17. Yüzyılda Osmanlı Devletinde Kültür, Sanat ve Bilim Alanlarındaki Çalışmalar

3. 17. YÜZYILDA OSMANLI DEVLETİ’NDEKİ KÜLTÜR, SANAT, MİMARİ VE BİLİM ALANLARINDAKİ ÇALIŞMALAR

Fatih Döneminde güçlü topların dökümü ve yeni medreselerin açılmasıyla başlayan Osmanlı bilim ve teknolojisindeki yükseliş bir sonraki yüzyılda denizcilik ve mimarlık alanlarındaki çalışmalarla devam etti. Ancak bu gelişim süreci 17. yüzyılda ortaya çıkan siyasi, sosyal ve ekonomik sorunların da etkisiyle durgunluk dönemine girdi. Bununla birlikte söz konusu yüzyılda da önemli sanatçılar ve bilginler yetişti. Bunlardan biri olan Mimar Sedefkâr Mehmet Ağa, Sultan Ahmet Camii’ni (Fotoğraf 3.4) inşa etti.

Sultan Ahmet Camii, Osmanlı Padişahı I. Ahmet tarafından Mimar Sedefkâr Mehmet Ağa’ya yaptırılmıştır. 1609-1616 yılları arasında inşa edilen cami, mavi renkli İznik çinileriyle bezendiği ve kubbelerinin içi mavi ağırlıklı kalem işleri ile süslendiği için Avrupalılarca Blue Mosque (Mavi Cami) olarak adlandırılmıştır. Sultan Ahmet Camii 17. yüzyılda İstanbul‘da yapılmış Klasik Dönem Osmanlı mimarisinin son büyük eseridir.

Sedefkâr Mehmet Ağa, öğrencisi olduğu Mimar Sinan’ın üslubunu bu eserinde en ihtişamlı seviyeye çıkarmıştır. Sultan Ahmet Camii kendi dönemindeki tek altı minareli yapıdır. Minarelerden ikisi ikişer, diğerleri üçer şerefelidir. 43 metre yüksekliğindeki merkezî kubbesinin çapı 23,5 metredir. Caminin içini üç taraftan çevreleyen balkonların duvarları, üzerine bitki motifleri işlenmiş yirmi binden fazla muhteşem İznik çinisi
ile süslüdür. Caminin duvarlarındaki yazılar Diyarbakırlı Seyyit Kasım Gubari tarafından yazılmıştır. 260 adet penceresi bulunan cami en ferah ibadethanelerden biridir. Caminin içine girildiğinde kuvvetli gün ışığının yansıttığı boyama, çini ve renkli vitray camlarının zengin süslemeleri ile karşılaşılır.

Sultan Ahmet Camii’nin minberi, mihrabı ve hünkâr mahfili de ayrı birer sanat yapıtıdır. Caminin yekpare mermerden yapılmış minberi çok ince işlemelidir. İçi çiçek motifli çinilerle kaplı mihrap, beş vakit namazı temsil eden beş ayrı mermerden yapılmıştır. Hünkâr mahfili ise turkuaz üzerine altın yaldız çinileri ve oyma işlemeli mermer korkulukları ile benzersiz güzelliktedir. Türk ve İslam dünyasının en ünlü anıtlarından biri olan Sultan Ahmet Camii, İstanbul’a gelen yerli, yabancı herkes tarafından hayranlıkla izlenmektedir.

