19. Yüzyılda Osmanlı Nüfus Yapısındaki Değişmeler Nelerdir?

• Tarih boyunca görülen göçlerin nedenleri ve sonuçları hakkında neler söyleyebilirsiniz?

• Basın-yayın organlarının bir ülke için önemi hakkında neler söyleyebilirsiniz?

1. 19. YÜZYILDA OSMANLI TOPLUM YAPISINDAKİ DEĞİŞİM

a. Osmanlı Nüfus Yapısındaki Değişmeler

19. yüzyıl Osmanlı toplumunda en göze çarpan olayların başında nüfus hareketleri gelir. Bu yüzyılda özellikle büyük kentlerde hızlı nüfus artışı oldu. 1840’ta 400 bin olan İstanbul’un nüfusu 1890’da 900 bine çıktı. Aynı süre içinde İzmir’in nüfusu 110 binden 200 bine, Beyrut’un nüfusu 40 binden 80 bine yükseldi. Selânik, Adana ve Samsun gibi önemli merkezlerde de buna benzer nüfus artışları yaşandı. Kentlerin nüfusunun artmasında sağlık ve yaşam koşullarındaki iyileşmenin yanında başka etkenler de rol oynadı. Bunların başında kırsal kesimden kentlere doğru yapılan göç geliyordu. Köylerde yaşayan çiftçiler kötü hasat, kıtlık, eşkıya baskınları ve çeşitli doğal afetler gibi nedenlerle yaşadıkları topraklardan ayrılıp kentlere akın ediyorlardı. Çünkü onlar için kentler iş imkânları, limanları, sanayi ve ticaret faaliyetleriyle güçlü birer çekim merkezi durumundaydı.

Köyden kente göçün dışında bu dönemin bir diğer nüfus olayı, Osmanlı topraklarına dışarıdan yönelen muhacir akını oldu. 18. yüzyıl sonlarına doğru Kırım’ın elden çıkmasıyla başlayan bu akın 19. yüzyılın ortalarına doğru hızını arttırdı. Böylece Kırım, Kafkasya ve Hazar Denizi civarında yaşayan Müslüman topluluklar Rusya’nın baskılarından kaçarak Osmanlı topraklarına sığındılar. Aynı dönemde Macaristan, Bohemya ve Polonya gibi Doğu Avrupa ülkelerinden siyasi nedenlerle ayrılan göçmen toplulukları da Osmanlı Devleti’ne iltica ettiler. Osmanlı Devleti genel olarak dışarıdan kaynaklanan bu göç hareketlerini destekleyici bir politika izledi. Hatta 1857 yılında çıkardığı bir kanun ile göçü teşvik etti. Bu kanun kapsamında devlet, göçmen ailelerine toprak vererek onları belli bir süre vergi ve askerlik yükümlülüklerden muaf tuttu. Salgın hastalıkları önlemek amacıyla muhacirlerin sağlık durumlarıyla yakından ilgilendi.

Osmanlı Devleti’nin göç politikasının şekillenmesinde, ülkedeki insan gücü açığının göçmenlerle giderilmek istenmesi etkili oldu. Ayrıca II. Abdülhamit’in benimsediği İslamcılık düşüncesi de Müslüman kitlelerin Osmanlı topraklarına göçünü teşvik ederken gelenlerin kabulünü ve iskânını kolaylaştırıcı bir rol oynadı. Çünkü padişah, bir halife olarak Müslümanları koruyup onlara sahip çıkması gerektiği inancıyla hareket ediyordu. Diğer yandan göçmenlerin sağlayacağı iş gücü Anadolu’daki boş arazilerin ekonomiye kazandırılması bakımından önem taşıyordu. Bu, aynı zamanda Anadolu nüfusunun Türkleştirilmesi yönünden de olumlu bir gelişme olarak görülmekteydi.

II. Abdülhamit’in dışarıdan Osmanlı topraklarına doğru gerçekleşen göçler konusundaki düşünceleriyle ilgili hangi değerlendirmelerde bulunabilirsiniz?

II. Abdülhamit, hem siyasi ve ekonomik nedenlerle hem de millî duygularından dolayı yakınlık duyduğu göçmenlerin nakilleri, iaşe ve barınma ihtiyaçları ve iskânları gibi konularla yakından ilgilendi. Bu amaçla “İdareyiumumiyeyimuhacirin Komisyonu” dışında, başkanlığını bizzat kendisinin yaptığı “Umum Muhacirin Komisyonu”nu kurdu. Gelen göçmenler genellikle Rumeli, Anadolu ve Suriye’nin az nüfuslu yerlerine yerleştirildi. Buralarda bataklıkları kurutma ve kullanılmayan toprakları tarıma elverişli hâle getirme çalışmalarına başlandı. Devlet, kazanılan yeni tarım alanlarında üretimi başlatmak amacıyla parasız tohum ve fidan yardımında bulundu. Böylece Osmanlı ülkesine yerleşen muhacirlerin ekonomik hayata katılımı sağlandı.

Göçler ve II. Abdülhamit

Müslüman göçmenleri Türk’ten ayrı düşünmeyen Sultan II. Abdülhamit, Anadolu’yu Türkleştirme konusundaki görüşlerini “Devletimiz hudutları dâhiline ancak kendi milletimizden olanları ve bizimle aynı dinî inançları paylaşanları kabul edebiliriz. Türk unsurunu kuvvetlendirmeye dikkat etmeliyiz. Muhaceret yalnız millî kudreti artırmakla kalmayacak, aynı zamanda imparatorluğumuzun iktisadi kudretini de fazlalaştıracaktır. Rumeli’de ve bilhassa Anadolu’da Türk unsurunu kuvvetlendirmek şarttır.” sözleriyle ifade etmiştir.

Bir Cevap Yaz.