1877-1878 Osmalı-Rus Savaşı (93 Harbi)

a. 1877-1878 Osmalı-Rus Savaşı (93 Harbi)

Osmanlı Devleti’nin Balkan sorunlarının görüşüldüğü İstanbul Konferansı’nda alınan kararları reddetmesi karşısında Avrupa devletleri Londra’da yeniden bir araya geldiler. Bu toplantıda daha önceki isteklerini biraz yumuşatarak Londra Protokolü’nü hazırladılar. Ancak Osmanlı Devleti kendisinin katılmadığı bir toplantıda alınan bu kararları kabul etmeyeceğini bildirdi. Balkan sorunlarının diplomasi yoluyla çözülememesi üzerine Rusya 18 Nisan 1877’de Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etti. Rusya’nın görünürdeki amacı, İstanbul Konferansı kararlarını Osmanlı Devleti’ne kabul ettirebilmekti. Ancak o gerçekte Balkanlardaki Türk hâkimiyetine son vermek ve Boğazlara sahip olmak istiyordu. Bu arada Rus çarı, Batılı devletleri savaşın gerekliliğine inandırırken Balkanların paylaşımı konusunda da Avusturya ile anlaştı. Osmanlı-Alman yakınlaşmasından rahatsız olan İngiltere ise bu savaşta Osmanlı Devleti’nin yanında yer almadı. Rusya’nın Süveyş Kanalı’ndan ve Boğazlardan uzak durması koşuluyla tarafsız kalacağını bildirdi. Böylece uzun süredir devam ettirdiği Osmanlı toprak bütünlüğünü koruma siyasetinden vazgeçtiğini göstermiş oldu.

Rumi takvime göre 1293 yılında çıktığı için 93 Harbi de denilen bu savaşın başlamasıyla birlikte Ruslar iki cephede birden saldırıya geçtiler. Rus kuvvetleri Balkanlarda Bulgaristan topraklarını işgal ederek Edirne’ye doğru ilerlediler. Ancak Şıpka Geçidi’nde Süleyman Paşa’nın, Plevne önlerinde de Gazi Osman Paşa’nın (Fotoğraf 5.9) başarılı savunmalarıyla karşılaştılar. Doğu Cephesi’nde ise Ardahan ve Doğubeyazıt’ı ele geçirdikten sonra Kars’ta Ahmet Muhtar Paşa tarafından durduruldular. Ne var ki Doğu Cephesi’ndeki bu savunma fazla uzun sürmedi. Ruslar Kars’ı aldıktan sonra Erzurum’a kadar ilerlediler. Bu sırada Erzurum halkı, Nene Hatun adlı kahraman bir Türk kadınının etrafında toplanarak Rusları Aziziye tabyalarında durdurmayı başardı. Savaş sırasında Doğu Anadolu’da yaşayan bir kısım Ermeniler Ruslarla iş birliği yaparak isyan ettiler. Böylece Türk kuvvetlerini iki ateş arasına alarak zor durumda bıraktılar.

Osmanlı ve Rus temsilcileri Ayastefanos Antlaşması’nı imzalıyorlar.

Balkan Cephesi’nde Gazi Osman Paşa Plevne’yi beş ay boyunca savunduktan sonra teslim olmak zorunda kaldı. Plevne’nin düşmesinden sonra durumdan yararlanmak isteyen Sırplar ve Karadağlılar Rusya’nın yanında savaşa girdiler. Böylece Balkanlarda kolayca ilerleme imkânı bulan Ruslar, Filibe ve Edirne’yi alarak İstanbul’u tehdit etmeye başladılar. Bunun üzerine Padişah II. Abdülhamit ateşkes istedi. İki taraf arasında önce Edirne Ateşkesi, ardından da 3 Mart 1878’de Ayastefanos (Yeşilköy) Antlaşması imzalandı (Resim 5.7). Böylece 1877- 1878 Osmanlı-Rus Savaşı sona erdi.

18. yüzyılın sonlarına doğru Kırım’ın elden çıkmasıyla Müslümanların Anadolu’ya doğru başlattıkları siyasi nedenlerden kaynaklı göç hareketi 93 Harbi sırasında daha da yoğunlaştı. Bu savaşta Rusya, güney sınırlarına yakın bölgelerde yaşayan Müslümanları kendi yayılmacı siyasetinin önünde engel olarak görüyor ve bu nüfusu buralardan sürmek istiyordu. Bunun için de gerek Kırım bölgesinde gerekse Kafkaslarda baskılarını arttırarak yüzbinlerce Müslüman’ın Anadolu’ya göç etmesine neden oldu. Göç etmeyenleri de zorla yerlerinden çıkararak Anadolu’ya sürgün etti. Rus baskısı ve zorlamaları nedeniyle Balkanlarda da çok sayıda Müslüman hayatını kaybetti. Ayrıca bir milyonun üzerinde Türk’ten oluşan büyük bir göçmen kitlesi Anadolu’ya sığınmak zorunda kaldı.

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında yaşanan göç hareketlerinin Osmanlı Devleti açısından ortaya çıkarabileceği sonuçlar neler olabilir?

Bir Cevap Yaz.