyla bilinen Vlad Tepeş tarafından yönetiliyordu. Vlad, Fatih’in Trabzon’a sefere çıkmasını fırsat bilerek vergisini ödemedi. Ayrıca Macarlarla ittifak yaparak Osmanlı topraklarına girdi. Bunun üzerine Eflâk üzerine yürüyen Fatih bu ülkeyi Osmanlı Devleti’ne bağlı, yıllık vergi veren bir eyalet hâline getirdi.

e. Bosna-Hersek Seferi (1463)

Osmanlı Devleti’nin, denizlerde güçlü olan Venedik’e karşı karada üstünlük kurabilmesi için Bosna-Hersek kıyılarını alması gerekiyordu. Buna bir de Bosna Kralı’nın ödemesi gereken vergiyi ödememesi eklenince Fatih 1463’te Bosna üzerine sefere çıktı. Sefer sonucunda Bosna Krallığı’na son verilirken bu devletin toprakları Osmanlı egemenliğine girdi. Bir süre sonra Bosna’nın güneyindeki Hersek de Osmanlı Devleti’ne bağlandı.

Fatih’in Bosnalılara Fermanı

Fa tih, İstanbul’un Fethi’nden sonra yaptığı gibi Bosna’yı topraklarına kattıktan sonra da orada yaşayan insanlara dini serbestlik tanımıştır. Aşağıdaki cümleler onun Bosna ruhbanlarına verdiği fermandan alınmıştır:

“Ben ki Sultan Mehmet Han’ım. Tüm halkım bilsin ki bu fermanla Bosna rahiplerine karşı iyilik hislerim ortaya çıkıp buyurdum ki adı geçen rahiplere ve onların kiliselerine kimse engel olmasın. Kaçıp gidenler af fedilsin ve gelip memleketimizde korkusuzca oturup kiliselerin de ibadet etsinler. Vezirlerimden ve halkımdan kimse onları rahatsız edip incitmesin.”

Size göre Bosna-Hersek’in Osmanlı hâkimiyetine girmesinin en önemli sonucu ne olmuştur? Neden?

f. Osmanlı-Karamanoğlu Mücadelesi (1466)

İstanbul’un kuşatılması sırasında Karamanoğulları Beyliği ile mücadelesine ara veren Fatih, beylik içinde taht kavgalarının başlaması üzerine yeniden harekete geçti. Fatih, 1466 yılında çıktığı seferle Karamanoğlu topraklarının büyük bölümünü ele geçirerek buraların yönetimini oğlu Şehzade Mustafa’ya bıraktı. Karamanoğullarının kalan toprakları ise 1483 yılında II. Bayezit tarafından alındı. Böylece bu beylik kesin olarak Osmanlı Devleti’ne bağlanarak Anadolu Türk siyasi birliğini sağlama yolundaki en büyük engel ortadan kaldırıldı.

g. Osmanlı-Akkoyunlu Mücadelesi (1473)

Karamanoğulları topraklarının alınmasından sonra Anadolu’da Osmanlı Devleti’ne rakip olabilecek en önemli siyasi güç olarak Akkoyunlular kalmıştı. Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan kendisini Fatih’ten daha üstün görüyor ve Osmanlıların elindeki Orta Anadolu topraklarını almak istiyordu. Bu amaçla bir yandan Osmanlılara karşı Venediklilerle anlaşırken diğer yandan topraklarını Osmanlılara kaptıran bazı beyleri koruması altına aldı. Daha sonra da kendisine sığınan beylerin kışkırtmasıyla Osmanlı topraklarına saldırdı. Bunun üzerine Anadolu üzerine sefere çıkan Fatih 1473 yılında Erzincan yakınlarındaki Otlukbeli’nde yapılan savaşta Akkoyunluları yenilgiye uğrattı. Böylece Akkoyunluların Haçlılarla birlikte kendisine karşı kurduğu ittifakı etkisiz hâle getirirken Doğu Anadolu’nun güvenliğini de sağlamış oldu.

