18. Yüzyıl Avrupa Düşünce ve Bilim Hayatı Nasıldı?

18. YÜZYILDA AVRUPA’DA DÜŞÜNCE HAYATI VE EKONOMİDEKİ GELİŞMELER

• Düşünce ve bilim hayatındaki gelişmelerin ekonomiye etkisi hakkında neler söyleyebilirsiniz?

• 18. yüzyılın Avrupa tarihine “Aydınlanma Çağı” adıyla geçmesinin nedenleri neler olabilir?

1. AVRUPA’DA DÜŞÜNCE VE BİLİM HAYATI

Aydınlanma Nedir? (1784)

Aydınlanma, insanın, kendi suçu ile düşmüş olduğu bir ergin olmama durumundan kurtulmasıdır. Bu ergin olamayış durumu ise insanın kendi aklını bir başkasının kılavuzluğuna başvurmaksızın kullanamayışıdır. İşte bu ergin olamayışa insan kendi suçu ile düşmüştür. Bunun nedenini de aklın kendisinde değil fakat aklını başkasının kılavuzluğu ve yardımı olmaksızın kullanmak kararlılığını ve yürekliliğini gösteremeyen
insanda aramalıdır. “Sapare Aude!” yani “Aklını kullanma cesaretini göster!” sözü şimdi aydınlanmanın parolası olmaktadır.

Doğa, insanları yabancı bir yönlendirilmeye bağlı kalmaktan çoktan kurtarmış olmasına karşın tembellik ve korkaklık nedeniyledir ki insanların çoğu bütün yaşamları boyunca kendi rızalarıyla erginleşmemiş olarak kalırlar. Ergin olmama durumu çok rahattır çünkü.

Benim yerime düşünen bir kitabım, vicdanımın yerini tutan bir din adamım, perhizim ile ilgilenerek sağlığım için karar veren bir doktorum oldu mu, zahmete katlanmama hiç gerek kalmaz artık. Para harcayabildiğim sürece düşünüp düşünmemem de pek o kadar önemli değildir. Bu sıkıcı ve yorucu işten başkaları beni kurtaracaktır çünkü. Fakat bu yönde özgürce çalışmak için şimdi farklı göstergelere sahibiz. Böylece evrensel aydınlanmaya giden yoldaki engeller, insanın kendi suçu ile düşmüş bulunduğu bu ergin olmayış durumundan kurtuluşu ile ilgili güçlükler yavaş yavaş da olsa giderek azalmaktadır.

Resim 4.5: İmmanuel Kant (Carle Vernet-Karl Verne, 1795)

• Yukarıdaki metin ünlü Alman filozofu Immanuel Kant’ın (İmanuel Kant) (1724-1804) “Aydınlanma Nedir? (1784)” adlı makalesinden alınmıştır.

• Metindeki ifadelerden hareketle Kant’ın şikâyetleri ve insanlardan beklentilerinin neler olduğu konusunda hangi çıkarımlarda bulunabilirsiniz?

Avrupa’da Akıl Çağı olarak adlandırılan 17. yüzyılda bilim rönesansı yaşandı. Bu çağda pozitif düşüncenin önündeki en büyük engel olan dogmatizme dayalı skolastik düşünce sistemi ortadan kalktı. Buna bağlı olarak bilim, sanat, kültür ve edebiyat hayatında önemli ilerlemeler sağlandı. Bilim rönesansının temelleri İngiliz filozof Bacon (Beykın) ve Fransız filozof Descartes (Dekart) tarafından atıldı. Bacon ve Descartes’ın savunduğu bilimsel yöntemler 18. yüzyıl bilginlerine ışık tuttu. Bu bilginlerden biri olan Locke (Lok), bütün düşüncelerimizin duyulardan yani deneylerden geldiğini söyledi. Onun bu düşüncesi Condillac (Kondiyak), Hume (Hüm), Montesquieu (Monteskiyö), Voltaire (Volter), Jean Jacques Rousseau (Jan Jak Ruso) ve Kant gibi ünlü filozoflar tarafından da benimsendi. Bunlardan Kant, gerçek bilimin yalnızca duyu organlarımızın algıladıklarıyla yapılabileceğini söyledi. Bütün bu bilginlerin ortak amacı, akıl yoluyla aydınlığa ulaşmaktı. Bu nedenle söz konusu yüzyıla Aydınlanma Çağı, bu çağın düşünce sistemine de aydınlanma felsefesi adı verildi.

İngiltere’de ortaya çıkan aydınlanma felsefesi Fransa’ya, oradan da diğer Avrupa ülkelerine yayıldı. Aydınlanma Çağı düşünürleri, insanın doğanın bir parçası olduğuna ve aklıyla evreni kavrayıp açıklayabileceğine inanıyorlardı. Avrupa’da deney ve gözleme dayalı doğa bilimlerinin önünü açan bu anlayışa göre aklın etkin ve doğru kullanılmasıyla insan mutluluğunun önündeki engeller ortadan kaldırılabilirdi.

