19. Yüzyıl Başlarında Asya ve Avrupa’nın Genel durumu

A. 19. YÜZYIL BAŞLARINDA ASYA VE AVRUPA

Sened-i İttifakın Osmanlı tarihindeki önemi hakkında bir araştırma yapınız.

1. 19. YÜZYIL BAŞLARINDA ASYA VE AVRUPA’NIN GENEL DURUMU

Yukarıdaki haritayı incelediğinizde 19. yüzyıl başlarında Avrupa’nın siyasi durumu hakkında neler söyleyebilirsiniz?

a. Osmanlı Devleti

19. yüzyılda Osmanlı Devleti, Fransız İhtilali ve Sanayi İnkılabı’nın olumsuz etkileri altında çok önemli siyasi ve ekonomik sorunlarla karşı karşıya kaldı. Bu dönemde devlet, topraklarını tek başına koruyabilecek durumda değildi. Böyle olduğu için de denge politikası izleyerek Avrupa devletlerinin kendi aralarındaki rekabetten yararlanma yolunu seçti. Karşılaştığı sorunlardan kurtulabilmek ve topraklarına yönelik saldırılara karşı koyabilmek amacıyla kimi zaman Rusya, kimi zaman da İngiltere ve Fransa ile ittifaklar kurarak varlığını sürdürmeye çalıştı. Osmanlı Devleti bu yüzyılda Avrupalı devletlerin desteğini kazanabilmek için onlara yeni ticari imtiyazlar vermek zorunda kaldı. Ayrıca yine bu devletlerin istekleri doğrultusunda Tanzimat ve Islahat Fermanları’nı ilan etti. Ancak atılan bu adımlar bir yandan yerli sanayiyi çökertirken diğer yandan bağımsızlık isteyen azınlıkları cesaretlendirerek devletin parçalanma sürecini hızlandırdı.

19. yüzyıl başlarında Avrupa

b. İngiltere

Avrupa’nın siyasi ve ekonomik bakımdan en büyük gücü durumundaki İngiltere, Napolyon’un Mısır’ı işgali sırasında Osmanlı Devleti’ni destekledi. Aynı şekilde Fransa’nın yardımıyla Mısır’da ayaklanan Mehmet Ali Paşa’ya karşı Osmanlı Devleti’nin yanında yer aldı. İngiltere Kırım Savaşı’nda da Rusya ile çarpışan Osmanlı Devleti’ni yalnız bırakmadı. Böylece Fransa ve Rusya gibi güçlü rakiplerinin Boğazlara ve Akdeniz’e hâkim olmasını önledi. İngiltere, Osmanlı toprak bütünlüğünü koruma siyasetini 19. yüzyılın sonlarına kadar devam ettirdi. Ancak bu arada Osmanlı Devleti’nin sınırları içinde yaşayan gayrimüslimlerin çıkardığı milliyetçi ayaklanmaları desteklemekten de geri durmadı.

c. Fransa

Fransa, Yedi Yıl Savaşları’yla Atlas Okyanusu’ndaki üstünlüğünü İngiltere’ye kaptırdıktan sonra Akdeniz’e yöneldi. Bu politika değişikliği o güne kadar dostluk ve iş birliği havası içinde gelişen Osmanlı-Fransız ilişkilerinin bozulmasına neden oldu. Bununla birlikte Fransa, Mısır’ı işgal girişiminin başarısızlıkla sonuçlanmasına rağmen Akdeniz’e hâkim olma siyasetinden vazgeçmedi. Bu amaçla 19. yüzyıl boyunca Cezayir, Fas ve Tunus gibi Kuzey Afrika’daki Osmanlı topraklarını ele geçirdi. Diğer yandan Osmanlı Devleti içinde başlayan milliyetçilik hareketlerine de destek verdi.

ç. Rusya

Rusya, Çar Petro Dönemi’nden itibaren Karadeniz’i bir Rus gölü hâline getirmek ve Boğazlara sahip olmak istiyordu. Böylece sıcak denizlere ulaşarak dünya ekonomisinde söz sahibi olmaya çalışıyordu. Rusya dış politikasının esaslarını oluşturan bu amaçlarını gerçekleştirmek için Osmanlı Devleti’ne karşı 18. yüzyılda başlattığı savaşları 19. yüzyılda da sürdürdü. Diğer yandan Osmanlı yönetiminde yaşayan Ortodoks Slavların koruyuculuğunu üstlenerek Panslavizm idealini gerçekleştirmeye
çalıştı. Rusya bu amaçla başta Sırplar ve Yunanlılar olmak üzere Balkan milletlerini isyana teşvik ederek onların bağımsızlıklarını kazanmalarına yardımcı oldu. Mısır Sorunu’nda olduğu gibi bazen de Avrupa devletlerine karşı Osmanlı Devleti’nin yanında yer aldı. 19. yüzyılda Rusya, Osmanlı topraklarının yanı sıra Orta Asya ile de ilgilendi. Ruslar, Hindistan’a hâkim olan İngilizlerin kuzeye yönelerek Orta Asya’ya doğru ilerlemesinden endişe ediyorlardı. Bu nedenle onlardan önce
harekete geçerek Hazar Denizi’nin doğusundaki Türkistan topraklarını ele geçirmeye başladılar. Böylece bir yandan İngiltere’nin gücünü dengelerken diğer yandan başta pamuk olmak üzere ihtiyaç duydukları ham madde kaynaklarına sahip oldular.

