Cumhuriyet ile Eğitim Anlayışı Nasıl Değişmiştir?

Cumhuriyet ile Eğitim Anlayışı Nasıl Değişmiştir?

KURTULUŞ SAVAŞI YILLARINDA EĞİTİM

Kazım Karabekir Paşa (1882-1948) başarılı bir komutan olmasının yanında iyi bir eğitimciydi. Basında çıkan makalelerinden başka, eğitimle ilgili eserleri vardı. “Kuvvetli millet kuvvetli fertlerle olur.” diyen Karabekir, disipline, ciddiyete, bedenî güce, ahlaki ve fikrî ilerlemeye dayanan bir eğitim anlayışını savunmuştur. O, çocuklar için “Şarkılı İbret” adında şiirler ve müzikli küçük tiyatro oyunlarından oluşan bir kitap yazmış, yurdun çeşitli yerlerinde gezdirdiği şehit çocuklarına bunları oynatmıştır.

15. Kolordu Komutanı olarak 1919 Mayıs başında Erzurum’a geldiğinde Doğu cephesinde yapılan savaşların yetim bıraktığı çok sayıda Türk çocuğu ile karşılaşmıştır. Karabekir, bu çocukları koruyan ve çeşitli meslekler öğrenmelerini sağlayan okullar açmış ve sık sık okulları ziyaret ederek millî heyecanı öğrencilerin de teneffüs etmelerini sağlamıştır.
Prof. Dr. Yahya AKYÜZ, Türk Eğitim Tarihi, s. 320, 324-325

BMM’nin eğitim bakanlığı konumundaki Maarif Vekâleti 15 Temmuz 1921’de Ankara’da “Maarif Kongresi”nde yurdun her tarafından gelen 250 kadar erkek ve kadın öğretmeni bir araya getirmiştir. Mustafa Kemal, 15 Temmuz 1921’de Ankara’da Maarif Kongresi’ni açarken; “Asırlardan beri idaredeki büyük ihmalin, devlet bünyesinde açtığı yaraları tedavi için bundan böyle en büyük gayretlerin eğitim alanında olması lazımdır.” diyerek daha ülke düşman işgali altındayken eğitimcilere ve ülkeyi yönetenlere eğitim konusunda hedefler göstermiştir. O, konuşmasında başlıca üç konu üzerinde durmuştur:

• O ana kadar izlenen öğretim yöntemleri, milletimizin gerilemesinde en önemli etken olmuştur.
• Eğitim millî olmalı, millî ve tarihî özelliklerimizle uyumlu olmalıdır.
• Çocuklarımıza, gençlerimize, millî varlığı ve hakkı ile çatışan tüm yabancı unsurlarla mücadele gereği öğretilmelidir.
Prof. Dr. Sebahattin ARIBAŞ, vd, Türk Eğitim Tarihi, s. 205-206

Yukarıdaki metinlerde verilen örneklerden hareketle Milli Mücadele Döneminde eğitime verilen önemi araştırınız.

Millî Mücadele eğitimi derinden etkilemiş, Anadolu’daki işgal kuvvetleri, okullarda kendi propagandalarını yaparken bazı okulları da kapatmışlardır.

Öğretmen ve öğrencilerimiz Millî Mücadele’ye destek verirken bazıları bizzat cephede yer alarak ülkenin işgalden kurtulması için canlarını vermişlerdir. Halkın millî kurtuluş davası yolunda bilgilendirilmesi ve birleştirilmesi amacıyla halk eğitimi çalışmaları yapılmıştır. Yine savaş yıllarında eğitimi planlama adına Maarif Kongresi toplanmış (1921), ilkokul ve ortaöğretim programları ile köy öğretmeni yetiştirilmesi konuları görüşülmüş, savaş dolayısıyla bir sonuca varamadan kongre erken bitirilmiştir.

Millî Mücadele’nin bitmesiyle Lozan Antlaşması’nda (1923) yabancı okullar meselesi de ele alınmıştır. Buna göre yabancı okullar Türk kanunlarına ve diğer okulların bağlı bulunduğu tüzük ve yönetmeliklere uyacaklardı. Bu okullardaki eğitim ve öğretimi Türk hükumeti düzenleyecekti.