ğ. Kırım’ın Fethi (1475)

Fatih Amasra, Sinop ve Trabzon’u alarak Karadeniz’e hâkim olma yolunda önemli adımlar atmıştı. Ancak bu hâkimiyetini pekiştirmesi için Karadeniz’in kuzeyindeki önemli liman şehirlerinin de alınması gerekiyordu. Azak Denizi ve Kırım Yarımadası kıyılarında yer alan ve birer ticaret kolonisi olan bu şehirler Cenevizlilerin kontrolündeydi. Fatih, kuzeyden gelen yolların denizle buluştuğu bu önemli ticaret merkezlerini ele geçirmek için 1475 yılında Veziriazam Gedik Ahmet Paşa komutasındaki donanmayı Kırım’a gönderdi. Gedik Ahmet Paşa da Kefe, Menkup ve Azak kalelerini alarak Cenevizlilerin Karadeniz’deki varlığına son verdi.

Kırım’da çıkan taht kavgalarıyla da ilgilenen Osmanlılar adaylardan Mengli Giray’ı destekleyerek hanlığa onun gelmesini sağladılar. Böylece Kırım Hanlığı’nı himayeleri altına alarak kendilerine bağlı bir devlet durumuna getirdiler. Kırım’ın fethedilmesiyle birlikte Karadeniz büyük ölçüde bir Türk gölü hâline gelirken Karadeniz’in kuzeyinden geçen ticaret yolları da Osmanlı kontrolüne girdi.

h. Boğdan’ın Alınması (1476)

Osmanlı Devleti’ne vergi veren bir prenslik olan Boğdan, bağımsızlık iddiasında bulunarak bu yükümlülüğünü yerine getirmemeye başladı. Boğdan prensi de karşısına çıkan bir Osmanlı birliğini yenilgiye uğrattı. Bu gelişmeler üzerine Fatih, 1476 yılında ordusunun başında sefere çıkarak Boğdan’ı Osmanlı Devleti’ne bağlı bir beylik hâline getirdi.

ı. Osmanlı-Venedik Mücadelesi (1479)

Fatih, İstanbul’u fethettikten sonra Ege Denizi kıyılarını ve Ege adalarını topraklarına katmak için harekete geçti. Bu amaçla 1456 yılında Osmanlı donanmasını Ege Denizi’ne doğru sefere çıkardı. Kendisi de ordusu ile birlikte karadan donanmayı takip etti. İlk olarak Kuzey Ege kıyılarında bir liman kenti olan Enez alındı. Ardından da Semadirek, Taşoz, Gökçeada, Limni ve Midilli adaları ele geçirildi.

İstanbul ve Boğazlardan sonra Ege adalarının da Osmanlıların eline geçmesi en çok Venediklileri endişelendirdi. Bunun üzerine Venedik, Osmanlı Devleti’nin yayılışını durdurmak için Balkanlarda Macarlar ve Arnavutlarla, Anadolu’da ise Akkoyunlular ve Karamanoğulları ile anlaştı.

1463’te başlayan Osmanlı-Venedik Savaşları on altı yıl sürdü. Karada ve denizlerde devam eden bu savaşlar sırasında Venedik’in Ege Denizi’ndeki en önemli üssü olan Eğriboz Adası fethedildi. Osmanlı akıncılarının Mora, Arnavutluk ve Dalmaçya kıyılarına düzenledikleri akınlarla da Arnavutluk kıyılarındaki Kroya ve İşkodra kaleleri alındı. Bu gelişmeler üzerine Venedik, Osmanlı Devleti’nden barış istemek zorunda kaldı. 1479 yılında yapılan antlaşmayla da Osmanlı ile Venedik arasındaki savaş sona erdi. Antlaşmaya göre Osmanlı Devleti, Kroya ve İşkodra dışında savaşta aldığı yerleri geri verecekti. Venedik, Osmanlı Devleti’ne yıllık vergi ödeyecek, buna karşılık Venedikliler İstanbul’da balyos adı verilen bir elçi bulunduracak ve Osmanlı sularında serbestçe ticaret yapabileceklerdi. Böylece Osmanlıların imtiyaz verdiği ilk devlet Venedik oldu.

