17. Yüzyıl Osmanlı İç İsyanları Nelerdir?

5. 17. Yüzyıl Osmanlı İç İsyanları Nelerdir?

17. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin başkenti İstanbul’da ve bazı eyaletlerde isyanlar çıktı. Bu isyanların başlıca nedeni devlet otoritesinin zayıflamasıydı. Yetersiz padişahların iş başına gelmesiyle birlikte yönetimde ortaya çıkan bozulmalar, ordunun ve halkın devlete güvenini sarsmış ve isyanlar için uygun bir ortam oluşturmuştur. İsyanların bir diğer nedeni ise ekonominin bozulmasıydı. Coğrafi Keşiflerden sonra Avrupa ülkelerinde altının bollaşması Osmanlı parasının değerini düşürerek fiyatların yükselmesine neden oldu. Bunun sonucunda alım gücü düşen Osmanlı halkı arasında devlete karşı büyük bir hoşnutsuzluk dalgası yükseldi.

17. yüzyılda Osmanlı Devleti’ne karşı çıkan isyanlar “İstanbul İsyanları” ve “Taşra İsyanları” olmak üzere iki grupta incelenebilir.

a. İstanbul İsyanları

İstanbul İsyanları genellikle yeniçeriler (Resim 3.3) tarafından çıkarıldı. 16. yüzyılın sonlarına doğru yeniçerilerin sayısının Devşirme Kanunu’na aykırı biçimde arttırılmasına bağlı olarak Yeniçeri Ocağının disiplini bozulmuştu. Bu dönemde yeniçeriler kanun dışına çıkmaya, görevlerini yapmamaya ve devlet işlerine müdahale etmeye başladılar. Kendi çıkarları doğrultusunda padişahlara karşı devlet içindeki başka kişi ve gruplarla iş birliği yaptılar. Böylece yeniçeri teşkilatına eskiden beri hâkim olan “Ocak devlet içindir.” anlayışı yerine “Devlet ocak içindir.” anlayışını benimsediler.

Resim 3.3: Yeniçerileri gösteren bir temsilî resim

17. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin yaşadığı ekonomik sorunlar en büyük etkisini yeniçeriler üzerinde gösterdi. Devlet, yeniçerilerin üç ayda bir aldıkları ulufeleri ve her padişah değişiminde verilen cülus bahşişlerini ödemekte güçlük çekmeye başladı. Bazen de bu ödemeleri ayarı düşük akçelerle yapmak zorunda kaldı. Bütün bu nedenler yeniçerilerin birçok kez ayaklanmasına yol açtı. Yeniçerilerin ayaklanmaları ulema sınıfı ve İstanbul halkından bazıları tarafından da desteklendi. Bunun üzerine padişahlar çoğu kez isyancıların isteklerini yerine getirmek zorunda kaldılar. Böylece yeniçeriler devlet içinde her istediğini yaptıran hatta padişahları tahttan indiren bir güç hâline geldiler.

16. yüzyılın sonlarına doğru, ulufelerini ayarı düşük akçelerle almak istemedikleri için III. Murat’a başkaldıran yeniçeriler daha sonraki yıllarda da benzer nedenlerle defalarca isyan ettiler. İstanbul’da ortaya çıkan bu isyan hareketlerinin belli başlıları II. Osman, IV. Murat ve IV. Mehmet Dönemlerinde yaşandı. Bu padişahlardan Genç Osman adıyla da bilinen II. Osman, artık faydasız hatta ordu ve devlet için son derece zararlı bir kurum hâline gelmiş olan Yeniçeri Ocağını kaldırmak istedi. Ancak padişahın bu niyetini öğrenen yeniçeriler ondan önce davranarak İstanbul’da büyük bir isyan başlattılar. İsyanın sonucunda Genç Osman’ı tahttan indirerek öldürdüler (1622).

Cülus bahşişi alamadıkları gerekçesiyle 1632 yılında ayaklanan yeniçeriler IV. Murat’ın tecrübesizliğinden yararlanarak ondan, çıkarlarına engel olarak gördükleri bazı devlet adamlarını istediler. IV. Murat tehditler karşısında önce geri adım atarak onların isteklerini yerine getirdi. Böylece isyancıları yatıştırarak zaman kazandı. Devlet içindeki gücünü arttırdıktan sonra da isyancıların önde gelenlerini ortadan kaldırıp karışıklıklara son verdi. İstanbul İsyanları içinde en önemlisi 1656 yılında çıkan ve Osmanlı tarihinde Çınar Vakası veya Vaka-i Vakvakiye adıyla bilinen ayaklanma oldu. Daha öncekiler gibi bu ayaklanmada da isyancılar padişahtan maaşlarının ayarı düşük akçelerle ödenmesinin sorumlusu olarak gördükleri saray görevlilerinin öldürülerek kendilerine teslim edilmesini istediler. IV. Mehmet ayaklanmayı ancak isyancıların isteklerini yerine getirerek bastırabildi.

