Cumhuriyet Dönemi Devlet Teşkilatında Gelişmeler Nelerdir?

CUMHURİYET DÖNEMİ DEVLET TEŞKİLATINDA GELİŞMELER

AMASYA GENELGESİ KARARLARINDAN

  • Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.
  • Milletin durumunu ve davranışını göz önünde tutmak ve haklarını dile getirip bütün dünyaya duyurmak için her türlü etkiden ve denetimden kurtulmuş milli bir kurulun varlığı gereklidir.
  • Bunun için bütün illerin her sancağından, halkın güvenini kazanmış üç delegenin mümkün olan süratle hemen yola çıkarılması gerekmektedir.

ERZURUM KONGRESİ KARARLARINDAN

  • Kuvayımilliyeyi ve irade-i milliyeyi hâkim kılmak esastır.
  • Mebuslar Meclisinin derhâl toplanmasına ve hükümet işleri­nin milletin kontrolüne (mura­kabesine) konulmasının teminine çalışılacaktır.

Yukarıdaki metinleri inceleyiniz ve kararların Osmanlı yönetim şekliyle farklı olan özelliğini tespit ediniz.

1. Dünya Savaşı sonrasında imzalanan 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Ateşkes Anlaşması ile Osmanlı Devleti yenilgiyi kabul etti. Bir ay sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti kendisini feshederken 21 Aralık 1918’de Padişah Vahdettin tarafından yeni seçimler yapılmak üzere parlamento feshedildi. Bu gelişmelere paralel olarak Anadolu’daki işgalleri önlemek için millî nitelikli bölgesel cemiyetler kurulmaya başlandı. Sonuca ulaşabilmek için halkın desteğine ihtiyaç duyan bu cemiyetler, faaliyetleri sırasında millet iradesini ön planda tutup karar alma ve alınan kararları uygulama aşamasında demokratik ilkeleri benimsedi.

Mustafa Kemal Paşa 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışını değerlendirirken “Yalnız Türk milletinin asaletinden doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevi kuvvet vardı. İşte ben bu millî kuvvete, Türk milletine güvenerek işe başladım.” diyerek millete ve onun egemenliğine dayanacağının mesajını vermekteydi.

Amasya Genelgesi, Erzurum ve Sivas Kongreleri’nde alınan kararlarla, halk ortak bir mücadele etrafında birleştirilmeye çalışılırken aynı zamanda millî egemenliğe ulaşma da hedefleniyordu. Kurtuluş mücadelesine ait bu belgeler bağımsızlık arayışında ve millî egemenlik yolunda atılmış önemli adımlardı.

Millî Mücadele’de önemli yere sahip olan kongreler, halkın sivil kişilerce temsilini ilke edinerek bu mücadelenin millet iradesine dayandırılması nokta­sında etkili oldu. Demokratik temsil, seçim, demokratik meşruiyet, kurallara ve hukuki usullere saygı bu kongrelerde dikkate alınan temel esaslardı. Katılı­mın oldukça yüksek olduğu bu kongrelerde demokrasi başarıyla uygulandı. Bu durum Kurtuluş Savaşı’nın millî bir karakter almasında ve savaşın BMM tarafından yürütülmesinde etkili oldu.

12 Ocak 1920’de açılan son Osmanlı Mebusan Meclisi, 16 Mart’ta İtilaf Devletlerinin İstanbul’u resmen işgal etmesiyle çalışamaz hâle geldi. Bunun üzerine millî bir meclisin oluşturulması için hemen harekete geçildi. Seçimler yapılarak I. Büyük Millet Meclisi (BMM) 23 Nisan 1920’de Ankara’da açıldı. Mustafa Kemal Paşa’nın şu sözleri: “Efendiler, millet bizi buraya gönderdi. Fakat ömrümüzün sonuna kadar biz burada ve bu milletin idaresini ve hâkimiyetini miras kalmış mal gibi temsil etmek için toplanmış değiliz. Ve sizi toplamak ve dağıtmak kudretine hiç kimse sahip değildir. Millet bilmelidir ki bir günde vekillerini toplar ve gönderir. Burayı, hiç kimsenin kayıt ve şarta bağlamaya hak ve salahiyeti yoktur ve olmamalıdır.” hedeflenen rejimi açıkça ortaya koymaktaydı.

XIX. yüzyılda Osmanlı Devleti’nde yönetim alanında köklü yenilikler yapıldı. Padişahın yetkilerinin kısıtlı bir şekilde sınırlandırılmasıyla başlayan bu gelişmeler aşamalı olarak günümüzdeki demokratik yönetimin oluşmasını sağladı. Aşağıda verilen tarih şeridine yönetimle ilgili görülen önemli değişiklikleri yerleştiriniz.