Fotoğraf 3.5: Nabi’yi gösteren bir büst

17. yüzyılın bir diğer sanatçısı Hattat Hafız Osman’dır. Sultan II. Mustafa’ya hat dersleri veren Hafız Osman yazı ile yapılan bir süsleme sanatı olan “hilye”nin ilk hattatıdır. Bu yüzyılda edebiyat alanında da önemli isimler ortaya çıktı. Divan edebiyatının ünlü şairlerinden Nefi şiirleriyle birçok kişinin öfkesini üstüne çekti. “Siham-ı Kaza” adını verdiği hiciv şiiri onun en tanınmış eserlerinden biri oldu. Dönemin diğer şairlerinden Nabi de şiirlerinde devlet yönetimi ve toplumdaki bozukluklara dikkat çekti (Fotograf 3.5). Şair yer yer nasihatlar verdiği şiirlerinde herkes tarafından anlaşılması için sade bir dil kullandı. Nabi’nin “Hayriyye” adlı mesnevisi Türk edebiyatında ahlaki yönden çocuğa hitap eden ilk eser olmuştur. “Hayrabad, Münşeat” ve “Tuhfetü’l-Haremeyn” ise şairin diğer önemli eserleridir.

Türk müziğinin en büyük bestekarlarından Itri, Nefi ve Nabi gibi ünlü divan şairleriyle aynı yüzyılda yaşamıştır. Itri’nin “Neva Kâr” adlı eseri klasik Türk müziği repertuvarının en değerli eserlerinden biri olarak kabul edilir. Onun bir diğer tanınmış eseri ise Nefi’nin “Tutimucizeiguyem ne desem laf değil.” sözleriyle başlayan güftesi üzerine yaptığı bestedir. Günümüzde bütün İslam dünyasına yaygın olarak söylenen segâh makamındaki bayram tekbiri de Itri’ye aittir.

Türk hâlk edebiyatının altın çağı olarak kabul edilen 17. asırda başta Karacaoğlan olmak üzere tanınmış halk ozanları da yetişti. Toroslardaki Türkmen aşiretleri arasında yaşayan Karacaoğlan (Resim 3.16) doğa güzelliklerini, sıla özlemini, ölümü ve sevgiyi konu alan şiirler söyledi. Şiirlerinde içtenlikli ve özentisiz bir dil kullanan ozan halk edebiyatımızın en önemli sembollerinden biri hâline geldi.

? Karacaoğlan’ın şiirinde kullandığı dile bakarak 17. yüzyıl Anadolu Türkçesi hakkında neler söyleyebilirsiniz ?

Osmanlı Devleti’nde halk edebiyatının yanı sıra tekke edebiyatı da gelişme gösterdi. Anadolu’da Mevlâna, Yunus Emre ve Hacı Bektaş Veli ile başlayan bu edebiyat akımı Osmanlılar zamanında Hacı Bayram Veli, Kaygusuz Abdal ve Kul Himmet ile devam etti. Tekke edebiyatının 17. yüzyıldaki en önemli temsilcisi ise Ümmi Sinan oldu. Doğrudan halka seslendikleri için şiirlerini sade bir dil ve anlatımla kaleme alan tekke şairleri Türkçenin yaşatılmasına
büyük katkılarda bulundular.

17. yüzyılda Osmanlı düşünce ve bilim hayatının önde gelen isimlerinden biri Kâtip Çelebi oldu.

Katip Çelebi (1608-1657) Kimdir? Hayatı ve Eserleri

1608’de İstanbul’da doğan ve asıl adı Mustafa olan Kâtip Çelebi ordu kâtipliğinde bulunduğu için ulema ve halk arasında bu lakabı ile tanındı. Kâtip Çelebi, devlet ve toplum hayatında karşılaşılan sorunların çözümünde akli bilimlerden yararlanılmasının gereği üzerinde durdu. Bu konuyla ilgili olarak astronomi, matematik, geometri ve coğrafya bilimlerinden habersiz bazı devlet görevlilerinin verdikleri kararların yanlışlığını örneklerle açıkladı.

Kâtip Çelebi coğrafya, tarih, kamu yönetimi, biyografya ve bibliyografya alanlarında otuz civarında eser kaleme aldı. “Keşfü’z-Zünun” adlı eserinde İslam medeniyetine ait 15 bine yakın kitap ve 10 bine yakın yazar hakkında tanıtıcı bilgiler verdi. “Cihannüma” adlı meşhur coğrafya ansiklopedisinde ise dünya coğrafyasını anlattı.