d. Avusturya

Avusturya 19. yüzyıla, Fransız İhtilali’nin ortaya çıkardığı milliyetçilik akımının ülkesindeki azınlıkları etkileyeceği endişesiyle girdi. Bu nedenle 1815 yılında Viyana Kongresi’ni toplayarak Balkanlardaki bağımsızlıkçı hareketlerin karşısında yer aldı. Avusturya, Yunan İsyanı sırasında da Osmanlı Devleti’ni destekledi. Bir yandan da Alman eyaletlerine sahip olma konusunda Prusya ile mücadele etti. Ancak 1866’da bu devlete yenilince yeniden doğuya yöneldi. Avusturya 1867’de Macaristan ile birleşerek Avusturya-Macaristan adını aldı. 1878 Berlin Antlaşması’yla da geçici olarak Bosna-Hersek’in yönetimini üstlendi. Birinci Dünya Savaşı’nda Rusya’nın Balkanlardaki etkisini kırmak isteyen Avusturya, bu devlete karşı Osmanlı Devleti’yle birlikte İttifak Devletleri grubunda yer aldı.

Yaka Türkmenleri

Rusların Türkistan’daki işgalleri sırasında karşılaştıkları en büyük direniş Yaka Türkmenlerinden gelmiştir. Genellikle bağımsız boylar hâlinde yaşayan Yaka Türkmenleri Teke, Yamud, İmralı adını taşıyan Türkmen boylarının bir araya gelmesiyle güçlendiler. 1860 yılında Kuşid Han liderliğinde İranlıların saldırılarını savuşturarak bağımsızlıklarını korudular. 1879’da da Göktepe’de Rusları ağır bir yenilgiye uğrattılar. Ancak daha sonra aynı yerde yapılan savaşları kaybederek 1884 yılında Rus hâkimiyetini tanımak zorunda kaldılar.

Ruslar, Türkmenlerin bağımsızlıklarına düşkünlüklerini kendileri için daima bir tehdit olarak görmüşler ve onlara ağır baskılar uygulamışlardır. Bu baskılar Sovyetler Birliği Dönemi’nde de devam etmiştir. Söz konusu devlet döneminde Hazar Denizi’nin doğusunda kalan topraklarda Türkmenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kurulmuştur. Bu devlet 1991 yılında Sovyetlerin dağılması üzerine bağımsızlığını ilan ederek Türkmenistan Cumhuriyeti adını almıştır.

Doğu Akdeniz’de Rekabet

Doğu Akdeniz’de İngiliz-Fransız rekabetinin ana eksenini Akdeniz’de değişen güç dengeleri etkilemiştir. Zaman içinde Venedik-Ceneviz gücünün Osmanlı Devleti karşısında zayıflamasından sonra güç dengeleri 15. yüzyıldan itibaren Osmanlı Devleti lehine değişmiştir. Fakat Osmanlı Devleti’nin 19. yüzyıl başlarından itibaren bölgedeki gücünü kaybetmesi Avrupa’nın iki güçlü aktörüne Doğu Akdeniz’de yer açılmasına neden olmuştur. Daha sonra başka devletler de bölgede yer almak için çaba harcamaya başlamıştır. Osmanlı Devleti’nin son dönemlerine doğru ortaya çıkan boşluktan Yunanlılar yararlansalar da elde ettikleri fırsatı geliştirememişler ve bir anlamda aracı rolünde kalmışlardır. Karadeniz’de gücünü arttıran ve varlığı Avrupa ve en başta Osmanlı Devleti için endişe kaynağı olan Rusya ise hem Osmanlı hem de İngiltere ve Fransa’nın engellemeleri neticesinde Doğu Akdeniz’de kendine yer bulamamıştır. Akdeniz’de birçok zorlukla elde ettiği kazanımları da sınırlı kalmıştır. İtalya ise birliğini kurduktan sonra, güçlü aktörlerin çok önceden yerleşmiş olmasından dolayı nüfuz alanını Doğu Akdeniz’e doğru genişletememiştir.

Yukarıdaki metne göre 19. yüzyılda büyük devletler arasındaki rekabetin ana nedenleri nelerdir?

Bir Cevap Yaz.