Anadolu’daki bağımsızlık mücadelesinin kazanılması üzerine askerî alanda kazanılan başarılar siyasi alanda da pekiştirilmek istendi. BMM’ye bir anayasa taslağı ile meclisin mahiyeti ve görevlerini açıklayan bir program sunuldu. Bu, cumhuriyet rejiminin temelini oluşturmak için atılan ilk adımdı. 20 Ocak 1921’de Teşkilat-ı Esasiye Kanunu olarak adlandırılan 1921 Anayasası ülkenin içinde bulunduğu olağanüstü şartların gerektirdiği acil ihtiyaçları karşılamak üzere hazırlanmış yirmi dört maddelik kısa bir metinden ibaretti. Amasya Genelgesi ile Erzurum ve Sivas Kongreleri’nde olgunlaşıp kuvvetlenen “millî irade” ve “millî egemenlik” ilkelerini esas alan bu anayasa, olağan durumlarda bir devletin yönetimi için yeterli değildi. Buna rağmen 1921 Anayasası “millet egemenliği”ni yansıtan ilk siyasi belge olması bakımından önemliydi. 1876 Kanun-ı Esasi ve 1909’da Kanun-ı Esasi’de yapılan düzenlemeler ile padişahın yetkilerinin bir kısmı halkın temsilcisi olan parlamentoya devredilmişti. Ancak padişahın devleti yöneten en üstün güç olma statüsü korunmuştu. 1921 Anayasası, hâkimiyetin kayıtsız şartsız millete ait olduğunu ve milletin tek temsilcisinin BMM olduğunu hükme bağlayarak padişahın bu statüsünü bozmuştur. 1921 Anayasası ile “meclis hükümeti” sistemi ve güçler birliği ilkesi benimsenmiş ve yetersiz olduğu konularda 1909’da düzenlenen Kanun-ı Esasi’nin ilgili hükümlerinin yürürlükte olduğu kabul edilmiştir.

Savaş şartlarında Ankara’da geçici olarak kurulan hükümetin çalışma usullerini düzenleyen kurucu meclisin yapmış olduğu 1921 Anayasası olağan şartlarda bir devletin yönetilmesine yeterli değildi. Anayasada temel hak ve özgürlüklere hiç yer verilmemişti. Millî Mücadele kazanılıp barış dönemine girildiğinde “meclis hükümeti sistemi” uygulamasında sıkıntılar yaşandı. Anayasada bir değişiklik yapılmadığı için devletin şeklinin de ne olduğu belli değildi. Bir hükümet buhranının yaşanması 1921 Anayasası’nda değişiklik yapılarak cumhuriyetin ilanını hızlandırdı. 29 Ekim 1923’te cumhuriyet ilan edildi ve çıkarılan bir kanunla “Türkiye Devleti’nin şekli cumhuriyettir.” ibaresi 1921 Anayasası’na eklendi. 20 Nisan 1924’te Cumhuriyet Dönemi’nin ilk ana­yasası “Teşkilat-ı Esasiye Kanunu” kabul edildi.

1921 Anayasası’nda benimsenen “güçler birliği”, 1924 Anayasası ile az da olsa “güçler ayrılığı” ilkesine doğru değişiklik göstermeye başladı. 1921 Anayasası’nda bakanlar kurulunun, BMM tarafından tek tek seçildiği meclis hükümeti modeli benimsenmişti.

Bu sebeple meclisin yürütmeyle (hükümetle) ilişkileri arasında sıkı bir bağ vardı. Cumhuriyetin ilanı ile Kabine sistemine geçilmesi ve 1924 Anayasası’ndaki düzenlemelerle TBMM ile hükümet arasındaki iş bölümünün daha açık belirtilmesi meclis ile hükümet ilişkileri daha serbest hâle geldi. Yürütme yetkisi hükümete verilirken hükümeti oluşturmada cumhurbaşkanı­na daha geniş yetkiler tanındı. Yönetim işlemle­rinin devlet şurasınca (Danıştay) denetlenmesi kararlaştırıldı. Yasama yetkisi TBMM’ye tanınır­ken yargı yetkisi de Türk milleti adına bağımsız mahkemelere verildi.

11 Nisan 1928’de çıkarılan bir kanunla “Devle­tin dini İslamdır.” ile “Şeri hükümler uygulanır.” hükümleri anayasadan çıkarılarak laik devlet düzenine geçildi. 1937’de yapılan bir eklemeyle Atatürk İlkeleri anayasaya girerek Türkiye Devle- ti’nin “cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devletçi, laik ve inkılapçı” olduğu belirtildi.

Cumhuriyetin ilanından sonra demokratik reji­min tam anlamıyla yerleşmesi yolunda çalışmalar yapıldı. 1924’te Terakkiperver Cumhuriyet Fırka­sı ve 1930’da Serbest Cumhuriyet Fırkası kurula­rak çok partili hayata geçiş yapılmak istenmişse de bu geçiş ancak 1945’ten sonra tam anlamıyla sağlandı.

Yeni kurulan Türk Devleti kadınlara siyasi haklar getirdi. 1930’da Belediye Kanunu ile belediye seçimlerinde, 1934’te ise anayasada yapılan değişiklik ile genel seçimlerde Türk kadınına milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanınmış oldu. 1935 seçimlerinde kadınlar ilk kez oy kullandı ve 18 kadın milletvekili parlamentoya girdi.