1657 yılında vefat eden Kâtip Çelebi çevresinde çalışkan, iyi huylu, ağırbaşlı, az konuşan, çok yazan biri olarak öne çıkmıştır. Arapça ve Farsçanın yanı sıra Latinceyi de bilen Kâtip Çelebi, Batı bilimleriyle Doğu bilimlerini karşılaştırıp bunlar arasında sentez yapan ilk Türk bilim insanıdır.

Sizce Kâtip Çelebi’nin bilim hayatına yaptığı en büyük hizmet ne olmuştur? Neden?

16. yüzyılda parlak bir devir geçiren Osmanlı tarihçiliği gelişimini 17. yüzyılda da devam ettirdi. Müneccimbaşı Ahmet Efendi ve Halepli Mustafa Naima Efendi bu yüzyılda yetişen başlıca tarihçiler oldu. İlk resmî Osmanlı vakanüvisi olan Naima, olayları, onları doğuran sosyal çevre ile birlikte ele aldı. Naima, padişah ve vezirlerin eksik yönlerini, hatalarını yazıp eleştirdi. Ayrıca tarihî olayları meydana getiren şahısların iç dünyalarına yönelik tahlillerde bulunarak Osmanlı tarihçiliğinde yeni bir dönemin öncüsü oldu.

İlk bilinçli Türk gezgini olarak kabul edilen Evliya Çelebi de 17. yüzyılda yaşadı. Evliya Çelebi 36 yıl boyunca Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarındaki çeşitli ülkeleri dolaşarak “Seyahatname” adlı ünlü eserini yazdı. Seyyah, on ciltlik bu eserinde, gezip gördüğü şehirleri ve başından geçen olayları anlattı. İlgi alanı oldukça geniş olan Evliya Çelebi seyahat ettiği yerlerin tarihinin ve coğrafyasının yanı sıra sosyal, ekonomik ve kültürel özelliklerinin anlaşılmasına da çok değerli katkılarda bulundu.

Bursa’nın Büyük Çarşısı Bursa’nın dört demir kapılı bir kapalı çarşısı vardır. Çarşıdaki dükkanların toplamı dokuz yüzdür. Bu dükkanlarda o kadar değerli mücevherli kapkacaklar ve hediyelik eşyalar vardır ki güzelliklerini anlatmak mümkün değildir. Kapalı Çarşının dört yanında Kuyumcular Çarşısı, Bezciler Çarşısı, Kavukçular Çarşısı, Takkeciler Çarşısı, İplikçiler Çarşısı ve Berberler Çarşısı yer alır. Baharat Çarşısı, hele gelincik gibi güzel Gelincik Çarşısı bir büyük yolun iki tarafında olup şeker, öd, amber, misk, gül suyu satılan güzel kokulu çarşılardır. Bu çarşıların kemerleri kurşunla örtülüdür. Bazı yerlerinde demir pencereleri vardır. Her köşebaşında bir çeşme si bulunur.

Seyyahların söylediklerine göre Bursa’nın çarşıları gibi güzel binaları başka bir yerde görmek imkânsızdır. Böyle çarşılar İstanbul’da bile yoktur. Ancak Halep çarşılarıyla Edirne’nin Ali Paşa Çarşısı bunlara denk olabilir.

Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nden yararlanılarak 17. yüzyıl hakkında hangi bilgilere ulaşılabilir?