i. Arnavutluk Seferi (1479)

Osmanlıların Balkanlardaki ilerleyişleri sırasında mücadele ettikleri devletlerden biri de Arnavutluk idi. İki taraf arasında II. Murat Dönemi’nde başlayan savaşlar Fatih Dönemi’nde Arnavutların Osmanlı Devleti’ne karşı Venediklilerle birlikte hareket etmeleri üzerine yeniden şiddetlendi. Fatih, Arnavutluk üzerine yaptığı ilk iki sefer sırasında başarılı olamadı. 1478 yılında çıktığı üçüncü seferde ise Venedikliler tarafından savunulan Arnavutluk’un başkenti Kroya’yı (Akçahisar) aldı. Bir süre sonra İşkodra’yı da ele geçirdi. Böylece Arnavutluk’u kesin olarak Osmanlı Devleti’ne bağladı.

Fatih’in Arnavutluk’u fethi sırasında karşılaştığı güçlüklerin nedenleri neler olabilir?

j. İtalya Seferi (1480)

Osmanlı Devleti’nin denizlerde yayılma siyasetini devam ettiren Fatih bu amaçla Gedik Ahmet Paşa komutasındaki Osmanlı donanmasını sefere çıkardı. Gedik Ahmet Paşa ilk olarak Yunanistan’ın batısındaki Zanta, Kefalonya ve Ayamavra adalarını fethetti. Ardından da Osmanlı Devleti’ne karşı düşmanca davranan Napoli Krallığı üzerine yürüyerek İtalya’nın güney kıyılarındaki Otranto’yu aldı. Gedik Ahmet Paşa’nın amacı Napoli’ye kadar ilerlemekti. Ancak Fatih’in 1481’de ölümü nedeniyle bu amacını gerçekleştiremedi. Yeni padişah II. Bayezit’in çağrısıyla İstanbul’a dönünce de Otranto yeniden Napoli Krallığı’nın egemenliğine girdi.

II. Mehmet’in ölümünden sonra yerine Amasya valisi olan oğlu II. Bayezit geçti. Ancak Konya’da vali olarak bulunan Şehzade Cem, ağabeyi Bayezit’in padişahlığını tanımadı. Daha sonra da kuvvetlerini toplayarak Bursa’ya geldi ve burada hükümdarlığını ilan etti. Bunun üzerine Anadolu’ya geçen II. Bayezit, Bursa yakınlarındaki Yenişehir Ovası’nda kardeşini yenilgiye uğrattı. Bu yenilginin ardından Cem Sultan önce Konya’ya çekildi. Oradan da Memluklulara sığınmak zorunda kaldı. Cem Sultan, Memlukluların desteğiyle yeniden Anadolu’ya girdiyse de yenilmekten kurtulamadı ve Rodos şövalyelerine sığındı. Cem, şövalyelerin yardımıyla Rumeli’ye geçerek padişahlığı ele geçirmeyi planlıyordu. Ancak II. Bayezit ile anlaşan Rodos şövalyelerinin kendisini Fransa’ya götürmesi üzerine planını gerçekleştiremedi. Bir süre Fransa’da tutulan Cem Sultan buradan İtalya’ya getirilerek papaya teslim edildi. 1495 yılında da Napoli’de hayatını kaybetti.

Cem Sultan’ın Hıristiyanların eline geçmesi Batılı devletlerin Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışmasına yol açtı. Ayrıca Osmanlıların Batı yönündeki fetihlerinin yavaşlamasına ve II. Bayezit Dönemi’nin sönük geçmesine neden oldu. Papa’nın Cem Sultan’ı elde tutma karşılığında yüklü miktarda paralar alması da Osmanlı maliyesini zayıflatıcı bir rol oynadı. Cem Sultan’ın Mısır’da padişah gibi karşılanıp himaye görmesi ise Osmanlı Devleti ile Memluklular arasındaki ilişkilerin daha da bozulması sonucunu doğurdu.

Bir Cevap Yaz.