PERFORMANS GÖREVİ

TARİH 11

Ünite Adı: Türklerde Devlet Teşkilatı

Kazanım: İslamiyet’in kabulü ile Türk devletlerinde yönetim anlayışındaki değişimi analiz eder. Sınıf Düzeyi Beklenen Performans

Yusuf Has Hacip tarafından yazılan Kutadgu Bilig adlı eser Türk-İslam devletleri dönemine ait yönetim ile ilgili önemli bilgilerin edinildiği ana kaynaklardan birisidir. 24. sayfada hükümdarın görevleriyle ilgili örnek bir çalışma yapılmıştır. Siz de bu çalışmadan esinlenerek aynı kitaptan vezirlerin görevlerini ve özelliklerini belirten kısımları tespit ediniz. Bu bilgileri kullanarak drama tekniğinde metin hazırlayınız. Sınıfta sununuz.

Sevgili Öğrenciler,

Sizden istenen Kutadgu Bilig adlı eserin ilgili bölümünü inceleyip sadeleştirerek bir metin hazırlama­nız.

Çalışmanızı yaparken aşağıdakilere dikkat etmelisiniz.

  • Çalışmanız için Kutadgu Bilig’den yararlanmalısınız.
  • Çalışmanızı grup olarak drama tekniğine göre yapmalısınız.
  • Çalışmanızı sunarken o döneme ve kişilere ait kostümler kullanabilirsiniz.
  • Buçalışmayı aldıktan iki hafta sonra teslim etmelisiniz.

Çalışma;

İçerik (Türk-İslam devletlerindeki vezirin özellikleri, görevleri ve yetkilerinin tespit edilmesi), Araştırma süreci (Bilgiye ulaşma, inceleme ve metin hâline getirme),

Sunu becerisi (Zamanında, drama tekniğinde sunumu gerçekleştirme),

Materyal kullanımı (Çalışmada döneme ait giysi ve aksesuarlardan yararlanma),

Zaman kullanımı (Sunuyu verilen sürede tamamlama) açısından değerlendirilecektir.

Proje Görevi

DEMOKRASİYE DOĞRU

1876 Anayasası ile Osmanlı Devleti anayasal bir yapıya kavuşarak meşruti monarşi hâlini almıştır. 1877 yılında yapılan seçimlerle birlikte ilk Osmanlı parlamentosu açıldı.1878’de II. Abdülhamit Osmanlı-Rus savaşını gerekçe göstererek meclisi feshetti. Bu tarihten II. Meşrutiyet’in ilanına kadar (1908) parlamenter sistem uygulanamadı. Kanun-ı Esasi ile başlayan bu gelişmeler bugünkü yönetimimizin oluşmasında da etkili oldu.

Sevgili Öğrenciler,

1. ve 2. Meşrutiyet Dönemindeki seçimlerin nasıl yapıldığını, seçme ve seçilme şartlarının neler olduğunu araştırınız. Edindiğiniz bilgileri kullanarak bugün ülkemizde yapılan seçimlerle karşılaştırıp benzer ve farklı yönlerini tespit ediniz. Çalışmanızı bir sunu şeklinde hazırlayınız.

Bu çalışmayı başarıyla tamamlayabilmeniz için aşağıdaki adımları izlemelisiniz.

  1. Çalışma sürenizi iyi kullanmak için çalışma takvimi ve planı hazırlayınız.
  2. Halk ve üniversite kütüphanesi, İnternet vb. yerlerde konu ile ilgili araştırma yapınız.
  3. Elde ettiğiniz verilerin tümünü bir araya getirip inceleyiniz ve sınıflandırınız. (Hangi bilgileri nerede, nasıl kulla­nacağınıza karar veriniz.)
  4. Proje bittikten sonra sınıf içinde sözlü ya da projeksiyonla sunum yapınız.
  5. Çalışma süreniz bir aydır.

Aşağıdaki soruları cevaplandırınız.

  1. Türklerin devlet teşkilatında başarılı olmalarının sebepleri nelerdir?
  2. İlk Türklerde devlet-halk ilişkisi nasıldır?
  3. Türk cihan hâkimiyeti düşüncesi nedir? Bu düşünce Türklerin İslamiyet’e girişi ile nasıl bir değişikliğe uğramıştır?
  4. Gulam sistemi ile devşirme sistemi arasında benzer ve farklı yönler nelerdir?
  5. Osmanlı taşra teşkilatında farklılıkların görülmesinin sebepleri nelerdir?
  6. Sultan II. Mahmut Döneminde merkezî otoriteyi güçlendirebilmek için hangi ıslahatlar yapılmıştır?
  7. Tanzimat Döneminde halkın yönetime katılması nasıl sağlanmıştır?
  8. Mebusan Meclisi ile Âyan Meclisi arasında ne gibi farklar vardır?
  9. Cumhuriyetin ilanıyla devlet yönetiminde hangi değişiklikler olmuştur?

Bir Cevap Yaz.