Osmanlı bilim dünyasındaki genel durgunluğa rağmen 17. yüzyılda bazı teknolojik buluş denemeleri de yapıldı. Bu denemelerden birinde Hezarfen Ahmet Çelebi (Resim 3.18) kollarına taktığı kanatlarla Galata Kulesi’nden atlayıp Boğaz’ın üstünden uçarak Üsküdar’a indi. Lagari Hasan Çelebi ise elli okka barutla doldurduğu kendi icadı olan bir rokete binerek barutu ateşledi. Roketle birlikte gökyüzüne doğru yükselen Hasan Çelebi roketin barutu bitince önceden hazırlayıp kollarına taktığı kanatları açarak başarılı bir iniş gerçekleştirdi. Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde Lagari Hasan Çelebi’nin roketle uçma olayını şu şekilde anlatmaktadır:

Lagari Hasan Çelebi

“Murad Han’ın Kaya Sultan isimli kızı dünyaya geldiği gece akika kurbanı şenliği oldu. Bu Lagari Hasan elli okka barut macunundan yedi kollu bir fişek icad eyledi. Sarayburnu’nda Hünkâr huzurunda fişenge bindi ve yardımcıları fitili ateşlediler. Lagari, “Padişahım seni Allah’a ısmarladım. İsa Peygamber ile konuşmaya gidiyorum.” diyerek gökyüzüne fırladı. Yanında olan diğer fişekleri ateşleyip denizin yüzünü yangın yerine çevirdi. Fişenginin barutu kalmayınca zemine doğru inerken kartal kanatlarını açarak Sinan Paşa Köşkü önünde denize indi ve padişahın huzuruna geldi. Zemini öperek “Padişahım, İsa Peygamber sana selam söyledi.” diyerek şakaya başladı. Bir kese akçe ihsan olunup 70 akçe ile sipahi yazıldı.”

Hezarfen Ahmet Çelebi (1609-1640) Kimdir?

IV. Murat’ın hükümdarlık yaptığı yıllarda Hezarfen Ahmet Çelebi adında bir Türk bilgini uçma teşebbüslerine girişti. İlk önce Ok Meydanı’nda kısa mesafeli dokuz deneme yaptı. Hepsinde de başarılı oldu. Miladi takvim 1636 yılını gösteriyordu. Hezarfen Ahmet Çelebi büyük uçuşunu yapmaya hazırlanmaya başladı. Galata Kulesi’nin üstüne çıktı. Kendini rüzgâra bırakıp Üsküdar’a uçacaktı.

O gün İstanbul halkı deniz kıyısını doldurmuştu. Kısa bir zamanda mahşerî bir kalabalık toplandı. IV. Murad, sadrazam ve vezirleriyle birlikte Sarayburnu’ndaki Sinan Paşa Köşkü’nden olup bitenleri seyrediyordu. Nihayet beklenen an geldi. Hezarfen Ahmet Çelebi, “Bismillah!” deyip kendini boşluğa bıraktı. Vücuduna taktığı kanatlarıyla Boğaz’a doğru süzüldü. Herkes hayret içindeydi. Hezarfen Ahmet Çelebi lodos rüzgârının da yardımıyla bir kuş gibi uçup İstanbul Boğazını geçmiş, Üsküdar’daki Doğancılar’a inmişti. Onun bu başarısından hoşlanan IV. Murat, kendisine bir kese altın verdi.

Hezarfen Ahmet Çelebi uçma tasarısını ilk gerçekleştiren bir bilgin olarak havacılık tarihinde yerini alırken planörcülüğün de öncülüğünü yapmış oluyordu. Çünkü o, uçuşunda bir planörcü gibi rüzgârın esişini dikkate almış, ona göre uçmasını gerçekleştirmişti. Onun bu başarısını gören halk ona “bin fenli” manasında “Hezarfen” lakabını taktı.

Lagari Hasan Çelebi ve Hezarfen Ahmet Çelebi’nin bu denemeleri devlet adamlarının bu tür çalışmalara kuşkuyla yaklaşması nedeniyle desteklenip geliştirilemedi. Bu yaklaşım nedeniyle de Osmanlı Devleti bilim ve teknolojide Batı’nın gerisinde kalmaya başladı.