Yeniçeri isyanlarının ortaya çıkardığı sonuçlar neler olabilir?

b. Taşra İsyanları

Osmanlı Devleti 17. yüzyılda İstanbul İsyanlarının yanı sıra ülkenin diğer yerlerinde çıkan isyanlarla da uğraşmak zorunda kaldı. Başkent İstanbul’un dışında meydana geldiği için “Taşra İsyanları” adı verilen bu ayaklanmalar “Celâli İsyanları” ve “Eyalet İsyanları” olmak üzere iki grupta incelenebilir.

Celâli İsyanları

Devletin Anadolu topraklarında görülen bu isyanlar Yavuz Dönemi’nde Tokat yöresinde ayaklanan Bozoklu Celâl’in adından dolayı Osmanlı tarihine Celâli İsyanları adıyla geçti. 16. yüzyılın sonlarına doğru başlayan Celâli İsyanlarının başlıca nedenleri; tımar sistemin bozulması, vergilerin artması ve eyaletlerdeki devlet görevlilerinin haksız uygulamalarıydı. Ayrıca fiyatların artması, halkın alım gücünün düşmesi, tarımda kıtlıkların yaşanması ve savaşların uzun sürmesi de isyanlara ortam hazırladı. Celâli İsyanlarına genellikle toprağı elinden alınmış köylüler, vergisini ödeyemeyen çiftçiler, asker kaçakları ve yerel görevlilerin kanunsuzluklarından zarar gördüğü için devlete güveni sarsılan kişiler katıldı.

Celâli İsyanları (Resim 3.4) içinde en önemlileri Karayazıcı, Canbulatoğlu, Deli Hasan, Kalenderoğlu ve Tavil Ahmet tarafından çıkarıldı. Bunların dışında Sivas Valisi Varvar Ali Paşa ve Erzurum Valisi Abaza Mehmet Paşa gibi görevliler de devlet ile düştükleri anlaşmazlıklar nedeniyle ayaklanmışlardı.

Celâli İsyanları Anadolu’nun sosyal ve ekonomik yapısında büyük sarsıntılara yol açtı. Birçok insan bu toplumsal kargaşa ortamında hayatını kaybederken köyler ve kasabalar harap oldu. Dirlik ve düzeni bozulan köylüler topraklarını bırakıp şehirlere göç etmek üzere köylerini terk etmeye başladı. Osmanlı tarihinde Büyük Kaçgun olarak adlandırılan bu göç hareketi sonucunda kırsal kesimde tarımsal üretim düşerken tımar sistemindeki bozulma da hızlandı. Şehirlerde ise kontrolsüz nüfus artışına bağlı olarak barınma, işsizlik ve suçlarda artış gibi yeni sorunlar ortaya çıktı. Diğer yandan bu isyanlar vergilerin toplanamamasına ve devlet gelirlerinin düşmesine neden oldu. Ayrıca Osmanlı Devleti’nin doğuda Safevilere, batıda ise Avusturyalılara karşı mücadelesini olumsuz yönde etkiledi.

Resim 3.4: Celâli İsyanlarına katılan Celâlileri gösteren bir temsilî resim

Eyalet İsyanları

17. yüzyılda İstanbul ve Anadolu’nun dışında Osmanlı eyaletlerinde de isyanlar yaşandı. Bu isyanlar Erdel, Eflâk, Boğdan, Kırım, Trablusgarp, Halep, Bağdat ve Yemen gibi merkezden uzak eyaletlerin başındaki beyler tarafından çıkarıldı. Bunlar zayıflayan Osmanlı Devleti’nin iç karışıklıklar nedeniyle zor durumda kalmış olmasından faydalanarak devletten ayrılıp bağımsızlıklarını kazanmak için ayaklandılar. Osmanlı Devleti eyaletlerde çıkan bu ayaklanmaları kimi zaman güç kullanarak, kimi zaman da tavizler vererek bastırdı. Ancak bu eyaletler üzerindeki hâkimiyetinin zayıflamasını engelleyemedi.

Celâli İsyanları sırasında Anadolu’daki köylerden birinde yaşayan bir çiftçi olduğunuzu düşününüz. Yaşadığınız yerdeki olumsuzlukları anlatan bir şikâyet dilekçesi yazmak istiyorsunuz. İstanbul’a kadar giderek Divan-ı Hümayunda veziriazama sunmak üzere nasıl bir dilekçe yazardınız? Dilekçenizde şikâyetlerinizin yanı sıra taleplerinize de yer veriniz.

Bir Cevap Yaz.