Cumhuriyetin ilk yıllarında ülke nüfusunun ancak yüzde onunun okur¬yazar olmasının sebepleri sizce neler olabilir?
Cumhuriyet Döneminde eğitim alanında yapılan çalışmalar, Osmanlı’dan miras kalan problem ve sıkıntıları ortadan kaldırmanın yanında, çağdaş dünyada eğitim alanında meydana gelen değişimleri de yakalamayı hedefliyordu. Öncelikle okuma yazma oranı yükseltilmeliydi. Cumhuriyetin ilk yıllarına bakıldığında nüfusun ancak yüzde onu okuryazardı. Öğretmenlerin büyük bir çoğunluğu mesleki eğitimden geçmemiş, öğretim programları günün ihtiyaçlarına cevap veremez durumdaydı. Okul binalarının çoğu eğitim- öğretime elverişli değildi. Ayrıca ders araç gereçleri bakımından okullar yetersiz durumdaydılar. Eğitimle ilgili merkez ve taşra teşkilatı tam anlamıyla kurulamamıştı. Bu sıkıntı ve problemleri yakından bilen Atatürk ve arkadaşları, cumhuriyetin ilanıyla beraber, yukarıdaki problemleri ortadan kaldıracak adımlar atmışlardır.

Atatürk’ün de amacı millî kültürümüzü muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkartmaktı. Bu amaca ulaşmak için takip edilecek eğitim politikasının da belli esaslara dayanması gerekiyordu.

Yukarıdaki tabloda Atatürk’ün milli eğitim politikasının dayandığı esasları ifade eden sözleri verilmiştir. Bu esasların neler olduğunu tablodaki boşluklara yazınız.

Cumhuriyet Dönemi’nde 3 Mart 1924’te “Tevhid-i Tedrisat (Öğrenimin Birleştirilmesi) Kanunu” eğitim ve öğretim birleştirildi. Böylece eğitimdeki ikilik ortadan kaldırıldı. Bu kanunla azınlık okulları ve yabancı okullar da dâhil olmak üzere bütün okullar Millî Eğitim Bakanlığına bağlandı. Devlet denetimine girmek istemeyen okullar kapatıldı.

Atatürk, Ankara Kız Lisesi öğretmen ve öğrencileri ile birlikte (24 Haziran 1933)

TEVHİD-İ TEDRİSAT KANUNU (3 Mart 1924)

Madde 1 – Türkiye’deki bütün ilim ve eğitim müesseseleri Millî Eğitim Bakanlığına bağlanmıştır.
Madde 2 – Şeriye ve Evkaf Vekâleti veyahut özel vakıflar tarafından idare olunan bütün medrese ve mektepler Millî Eğitim Bakanlığına devredilmiş ve bağlanmıştır.
Madde 3 – Şeriye ve Evkaf Vekâleti bütçesinde mektepler ve medreselere tahsis olunan tutar Millî Eğitim bütçesine nakledilecektir.
Madde 4 – Millî Eğitim Bakanlığı yüksek din âlimleri yetiştirilmek üzere Darülfünunda bir İlahiyat Fakültesi kuracak, imamlık ve hatiplik gibi dinî hizmetlerin yerine getirilmesiyle görevli memurların yetişmesi için de okullar açılacaktır.

• Tevhid-i Tedrisat Kanunu’na göre eğitim alanında hangi yenilikler yapılmıştır?
• Bu kanunla eğitim alanında Osmanlı eğitim anlayışına göre nasıl bir anlayış getirilmeye çalışılmıştır?

Eğitim alanında yapılan bir diğer düzenleme ise 1 Kasım 1928’de “Türk Harfleri Hakkında Kanun”un çıkarılmasıdır. Bu düzenleme ile Arap harfleri yerine Latin harflerine dayalı Türk alfabesine geçildi. Ülke genelinde “Millet Mektepleri” açılarak okuma yazma seferberliği başlatıldı. Harf İnkılabı’yla batılılaşma ve çağdaşlaşma yolunda önemli bir adım atılırken okuma yazma oranı da hızla arttı ve basılan kitap sayısında büyük artış oldu.

Yeni harflerin öğretilmesi için kurslar düzenlendiği dönemde Anadolu’da dolaşan bir Fransız yazarı izlenimlerini şöyle anlatmaktadır:

“Ankara’dan Diyarbakır’a, Sivas’tan Konya’ya kadar gittim. Hemen her köyde ve kasabada durdum. Büyük bir halk kitlesinin gayretine yakından tanık oldum. Gençlerin ve ihtiyarların yeni yazıyı öğrenmek için gösterdiği gayret pek dokunaklı idi. Diyarbakır’da genç bir bahçıvana ders verdim. Bu genç benimle buluşmak ve yeni yazıyı öğrenmek için her gün tam iki saatlik yol yürüyordu.”
İlhan BAŞGÖZ, Türkiye’nin Eğitim Çıkmazı ve Atatürk, s. 120.

Yukarıdaki metinden halkın eğitime olan ilgisine yönelik çıkarımlarda bulununuz.

Bir Cevap Yaz.