• Lagari Hasan Çelebi ve Hezarfen Ahmet Çelebi’nin uçağın icadından yaklaşık iki asır önce uçuş denemelerinde bulunmuş olmalarına bakarak bu kişiler hakkında hangi değerlendirmelerde bulunabilirsiniz?

• Uçma denemelerine Osmanlı devlet adamları tarafından yeterince ilgi gösterilmemesinin nedenleri neler olabilir?

Proje Ödevi: 17. Yüzyıl Osmanlı Kültür Hayatı

Sevgili öğrenciler, bu proje ödevi kapsamında sizlerden 17. yüzyıl Osmanlı sanatçıları ve bilim insanlarıyla ilgili bir tanıtım broşürü hazırlamanız isteniyor. Çalışmayı bireysel olarak ya da grup çalışması şeklinde yapabilirsiniz. Projenizi hazırlama süreniz iki haftadır. Projeniz öğretmeniniz tarafından aşağıdaki değerlendirme formundaki ölçütlere göre değerlendirilecektir. Proje hazırlama çalışması sırasında aşağıdaki işlemleri yapınız:
• Süreyi verimli şekilde kullanmak amacıyla çalışma planı ile birlikte bir de çalışma takvimi hazırlayınız.
• Tanıtım broşürü hazırlama konusunda bir araştırma yapınız.
• Çalışmanız sırasında yararlanacağınız kaynakları belirleyiniz.
• Kaynakları inceleyiniz.
• Kaynaklardan elde ettiğiniz verileri sınıflandırarak hangilerini, nerede ve nasıl kullanacağınıza karar veriniz.
• Tanıtım broşürünüzde yer vereceğiniz sanatçı ve bilim insanlarını belirleyiniz.
• Tanıtım broşürünüzde belirlediğiniz sanatçı ve bilim insanlarının hayat öykülerinin yanı sıra onların eserlerine ve eserlerinden alınan ilgi çekici bölümlere yer vermeye dikkat ediniz.
• Tanıtım broşürünüzü, ele aldığınız sanatçı ve bilim insanları ile ilgili resim, minyatür, fotoğraf vb. görsel unsurlarla zenginleştirmeye çalışınız.
• Tanıtım broşürünüzün yazılı ve görsel içeriğiyle ilgili bir kaynakça hazırlayınız.
• Broşürünüzü elde hazırlayabileceğiniz gibi bilgisayar ve yazıcı yardımıyla da hazırlayabileceğinizi unutmayınız.
• Proje ödevinizi verilen sürede tamamlayıp teslim ediniz.
• Sınıfınızda proje ödevinizin sunumunu yapınız.

Konuya Ait Sorular

1. 17. yüzyıl ıslahatlarının genel özellikleri nelerdir?
2. 17. yüzyılda Avrupa’da ekonomi alanında ortaya çıkan merkantilizm düşüncesinin temel esasları nelerdir?
3. IV. Mehmet Dönemi’nde Köprülü Mehmet Paşa’nın olağanüstü yetkilerle sadrazamlığa getirilmesinin nedenleri nelerdir?
4. 17. yüzyılda Osmanlı-Venedik ilişkilerinin bozulmasının nedenleri nelerdir?
5. İkinci Viyana Kuşatması’nın başarısızlıkla sonuçlanmasının nedenleri nelerdir?
6. Karlofça Antlaşması’nın Osmanlı tarihindeki önemi nedir?
7. Sultan Ahmet Camii’nin Osmanlı mimarisindeki yeri ve önemi hakkında neler söyleyebilirsiniz?
8. Osmanlı Devleti’nin 17. yüzyılda iltizam uygulamasını yaygınlaştırmak durumunda kalmasının nedenleri neler olabilir?
9. Osmanlı Devleti 17. yüzyılda değişen ekonomik şartlar karşısında kendisini korumak için hangi önlemleri almıştır?
10. Otuz Yıl Savaşları’nın diplomasi tarihindeki yeri ve önemi hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Bir Cevap Yaz.