18. Yüzyılda Devletler

2. 18. YÜZYILDA DEVLETLER

a. Fransa

18. yüzyıla Avrupa’nın güçlü devletleri arasında giren Fransa, bu yüzyılda İspanya, Lehistan ve Avusturya’da çıkan veraset savaşlarına katıldı. Ayrıca 1756-1763 yılları arasında süren Yedi Yıl Savaşlarında İngiltere ve Prusya’ya karşı savaştı. Bu savaşlar sırasında Fransa mali yönden büyük zararlara uğradı. Amerika kıtası ve Hindistan’daki sömürgelerini de İngiltere’ye kaptırdı. Bu kayıplara bir de katı mutlakiyet yönetimi eklenince Fransa’da krallık rejimine karşı büyük bir ihtilal çıktı. İhtilal sonrası yeni yönetimin kurulmasıyla birlikte Osmanlı-Fransız dostluğu bozuldu. Hatta Napolyon Bonapart Dönemi’nde Fransa ekonomik yönden durumunu düzeltmek amacıyla bir Osmanlı toprağı olan Mısır’ı işgal etti. Rusya ile imzaladığı Tilsit Antlaşması’yla da Osmanlı Devleti’ne karşı gizli bir ittifak kurdu.

b. İngiltere

İngiltere 18. yüzyılda hızla güçlendi ve topraklarını Fransa ve İspanya aleyhine genişleterek büyük bir sömürge imparatorluğu kurdu. Ayrıca demokrasisini daha da geliştirerek iç yapısını kuvvetlendirdi. Kıtalara yayılmış geniş toprakları, güçlü donanması ve siyasi nüfuzu ile İngiltere bu dönemde “ufuklarında güneş batmayan imparatorluk” haline geldi. İngiltere Avrupa’daki güç dengesinin Fransa lehine bozulmaması için bu devlete karşı Rusya, Prusya ve Hollanda ile ittifaklar yaptı. Diğer yandan sömürgelerine giden yol üzerinde stratejik önem taşıyan ve gelişen sanayisi için gerekli ham madde kaynaklarına sahip olan Osmanlı Devleti ile de diplomatik ilişkiler kurdu.

İngiltere, Uzak Doğu’daki sömürgelerine giden yolun güvenliğini tehlikeye düşüreceği için Rusya’nın Balkanlar ve Boğazlar üzerinden Akdeniz’e inmesini istemiyordu. Bu nedenle 1791 yılından itibaren Rusya’ya karşı Osmanlı toprak bütünlüğünü koruma politikası izleyen İngiltere, Mısır’ı işgal eden Fransa’ya karşı da Osmanlı Devleti’ni destekledi.

18. yüzyılda İngiltere’nin Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünü destekleyerek ulaşmak istediği amaçları neler olabilir?

c. Avusturya

Osmanlı Devleti’nin Batı’daki en büyük rakiplerinden biri olan Avusturya 18. yüzyıla Karlofça Antlaşması’nı
imzalamış bir devlet olarak girdi. Bu antlaşmayla Macaristan’ın büyük bölümünü ele geçiren Avusturya şimdi de Sırbistan ve Bosna-Hersek’e yerleşmek istiyordu.

Bir kara devleti olan Avusturya’nın asıl amacı ise denizlere ulaşmaktı. Bu nedenle Osmanlı Devleti’nin bir taraftan Adriyatik ve Ege denizlerine kıyısı olan Balkan topraklarını kendisine genişleme alanı olarak seçmişti. Avusturya, Balkanlar üzerindeki emellerini gerçekleştirmek için 18. yüzyılda Rusya ile ittifaklar kurarak Osmanlı Devleti’ne karşı savaştı. Ancak Fransız İhtilali’nden sonra ortaya çıkan milliyetçilik akımının kendi ülkesine sıçramasından korkarak bu politikasından vazgeçmek zorunda kaldı. Avusturya 1791 yılında Osmanlı Devleti ile Ziştovi Antlaşması’nı imzalayarak barış siyaseti izlemeye başladı. Bu devlet, ilerleyen dönemde de Rusya’nın Balkanlarda izlediği Panslavizm siyasetine karşı Osmanlı Devleti’nin yanında yer aldı.

ç. Rusya

17. yüzyılın sonlarına doğru Çar I. Petro’nun tahta geçmesiyle birlikte güçlenmeye başlayan Rusya bu yükselişini 18. yüzyılda da devam ettirdi. Petro’nun dış politikası; Baltık Denizi’nde egemen olma, Kırım’ı alarak Karadeniz’e ulaşma, Balkanlara doğru yayılma ve Boğazları ele geçirerek sıcak denizlere inme amaçlarına dayanıyordu. Rusya’nın sınırlarını Orta Asya ve Kafkasya’ya doğru genişletmek de onun hedefleri arasındaydı. Petro’nun izlediği bu dış politika hedefleri kendisinden sonra gelenler tarafından da benimsendi. Böylece Rusya 18. yüzyılın ilk yarısında topraklarını İsveç, Lehistan ve Osmanlı Devleti aleyhine büyüttü. Yüzyılın ikinci yarısında ise Çariçe II. Katerina, Osmanlı topraklarını paylaşma konusunda Avusturya ile anlaştı. Ancak Avusturya’nın bu projeden çekilmesi nedeniyle amacına ulaşamadı.

d. Osmanlı Devleti

Osmanlı Devleti 18. yüzyılın ilk yıllarında Karlofça ve İstanbul Antlaşmaları’yla kaybettiği toprakları geri alma siyaseti izledi. Osmanlılar bu konuda Venedik ve Rusya karşısında başarı kazandılarsa da Pasarofça Antlaşması’yla Avusturya’ya yeni topraklar bırakmak zorunda kaldılar. Bundan sonra Osmanlı devlet adamları kaybedilen toprakları geri alma siyasetinden vazgeçerek Batılı devletlere karşı diplomasiyi öne çıkaran barışçı bir politika izlemeye başladılar. Ayrıca Batı’nın gerisinde kaldıklarını görerek Avrupa ülkelerindeki gelişmelere ayak uydurmaya çalıştılar.

Bir Cevap Yaz.