Aydınlanmacılar bilimin yanı sıra siyasi ve sosyal sorunlarla da ilgilendiler. Gelişmiş bir toplum düzeninin ancak halkın egemenliği, laiklik, demokrasi ve insan hakları gibi değerler üzerine kurulabileceğini vurguladılar. Bu nedenle eserlerinde eşitlik, özgürlük, adalet kavramlarını işlediler. İnsan aklını kısıtlayan, toplumsal gelişmeyi önleyen, eşitlik ilkesine aykırı her türlü uygulamaya karşı çıktılar. Mutlak monarşik yönetimlerin sakıncalarını dile getiren bu aydınlar düşünceleriyle geniş halk kitlelerini etkileyerek Amerikan Bağımsızlık Savaşı ve Fransız İhtilali gibi önemli tarihî olayların fikrî altyapısını hazırladılar. Böylece aydınlanma felsefesinin yalnızca bilim ve teknolojideki gelişmelere değil, büyük siyasi ve toplumsal dönüşümlere de kaynaklık etmesini sağladılar.

Resim 4.6: Laplace (Paulin Guérin-Polin Guerin, 1838)

Resim 4.7: Benjamin Franklin (David Martin-Deyvid Martin, 1767)

Resim 4.8: Quesnay (Jean Martial Fredou-Martiyal Fridu, 1767)

Resim 4.9: Adam Smith (John Kay-Jon Key, 1790)

18. yüzyılda aydınlanma hareketinin de etkisiyle Avrupa’da bilimsel ve teknolojik gelişmeler hızlandı. Bu dönemde matematik alanında Euler (Öler) pratik çözüm yöntemleri geliştirdi. Laplace (Laplas) (Resim 4.6) ve Lagrange (Lagranj) Newton’ın çalışmalarını mekaniğe ve astronomiye uygulayarak gök mekaniğini buldular. Fahrenheit (Fahrenhayt) termometreyi icat ederken Reaumur (Reomür) ve Celsius (Selsiyus) onun bu icadını geliştirdiler. İngiliz bilim insanı Grey iletkenliğin maddeden maddeye göre değişiklik gösterdiğini fark etti. Fransız bilgin Du Fay (Dü Fay) bütün nesnelerin elektriklenebileceğini ortaya koydu. Amerikalı Benjamin Franklin (Resim 4.7) ise paratoneri icat etti.

18. yüzyılda matematik, fizik ve astronominin yanı sıra kimya ve biyoloji bilimlerinde de önemli isimler yetişti. Fransız bilgin Lavoisier (Lavaziye), doğada hiçbir şeyin artmadığı veya eksilmediği ilkesine dayanan “Maddenin Sakınımı Kanunu”nu buldu. Havanın ve suyun çözümlemesini yaptı. Azot ve oksijenin solunum ve yanmadaki rollerini tespit etti. Bütün bu çalışmalarının sonunda bütün kimyasal olayların aslında maddenin yer değiştirmesinden başka bir şey olmadığını ortaya koydu. Böylece modern kimyanın kurucusu oldu. Başka bir Fransız bilgin Buffon (Büfon) bütün hayatını doğadaki canlı ve cansız varlıkları incelemeye adadı. Yaptığı deney ve gözlemlerinin sonuçlarını “Doğa Tarihi” adlı eserinde topladı. Geliştirdiği araştırma yöntemleri ve kuramlarıyla jeoloji, antropoloji, paleontoloji ve hayvanlar coğrafyası gibi yeni bilim dallarının kapılarını açtı.

Aydınlanma Çağı’nda doğa bilimleri alanında olduğu gibi beşerî bilimlerde de gelişmeler yaşandı. Bu dönemde eski tarih anlayışı terk edilirken onun yerine insanı her yönüyle bir bütün olarak ele alan, olaylar arasındaki sebep sonuç ilişkisine önem veren bilimsel tarih anlayışı öne çıkmaya başladı. Montesquieu, Voltaire, Jean Jacques Rousseau gibi Fransız düşünürleri siyasi ve toplumsal sorunlarla ilgili görüşler ileri sürdüler. Eserlerinde insanların daha iyi yaşamasını sağlayacak devlet ve toplum düzenleri hakkında bilgiler verdiler.

18. yüzyılda Avrupa’da ekonomi alanında da yeni görüşler ortaya atıldı. Bunlar içinde en ilgi uyandıranı fizyokratizm oldu. Öncülüğünü Fransız düşünür Quesnay’in (Kisney) (Resim 4.8) yaptığı bu akımı benimseyen ekonomistler, katıksız ve yeni bir ürün ortaya çıkarabilen tek ekonomik faaliyetin tarım olduğunu söylediler. Bu nedenle başta sanayi ve ticaret olmak üzere her şeyin tarımsal üretime bağlı olduğunu savundular. Tarımın gelişmesi için de bireysel mülkiyete geçilmesi gerektiğini vurguladılar. İskoçyalı Fizyokrat Adam Smith (Edım Simit) (Resim 4.9) ise bu görüşleri Milletlerin Zenginliği adlı eserinde
sistemli hâle getirdi. O, insanların kişisel çıkarlarını koruma konusunda serbest bırakılmasını istedi. Böylece ekonomide serbestliği esas alan liberalizmin kurucusu oldu.

Aydınlanma Çağı düşünürlerinin Avrupa ve dünya tarihinin akışını değiştirebilecekleri söylenebilir mi? Neden?

Bir Cevap Yaz.