Atatürk’ün Kişisel Özellikleri Nelerdir?

ATATÜRK’ÜN KİŞİSEL ÖZELLİKLERİ

Atatürk, vatanını ve mensubu olmaktan gurur duyduğu Türk milletini her şeyden çok sevmiştir. O, hayatı boyunca vatanını ve milletini her şeyin üzerinde tutmuş ve gösterdiği fedakârlıklarıyla bu değerler uğrunda canını bile vermekten çekinmeyeceğini göstermiştir. “Yurt toprağı! Sana her şey feda olsun. Kutlu olan sensin. Hepimiz senin için fedaiyiz. Fakat sen, Türk milletini ebedî hayatta yaşatmak için verimli kalacaksın.” diyen Atatürk askerlik hayatı boyunca vatanı uğruna pek çok defa ölüm tehlikesi atlatmıştır.

Atatürk, vatanı gibi milletine karşı da yüreğinde derin bir sevgi beslemiştir. O, Türklüğü ile her zaman gurur duymuş ve kendisini Türk milletine adamıştır. Atatürk, milletine olan sevgisini, “Ben gerektiği zaman en büyük hediyem olmak üzere Türk milletine canımı vereceğim.”(2) sözüyle dile getirmiştir.

Atatürk kendisini, Türk milletini aklın ve bilimin rehberliğinde çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkarma hedefine adamıştır. Bunun için de Türkleri bağımsız ve özgür bir millet olarak yaşatmaya çalışmış ve düşünce sisteminin temellerini bu ilkelere dayandırmıştır. “Ben yaşayabilmek için bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım.” diyen Atatürk, tarih boyunca bağımsız yaşamış Türk milletinin tutsak düşmektense ölmeyi tercih edeceğini görmüştür. Bu konudaki düşüncelerini ise “Türkiye halkı yüzyıllardan beri özgür ve bağımsız yaşayan ve bağımsızlığı yaşamının gereği olarak değerlendirmiş bir kavmin kahraman çocuklarıdır. Bu ulus bağımlı yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır.”(4) sözleriyle dile getirmiştir. Bu duygu ve düşüncelerle Türk milletinin en zor günlerinde harekete geçen Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak Millî Mücadele’nin önderliğini üstlendi. Kongreler toplayarak millî bilinci uyandıran, birlik ve beraberliği sağlayan, Büyük Millet Meclisi’ni kuran Mustafa Kemal Kurtuluş Savaşı’nda da Türk ordusunun başkumandanı oldu. O, ordularımızın başında Sakarya ve Başkomutanlık meydan muharebelerini kazanarak Kurtuluş Savaşı’nın zaferle sonuçlanmasında en büyük rolü oynadı. Millî Mücadele’nin her aşamasında Türk milletine önderlik eden Mustafa Kemal, zaferden sonra da Türk milletinin her alanda çağdaşlaşmasını hedef alan inkılapları gerçekleştirdi.

Akıl ve bilimin her türlü sorunun üstesinden gelebileceğine inanan Atatürk, bu konudaki inancını “Dünyada her şey için, maddiyat için, maneviyat için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki yol gösterici ilimdir, fendir. İlim ve fennin dışında kılavuz aramak gaflettir, bilgisizliktir, doğru yoldan sapmaktır.” sözüyle dile getirmişti. “Akıl ve mantığın çözümleyemeyeceği mesele yoktur.”  sözüyle de düşünce sistemini dayandırdığı esası vurgulamıştı. “Yolunda yürüyen bir yolcunun yalnız ufku görmesi yeterli değildir. Mutlaka ufkun ötesini de görmesi ve bilmesi gerekir.” diyen Atatürk ileri görüşlü bir insandır. O, bu özelliğini, zengin tarih bilgisine ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmesine borçludur. 1932 yılında Amerikalı general Mac Arthur’a söylediği şu sözler Atatürk’ün ne kadar ileri görüşlü bir devlet adamı olduğunun en önemli göstergelerinden biridir:

“Versay Antlaşması, Birinci Dünya Savaşı’na neden olan sebeplerden hiçbirini yok edemediği gibi aksine dünün başlıca düşmanları arasındaki uçurumu büsbütün derinleştirmiştir. Çünkü yenen devletler, yenilenlere barış şartlarını zorla kabul ettirirken bu ülkelerin etnik, jeopolitik ve ekonomik özelliklerini asla göz önüne almamışlar ve sadece düşmanlık duygularından beslenmişlerdir. Böylelikle bugün, içinde yaşadığımız barış dönemi sadece ateşkesten ibaret kalmıştır. Bence, dün olduğu gibi yarın da Avrupa’nın geleceği Almanya’nın alacağı duruma bağlıdır. Olağanüstü bir dinamizme sahip olan bu 70 milyonluk çalışkan ve disiplinli millet, üstelik millî tutkularını kamçılayabilecek siyasi bir cereyana kendisini kaptırdı mı, er geç Versay Antlaşması’nın bozulmasına girişecektir.” Atatürk aynı konuşmasında İtalya için de şunları söylemiştir:

“Korkarım ki İtalya’nın bugünkü önderi (Mussolini), Sezar rolünü oynamak hevesinden kendini kurtaramayacak ve İtalya’nın askerî bir kuvvet yaratmaktan henüz çok uzak olduğunu derhâl gösterecektir.” Atatürk’ün Mac Arthur ile yaptığı konuşmada öngördüğü gelişmeler çok geçmeden birer birer gerçekleşmiş ve dünya 1939 yılında birincisine göre çok daha büyük bir savaş ile karşı karşıya kalmıştır.

• Yukarıda anlatılanlardan hareketle Atatürk’ün hangi kişilik özelliklerine sahip olduğu söylenebilir?
• Yukarıdakiler dışında Atatürk’ün başka hangi kişilik özelliklerine sahip olduğunu düşünüyorsunuz?

Aşağıdaki soruların cevaplarını defterinize yazınız.
1. Düyun-ı Umumiye kimler tarafından, hangi amaçla kurulmuştur?
2. İngiltere’nin Ermeni politikasının amaçları nelerdir?
3. Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’nda Kafkas Cephesi’ni açarak ulaşmak istediği amaçlar nelerdir?
4. II. Mahmut “Denize düşen yılana sarılır.” sözünü hangi olay üzerine ve ne amaçla söylemiştir?
5. Osmanlıcılık akımının ortaya çıkış sebepleri ve bu fikir akımının amacı hakkında neler söyleyebilirsiniz?
6. Şark Meselesi nedir? Açıklayınız.
7. Osmanlı Devleti’nin Kanun-ı Esasi’yi İstanbul (Tersane) Konferansı’nın toplandığı gün ilan etmesi bir rastlantı sonucu mudur? Neden?
8. Osmanlı Devleti, Kırım Savaşı’ndan galip devletler tarafında çıkmasına rağmen Paris Antlaşması’nın hangi maddeleriyle yenilmiş bir devlet gibi kabul edilmiştir?
9. Osmanlı topraklarında 19. yüzyılda çıkan isyanlar ile Mehmet Ali Paşa Ayaklanması’nı karşılaştırdığınızda neler söyleyebilirsiniz?
10. Osmanlı Hükûmetinin 1915’te çıkardığı Tehcir Kanunu ile ulaşmak istediği amaçlar nelerdir?

Bir Cevap Yaz.